|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye'nin "ikinci" başbakanı Derviş iki aya yakın "yoğun" bir çalışmadan sonra "güçlü ekonomiye geçiş" programını açıkladı. Ancak program kimseyi tatmin etmedi. Çünkü program üretimi artırmak şöyle dursun, eldeki kaynakları da yok edecek gibi görünüyor. Günü kurtarmak ve geleceğe güvenle bakabilmek için "birinci" başbakan Ecevit'in güven tazelemesi gerekir. Hükümet başarısız "ilk" programla seçmen gözünde güvenirliğini büyük ölçüde yitirdi. Toplumun benimsemediği hiçbir programın başarılı olması mümkün değildir. Ayrıca "atamışlar" değil, "seçilmişler" güven tazeler. Başarısızlığa uğrayan programın sorumlusu "atanmışlar"dan daha çok "seçilmişler"di. Güvenin kazanılabilmesi için, "atanmışlar"ın değil, "seçilmişler"in istifa etmesi gerekirdi. Türk politikasında başarısız olanların istifa etme geleneği yoktur. "Seçilmişler"in "dokunulmazlığı" vardır. Bir yere "başkan" seçileni, ömrünün sonuna kadar kimse başkanlıktan uzaklaştıramaz. Çünkü ikinci seçimde seçmenler başkanı değil, başkan seçmenleri seçer. Seçmesini bilen başkan, sürekli seçilir. Bu yüzden, Türkiye bir başkanlığı ele geçiren, ölünceye kadar "başkan" kalır. Gerçi Derviş başkan Gorbaçov gibi, "açıklık" ve "yeniden yapılanma" dedi. Ancak Türkiye'yi yeniden yapılandırmak, seçmen tabanı olmayan "bürokrat"ların işi değildir. O "bugünü kurtarmak için yarını dinamitlemiyeceğiz" dedi. Ancak, bırakın yarını, bugünü kurtarmak da, Meclis'in içinde ve dışında olan, bütün toplum temsilcilerinin katılım ve desteğiyle olur. Bu bağlamda, "başbakan"ların "birinci"si gibi, "ikinci"si de, muhalefet partileriyle birlikte kamuoyunun desteğinden mahrum. Muhalefetle paylaşılmayan bir iktidar, Meclis "dışı" güçler tarafından paylaşılır. Derviş'in seçmene dayanmayan iktidarı çoktan paylaşılmış gibi görünüyor. Derviş, oluşan güven bunalımı sonucu kişi ve kurumların ekonomik sistemden çekerek, "kasa"ya kilitledikleri kaynakları Avrupa ve Amerika'da arıyor. "Mr" Derviş Özal gibi, Anadolu'nun bağrından çıkıp gelseydi, Türkiye'nin üretim gücünü artıracak kaynakları "dışarıda" değil "içeride" arardı. Derviş Anadolu'nun gücünü bilmediği gibi, o gücün bilincinde olanların desteğini de aramıyor. "İçerisi" karanlık diye "dışarıda" para arayanlar, farkında olmadan ellerindeki parayı da yitirirler.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |