YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Siyaset, güvenlik ve "siyaset"

Kronik konumuz, siyasete yapılan müdahalelerin ne kadarının siyasete müdahale etmek yoluyla birilerinin genetik güç kazanma arzusundan kaynaklandığı, ne kadarının da siyasetin yapısal görevlerini yerine getirmemesinin doğurduğu boşluğun yarattığı karambolün sonucu olduğudur. Siyasete yapılan her müdahale kötüdür; bunda kuşku yok, tartışma götürmez birşey bu. Fakat siyasetin bu müdahalelere zemin oluşturma çabalarının da yerli yerine oturtulması gerekir. Gerçi bu çok zor ve riskli bir tartışmadır. Çünkü bu tartışmaya bir yönden girişenlerin geleneksel refleksi, darbelerin meşru eylemler olduğunu açık ya da örtülü yollarla savunmaktır. Darbeleri meşru bir pozisyona yerleştirmek isteyenlerin bir çoğu, siyasetin darbeleri kışkırtan tarafları olduğunu söyleyerek ve bunları alabildiğine detaylandırarak 'bağlam' inşa etmeye çalışırlar. Bu nedenle, siyasetin yapısal görevlerini yerine getirmemesinin, siyasete müdahe edilmesi ile ilişkisine gönderme yapmanın, darbeleri meşrulaştırmaya çalışan çabanın istihdamına yol açma tehlikesi vardır. Fakat bu istihdamdan bahsediyor olmanın, yeterince uyarı anlamına geldiğini düşünerek işe girişmenin sahici zemini üzerinde durmak mümkündür.

Bu kronik konuya gönderme yapmanın en önemli sebebi, bütün yapısal ödevlerini siyaset-dışı kurumlara teslim etmiş olan siyasetin bir 'siyasallaşmanın' adresi olamayacağının altını çizmek ve bu durumun da siyasallaşma süreçlerine balans ayarı yapılmasını 'daimileştirecek' en önemli etken olduğunu açıkça belirlemektir. Türkiye'nin dış politikasına dair tüm 'bilgi' ve 'senaryolaştırmaları' siyasetin dışındaki kurumlara teslim etmiş olan, iç politikadaki stratejik her konuyu siyasetin dışındaki süreçlerin dolayımından geçirmeden iş göremeyen ve esas olarak Türkiye'nin güvenliğine dair 'hafıza'sı bulunmayan siyaset kurumunun, kendi görevlerini yapamaz hale gelmesinin veya kendi görevlerini gönüllüce siyasetin dışındaki odaklara 'terketmesinin' anlamı üzerinde düşünmek gerekir.

'Ulus', 'ulus-devlet' ve 'uluslaşma' tartışmalarında, Türkiye'yi literatürün dışına çıkaran veya literatürün içinde kaldığı durumlarda da literatürün belli alanlarında 'aşırı istihdamla çalıştıran' unsur, Türkiye'nin 'güvenlik' meselesini, bildik 'güvenlik' algılarının çok ötesinde bir yere yerleştirmiş olmasıdır. 'Güvenlik', bu jeo-politik statüde, herşeyin kendisinden geçmekte olduğu bir sarmalın kalın çizgisi gibidir. Cumhuriyet'in kuruluşundan bugüne kadar, 'güvenlik' meselesinin açıkça dolayımından geçmeyen hiçbir adım atılmamıştır. Son derece iktisadi bir mesele gibi gözüken 'Toprak reformu' konusu bile Şeyh Sait isyanı ile çıkan güvenlik probleminin çözümü çerçevesinde ele alınmıştır. Şeyh Sait isyanı ile yeni rejim 'köyün siyasal kontrolü' gibi bir durumla karşı karşıya kalmıştı. İktisadi ilerleme ile köyün siyasal kontrolünün birleştirilmesinden çıktı 'Toprak reformu'. Bu jeo-politik statüdeki iş görme yaklaşımını, dış politika ve dış ticaret gibi alanlara yaydığınızda ise önünüze çok daha karmaşık bir tablonun çıkacağı muhakkaktır.

'Siyaset' ve 'güvenlik' ilişkisindeki bu 'özel tarih'i bilmeyen ve 'ayrıksı hafıza'dan haberdar olmayan siyaset kurumunun, önüne gelen herhangi bir tabloyu, siyasetin doğasına uygun bir biçimde çözüme kavuşturması mümkün değildir. Bu eksiklikten dolayı, siyaset kurumu 'siyaset'e ait alanları siyaset-dışı enstrümanlara kolayca terketmektedir. Bunun yoğunlaşmış hali ise ortaya çıkan boşluğun darbe ile doldurulmasıdır. O zaman siyasetin önündeki temel mesele, bu yazıda 'güvenlik' meselesinde örnek verdiğimiz şekilde, kendi alanına ait yapısal görevlerin farkında olmaktır. Zaten siyasete ait olmayan hiçbir alan yoktur. Siyasetin bütün alanlar üzerinde 'şemsiye' görevi görmesi gerekmektedir.

Aylardan beri birkaç köşe yazarı bıkmadan usanmadan 'Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği' (AGSK) konusundaki gelişmeleri aktarmaya çalışmaktadır. Kamuoyu bu çok önemli meseleden Clinton'un Ecevit'e yazdığı mektup ve buna verilen cevap sebebiyle haberdar oldu. Bu köşede bu konuyu, geçmiş yazılarda ayrıntılı olarak ele aldığımız için detayları aktarmayacağız, çünkü bu yazıda böyle bir konu ile siyasetin -birkaç siyasetçi dışında- 'temassızlığı' ana tartışma konumuzdur. AGSK'da kısaca yeni bir Avrupa Savunma Kimliği ve ordusu oluşturulmaya çalışılıyor. AGSK için şu aşamada ayrı bir ordu kurulamayacağı için de NATO'nun imkânlarının kullanılması öngörülüyor. Fakat NATO imkânları kullanılırken, Türkiye AB üyesi olmaması sebebiyle karar mekanizmasının dışında tutulmaya çalışılıyor. Türkiye de bu konuya haklı olarak itiraz ediyor. Clinton'un mektubu, bu itirazın kaldırılması içindi. Türkiye ise tutumunda direnerek, bu konuda geri adım atmayacağını söyledi. Böylece güvenlik meselesi üzerinden AB ve ABD ile siyasi ilişkileri etkileyen yeni bir durum ortaya çıkmış oldu. Ve, kimi yorumculara göre AB ile ilişkiler kopma noktasına geldi.

İşte siyasete ihtiyaç duyulan nokta tam da burasıdır; 'siyaset' üretilmesi gereken yer burasıdır. Türkiye'nin haklı güvenlik gerekçeleri ile diplomasinin inceliklerini buluşturacak bir 'bağlam' inşa edilmesinin yeridir burası. Bir yana Türkiye'nin güvenliğini, öte yana AB üyeliğini koyup tartışma yürütmekten daha sığ birşey olabilir mi? Siyaset, bu sığlığı aşmaya da yaramayacaksa, neye yarayacaktır peki? Bu yapılmadan, Türkiye'nin en temel meselelerini dışardan seyirci gibi izleyip, bürokratların alacağı kararlara göre tavır belirlemek, siyasetin doğasına aykırıdır ve siyasetin, kendi elleriyle, kendisine balans ayarı yapılmasını çağırmasıdır...


6 OCAK 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Ömer Çelik

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...