![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
Fikir ve sanat dünyamızın usta yazarı Rasim Özdenören'in yeni öyküleri ne zaman çıkacak diye sabırsızlıkla bekliyorduk. Son öykü kitabı Denize Açılan Kapı'nın (1983) üzerinden uzun bir zaman geçmişti. Nihayet geçen yıl (1999) Kuyu adlı uzun öyküsü yayınlandı. Bu öyküde geçmişimizde -Mevlâna'da, Sadi'de- sıkça işlenen fakat günümüzde nerdeyse unutulmaya terkedilmiş, çok az işlenen bir konuya el atmıştı Özdenören. Kendine has o aşina olduğumuz üslup ve teknikle. Kuyu'da Yusuf'un serüveni anlatılıyor. Yusuf, adını bir yerlerden duyduğu tekkeye gitmek için yola koyulur. Öykü, onun gittiği şehirdeki istasyonda inmesiyle başlar. Vakit geç olduğu için gittiği kentin sıradan bir otelinde gecelemek zorunda kalır. Tevbe etmeye geldiği bu şehirde günaha girmekten kurtulamayarak. Fakat Yusuf o kapıya gitmeye azm etmiştir. Onun gideceği başka kapı var mı ki? Mevlâna Hazretlerinin çağlardan yankılanan mesajına uyarak: "Bin kere tevbeni bozmuş olsan da gel Bu kapı ümitsizlik kapısı değildir." Yusuf o kapıya gider. Boyun bükerek efendisinin dizlerinin önüne çökmek. Gözlerini yumup bütün zaman ve mekân kavramlarını aşarak efendiler efendisinin huzuruna varmak... "Bana şefaat et! Eğer şefaat etmezsen helâk olurum. Huzuruna sadece günahlarımla geldim. Getirecek başka birşey bulamadım... Bana kurtuluş yolunu göster." Yazar Rasim Özdenören, Kuyunun içinde mi yoksa dışında mı olduğunu bilemeyen Yusuf'un öyküsü anlatmıştı bize. İki kitaplı bir sürprizÖzdenören, şimdi hoş bir sürpriz yaparak ayni anda iki öykü kitabıyla okuyucusuyla buluşuyor: Bunlardan ilki Ansızın Yola Çıkmak. Denize Açılan Kapı'daki öyküler tadında. Bu öykülerde yazar, her zamanki gibi bunalımda olan insanımızı anlatıyor. Çağı da sorgulayarak. İkinci öykü kitabı Hışırtı başka bir yazımızın konusu olacak inşallah. Uyuz, kara bir it gibi başıboş gezen ve efendisini arayan bir insanı anlatıyor Okaliptüs adlı öyküde. "Sen yanımdayken, seni düşünerek sana ulaşmaya çabalıyorum. Efendim. Nerdesin?" Başka bir öyküde de yine avare -gayesiz- gezen ve kendisiyle bir hesaplaşma içinde bulunan birinin öyküsünü okuyoruz. "Ben kendim miyim? Ben kendimsem, benim benden ayrılmam, benim benden kaçmam mümkün olmamalı: ama ben kendim değilsem, ben kendimden kaçıp kurtulabilirim. Ben kendimin içinde mi bulunuyorum, yoksa dışında mıyım? İnsan kendi kendinin aynası olabilir mi? Kendimden kaçabilir miyim?" (İçi ve Dışı). Tasavvufta öyle değil mi? Sen yoksun, O var. Ama sen hem O değilsin, hem Ondan gayrı değilsin. Arızalanan bir otobüsün iki yolcusunun -iki sevgilinin- dağbaşında karşılaşmaları, Ansızın Yola Çıkmak adlı öykünün konusu. Yalnız başına -rehbersiz- doğru yolu arayan birinin o yolu bulması mümkün mü? Dostların yardımı ve rehberliği olmadan doğru yol nasıl bulunabilir? 'Estağfurullah'Tuhaf Şeyler adlı öyküde, ölümün değişik şekillerde gelebileceği vurgulanıyor. Bazen sinsice, bazen açık açık, bazen ölüm olarak, bazen de sevgili olarak. Çâre? Çâre oraya eli boş gitmemek. Nereye? Oraya. Bir Sultanın karşısına eli boş gidilmez ki... Peki bir dilenci bir Sultanın huzuruna ne götürebilir ki?.. "Estağfurullah." "Ben ceset istemiyorum. Ben ölü sevici olmak istemiyorum. Ben seni istiyorum. Seni!" (Boyalı Ölü adlı öyküden.) İskelet, Maske, Yırtılma, Ölü... adlı öykülerde, gerçek nerede bitiyor, hayal nerede başlıyor. Zor öykülere el atıyorRasim Özdenören, zor öykülere el atsa da, bu öyküler onun elinde dünyanın en güzel öyküleri olmuş. Okuyucu bu öykülerde bir sonraki satırda ne olacak diye merak ediyor. Ansızın Yola Çıkmak adlı öykü kitabında usta yazar Rasim Özdenören'in usta işi 12 öyküsü yer alıyor. Okuyucusunu düşünmeye davet eden öyküler. Rasim Özdenören'in öykülerini özlemiştik. Beklediğimize değdi doğrusu. Ansızın Yola Çıkmak, Rasim Özdenören, İz Yayıncılık, Tel: 0 212 520 72 10
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|