T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bağımsızlık mücadelesi

Kemal Derviş'in kanunlaşmasını istediği 15 konuyu, globalleşmenin ve modern dünya ile entegrasyonun kaçınılmaz gereği olarak ortaya koymak, etrafta olup biteni doğru algılayamamak anlamına gelir.

Globalleşme ile birlikte mal ve hizmet ve özellikle sermaye hareketinin önündeki engellerin kalkması, kapalı ve ithal ikameci modellerin bir daha uygulanmamak üzere sahneden çekilmesine yol açmıştır. Bugün artık, ekstrem ve tatbik kabiliyeti olmayan ütopik görüşler dışında hiç kimse, ekonomide müdahale ve kontrol dönemlerine dönüşü istememektedir.

Türkiye, 1980'li yılların başından itibaren, uluslararası rekabet olgusunu yaşamaya başlamış ve bunun nimetlerinden faydalanmasını bilmiş bir ülke olarak, döviz bulundurmanın yasaklandığı, ithalatta sağlanan ayrıcalıklar nedeniyle haksız kazançların elde edildiği ve gümrük duvarları arkasında, tüketicinin kalitesiz ve pahalı mal ve hizmete mahkum edildiği dönemlere dönüş yollarını kapatmıştır. Türkiye dünya ile entegre olma yolunda önemli mesafe almıştır.

Globalleşme kaçınılmazdır ve bir realitedir. Bu gerçeği inkar ederek yolunuza devam edemezsiniz.

Oyunu kurallarına göre oynadığınızda globalleşmeden kazanç sağlayabilirsiniz. Hata yaparsanız kurtlara yem olursunuz.

Kamu bankalarının özelleştirilmesi ya da tarımda sübvansiyonların azaltılmasıyla globalleşme arasında hiçbir ilişki yoktur. Tarımın ve çiftçinin desteklenmesi için çok büyük paralar harcayan Avrupa Birliği ülkelerini, globalleşmenin ve modern dünyanın dışında değerlendirmek mümkün mü?

Şeker olayını ele alalım

Şekerde tekeli kaldıran kanun Sayın Cumhurbaşkanı'nın da onayı ile yürürlüğe girdi. Bundan sonra olacaklara bakalım.

Pancar ekim alanları daralacak. Geçimini şeker pancarı üretiminden sağlayan onbinlerce çiftçi işsiz kalacak. İş bulmak ümidiyle başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlere göç edecekler. Gecekonduların sayısı artacak. Şehirler daha da çirkinleşecek. Suç oranlarında artışlar olacak.

Ziraat Bankası özelleştirildiğinde önemli bir destekten mahrum kalacak çiftçilerin ve köyden kopanların sayısı daha da büyüyecek. Yüzbinlerce insan üretici olmaktan çıkıp tüketici konumuna gelecek. Şehirlerdeki sanayi kuruluşlarına ucuz işgücü sağlamak amacıyla şehirleşmeyi teşvik eden 19. yüzyıl İngiltere'sinin, tartışılabilir ama bilinçli politikaları gibi bir programınız yoksa, kırsal nüfusu şehirlere sürüklemenin maliyeti daha büyük olacaktır.

Ya da şöyle soralım. Tarımda desteğin kaldırılması veya azaltılması neticesinde sağlanacak tasarruflar ile geçimini sağlayamayacak duruma düşerek şehirlere doluşacak insanların ekonomiye maliyeti arasında bir karşılaştırma yapıldı mı? Böyle bir hesaplama sonucunda, tasarrufların maliyetlerden daha fazla olduğunun anlaşılması nedeniyle şeker pancarı ekim alanlarının daraltılmasına karar verilmiş ise karara saygı duyulması gerekir. Aksi halde yapılanların, ülkenin çıkarı gözetilerek gerçekleştirildiğini kimse iddia edemez.

Satmakla kurtulamazsınız

Ya kamu bankalarını yolsuzluklara kaynak teşkil ediyor gerekçesiyle kapatılmasını isteyenlere ne demeli. Mevcut yönetim ve ahlak anlayışı değişmediği sürece yolsuzlukları ortadan kaldırmak için devletin kapısına kilit vurmanız gerekir.

Diyelim kamu bankalarını özelleştirdiniz. Devletin elindeki iktisadi kuruluşları, döner sermayeleri ve fonların tamamını kapattınız. Yolsuzlukları ortadan kaldıracağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Devlet milli gelirin dörtte birini konsolide bütçe yoluyla her yıl yeniden dağıtır. Mal ve hizmet satın alır, binalar, yollar, köprüler, hastaneler, okullar yaptırır. Doğalgaz boru hatları döşetir.

Kamu bankalarını özelleştirdiğinizde, 350 milyon dolara malolması mümkün olan otoyolun 850 milyon dolara ihale edilmesini engelleyebilir misiniz? Ya da Mavi Akım Projesi'ndeki yolsuzluk iddialarını ortadan kaldırabilir misiniz?

Devlet ihalelerindeki yolsuzlukları ortadan kaldırmak için büyük ümitlerle 2886 sayılı Kanun yürürlüğe konuldu. Yolsuzluklar önlenemedi. Devlet ihale mevzuatı yeniden değiştiriliyor. Anahtar teslim ihale yöntemine geçilecek ve yolsuzluklar büyük ölçüde engellenecekmiş. Sakın inanmayın. Mevcut siyasi ve bürokratik yapı ve ahlak anlayışı çerçevesinde değişen hiçbir şey olmayacaktır.

Özelleştirmeye karşı değiliz. Kamu bankalarının özelleştirilmesine de. Ancak, kamu bankalarının bugün özelleştirilmesi, güçlendirilmiş ve devletin yegane borç kaynağı olan bankacılık sisteminin yabancı sermayenin hakimiyetine girmesine neden olacaktır. Hazine'nin Merkez Bankası'ndan kısa vadeli avans kullanma imkanı ortadan kaldırıldığı için kamu bankalarının özelleştirilmesi, milli hükümetlerin bağımsız ekonomi politikası uygulama imkanlarını büyük ölçüde sınırlandıracaktır.

Güçlü ve ayakları üzerinde durabilen, yabancı rakipleriyle rekabet imkanına kavuşturulmuş bankacılık sistemi oluşturmadan kamu bankalarının satılması, inanılmaz bir gücün yabancıların eline geçmesi sonucunu doğurur.

Büyük devletler yabancı sermaye yatırımlarını dikkatle takip ederler. Örneğin, İngiltere ülkesine yatırım yapan Alman sermayesinin belirleyici konuma geçmesine müsaade etmez. Ya da basına da yansıdığı gibi Fransa Hükümeti, Amerikan firmalarının Fransa'daki yatırımlarının artmasından kaygı duyar ve tedbir almak gereğini hisseder.

Globalleşme yerli sermaye ve yerli üreticinin ortadan kaldırılması anlamına gelmez. Globalleşme uluslararası sermaye ile rekabet edebilen yerli sermayenin oluşmasını sağlamaktır.

Bugün Kemal Derviş'e ve yapmak istediklerine karşı çıkmak ekonomik bağımsızlığımız için gereklidir.


20 Nisan 2001
Cuma
 
NURETTİN CANİKLİ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED