![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
FP tefrikasıFazilet Partisi'ndeki yenilikçi grubun bayram tatili dolayısıyla ziyaret ettiği çeşitli Anadolu illerinden derlediği intibâlar, geçtiğimiz perşembe günü nihayet masaya yatırıldı. Gölbaşı Patalya Otel'de yapılan değerlendirme toplantısı, haklı olarak basında geniş bir yer tuttu. Toplantı düzeni
Toplantıda oturma düzenine dikkat ettim. Merkezde Recep Tayyip Erdoğan yer alıyor. Onun sağında Abdullah Gül, Abdüllâtif Şener ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek!.. Tayyip Bey'in solunda ise Bülent Arınç, Cemil Çiçek ve hiçbir meselede ihtiyatı elden bırakmayan Meclis Başkan Vekillerinden Vecdi Gönül bulunuyor. Basının yazdığının aksine; ne yenilikçi grubun partiden ayrılıp ayrılmaması hususunda bir tartışma, ne de Melih Gökçek'le ilgili herhangi bir sorun yaşanmış değil toplantıda. Yapılan bütün konuşmalar, Fazilet Partisi'nin Küskünler Harekâtı, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Af tasarısı sırasında içine düştüğgü talihsiz ikilemin, toplumda ve parti tabanlarında bıraktığı sükutu hayalin tercüme ve değerlendirmesinden ibaret!.. Yenilikçi grubun teşhisleri
Varılan tesbitler özetle şöyle: Sistem veya iktidar, içine sık sık düştüğü açmazlardan kurtulmak için, hakkında kapatma davası açılan partimizle işbirliğine girmek ihtiyacını duyuyor. Yani hem bizi kapatmak istiyorlar, hem de çok hayatî meselelerde bize, bizim oylarımıza muhtaçlık hissediyorlar. Meselâ cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde, Süleyman Demirel için (5+5)in geçirilmesi denemesi... Mesela Süleyman Demirel'in yeniden seçimi.. Bunların ilk örneği Küskünler Harekâtı ki seçimlerin tehirine ilişkindi. Halbuki 28 Şubat boyunca seçimi en çok isteyen parti biz olduğumuz halde, bundan rücûya kalkışmıyor muyduk? Aynı şekilde affa en çok biz karş çıktığımız ve yolsuzluk gensorusunu biz verdiğimiz halde dahi, parti olarak sözümüzde duramadık ve gene ikiye bölündük. Bunların son örneği, Ecevit ve Yılmaz'ın, Köşk'e karşı duydukları bir nefretin sonucu olarak, gündeme getirdikleri (5+5) anayasa değişikliği oluyor. Yani seçimine yarı yarıya oy vermediğimiz, fakat demokratikleşmeden yana tutumu ve toplum tarafından sevilmişliği o kadar âşikâr olan cumhurbaşkanını, gene karşımıza almış olmayacak mıyız? İşte halk, ana muhalefet partisinin bu ikircikli tutumuna bir türlü anlam veremiyor. İktidar partilerinin oyları düşerken, bizim oyumuz bunun için yükselmiyor. Korkarız ki sistem ve biraz da parti merkez kadrolarının yanlış tutumu yüzünden, ana muhalefet partisi rolümüz giderek pörsüyor ve toplumun içinde yüzdüğü bu bezgin, ümitsiz ortamı CHP'nin ve Deniz Baykal'ın doldurması yolunda ayağımızın altına karpuz kabuğu konuyor. Burada yenilikçi grupları rahatsız eden husus şu: İktidar bize hangi noktalarda ihtiyaç duyuyor? Bu ihtiyacı duyan bazan iktidar, bazan da Küskünler ve (5+5)te olduğu gibi 28 Şubatçı kadrolar ve Süleyman Demirel takımları olduğuna göre? Bizim gerek kapanma, gerekse Erbakan Hoca'nın hapse girme ihtimalini önemsediğimizi bilenler, kendilerinin sıkıştığı her durumda, ağzımıza bir parmak bal çalarak bizi istismara kalkışıyorlar. Ve bunun bir sonu da gelmiyor. Artık bunlar bitti sanmayınız. Bugün af, yarın trilyonluk para davası, öbür gün başka bir mesele. Bu mekanizma böyle işlediği sürece, FP sadece bu işler için kullanılan bir parti olacak; topluma değil kendine yarayışlı bir hizip haline gelecektir. Anlayacağınız toplumdan kopuyoruz!.. Zeminlerimiz çürüyor, iç çekişmeler bizde moral nâmına birşey bırakmıyor. Kendini toparlamayan, moral ve kararlılık sergilemeyen bir siyasî hüviyet, toplum ve ülke adına hangi gelecek ümidini harekete geçirebilir ki? Çizilen bu tablo, doğrusu benim de içimi burkmadı değil. Kapanma davası ve ihtimal
Fakat hiç olmazsa, biz bâri bu karanlık ortama bir ışık tutalım ki, ikircikli ruhlara biraz ferahlık gelsin!.. Mevcut şartlarda değil; çok ama çok uzun ve hayli eski şartlardan beri, FP'nin kapatılma ihtimali alabildiğine zayıflamış gözüküyor. Bu ihtimal ta yaz ortalarında ortadan kalkmıştı. Dolayısıyla FP'yi; gelenekçi ve yenilikçileri korkutan kulaklara bakmayın siz. Onların amacı FP'yi, her ihtiyaç halinde kullanmaya hazır bir manga halinde tutmak!.. Daha ötesi, Hoca'nın hapse girmesi falan da yoktu. Köşk affeder, gene böyle bir yola sapılmazdı. Öyleyse son söz: FP kendini değil, ülkeyi ve milleti düşünmeyi öne alsa daha iyi yapmaz mı? FP davası sizin anlayacağınız, tam bir gazete tefrikası!.. Dolayısıyla herkes yapacağı işe baksın. Tabiî ki iş yapmak niyeti varsa.
nturinay@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|