T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Her şey yanıyor çığlıklar, düşler ve beyaz atların sarı gülleri...

Tövbekar olmuşum, çile çekiyormuşum,
Yok canım, pişmanlık bana mı kalmış?
                                                      Sadi

Çoğu zaman geçen geçtikten sonra yanarız. Gençliğimiz geçer, pişmanlıklar içinde yanarız. Ne toprağın tuzunu tadarız, ne de engin tuzunu denizlerin...

Yıllar var ki, taşlar üstünde yalınayak, alnımı kır menekşelerine dayayıp, dünyanın parıltısını seyretmedim. Çoğu zaman neyin bekleyişi olduğunu bilmeden bekledim, kolum kanadım yorgun ve aşkla bükülmüş gibi...

Bazen de, kederin zehirli şarmaşığının ötesinde, daha gizli bir keder gibi başka bir keder arardım.

Geçen günlere geçtikten sonra bu kadar yanmasaydım, sevince hiç kimsenin seslenmediği kadar içten, candan, yakından seslenmek isterdim.

Dünyanın en güzel çocukları çiçeklere bakıp ölmeseydi, şafakta ölümün tadını deneyecek kadar yakıcı bir uykusuzlukla uyanmazdım...

Manolyalar, erguvanlar, her bahar yeniden açıyorlar biliyorum, ama şafak öncesinin yarı aydınlığında bükülmüş boyunlarına dayanamıyorum...

Yeryüzüyle gökyüzü arasında gecenin renklerine bürünüp, dayanılmaz acıları aşkın dalgalarına serpiyorum. Karanlık vadilerde ne bir fısıltı, ne bir çığlık...

Bir gün aşk bu toprakları terkederse, kurumuş bir ağaç gibi devrilip bahara veda edeceğim. Binlerce sesin yankısı küle dönüşecek, karanfilleri soldurulan gencecik kızların hayallerinde.

Her şafakta, çiçekler kollarını uzatıp yağmur damlalarına ve kızgın gözyaşlarına sarılacaklar ve hep ölümlerden utanacaklar...

Yana yana tükenmiş şarkıların kıyılarına küçük "ölüm karanfilleri" tutuşturulmuş... Her şey yanıyor bu ölümün anısında, çığlıklar, düşler ve beyaz atların sarı güller gibi dalgalanan yeleleri...

Çalınan umutlarıma ve aşklara yanıyorum ama korkmuyorum... Ruyalarımda, geçmiş rüzgarların anısıyla savrulan atlar ve beyaz örtülü kızlar bile yanıyor, acıdan haykırıyorum ama hala hayattan umutluyum, yorgun değilim hiçbir şeyden...

Her baharda, aynaya bakar gibi bakıyorum karanfillerinize...

Hayat dansediyor, insanlar ölüyor, bense alevlerin ortasında beyaz atlarla, ateş renginde başaklarla size geliyorum...


22 Nisan 2001
Pazar
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED