![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Bir İMKAN olarak 28 Şubat türbülansıÇağımızın yaşayan en cins ve en imaginatif düşünürlerinden Michel Serres ile türbülans-parazit-gürültü kavram kümeleri ekseninde çıktığımız yolculuğu sürdürüyoruz. Bu kez durağımız, 28 Şubat süreci. (Yazının başında, 28 Şubat süreci'nin, Türkiye'de "hayali bir Batılı toplum icat etme" projesi olarak tanımlayacağımız "Türk modernleşmesi"nden bağımsız ele alınamayacağını, 28 Şubat projesi'ni, hemen her alanda yoğun türbülanslar (=alt üst oluşlar) üreten "Türk modernleşmesi projesi"nin bir uzantısı, kaçınılmaz bir sonucu olarak görmemiz gerektiğini düşündüğümü altını çizerek vurgulama gereği hissediyorum.) Serres'in kadim kültürlerin birikimleri ile modern kültürün verimlerini ustalıkla harmanlayarak yaptığı keşiflerin ve yolculukların burada işimize sanıldığından da çok yarayacağını düşünüyorum: Serres'in bulguları, 28 Şubat sürecini, aslında son çözümlemede, bir İMKAN olarak görmemizi mümkün kılıyor. (Burada, Serres'in kadim Yunan kültüründeki "ticaret ve ilahi elçi tanrısı" Hermes'ten kalkıp, melek figürü ve metaforu ARACILIĞIYLA geliştirdiği ufuk ve çığır açıcı iletişim modeli üzerinde ilerde ayrıntılı olarak duracağım). Bugüne dek 28 Şubat sürecine karşı, ya 28 Şubat sürecine toptan yana olan, ya da toptan karşı çıkan iki karşıt tavır geliştirildi. Oysa, bu iki karşıt tavır üzerine kurgulanan ve geliştirilen söylemlere biraz yakından bakıldığında, karşımıza hiç de tahmin etmediğimiz, son derece şaşırtıcı ve hatta tedirgin edici bir tablo çıktığını göreceğiz... Şöyle ki: Bu iki tavır da, aynı zihin kalıbının ürünü. Bu zihin kalıbı, son derece sığ, kolaycı; ve olan bitenleri sadece sonuçlarına bakarak değerlendiren; olan biten olayların, fenomenlerin bağlamlarına, kökenlerine inebilecek ufuk ve çığır açıcı entelektüel donanımdan son derece yoksun bir zihin kalıbı: O yüzden de hem kör; hem de körleştirici olduğu için, tüm aktörlerin hareket ve hayat alanlarını DARALTMAKTAN başka bir şey, bir iş, bir eylem üretemiyor. İşte bu nedenledir ki, bu sığ ve kolaycı; kör ve körleştirici zihin kalıbı, 28 Şubat sürecini yeniden üretmekten ve 28 Şubat sürecinin başat söylemini hem meşrulaştmaktan, hem de muhkemleştirmekten başka bir işe yaramıyor. O halde ikisi de reaksiyoner tavırlar üreten ve dolayısıyla körleştirici işlev/ler üstlenen boğucu, kapalı, tıkayıcı, sınırlayıcı AYNI zihinsel mekanizmanın (mekanikliğin) farklı tezahürleri olan bu zihin kalıbının dışına çıkmamız; daha aksiyoner; daha ufuk ve zihin açıcı; hareket ve hayat alanımızı daha bir genişletici, yaratıcı yeni tavırlar, yaklaşımlar ve söylemler geliştirebilmemiz gerekiyor. Ancak bu körleştirici ve kapalı (mekanik ve opaque / donmuş) zihin kalıbının dışına çıkmayı başardığımız zaman, genelde "Türk modernleşmesi projesi", özelde ise 28 Şubat projesi süresince yaşanan türbülansların gerçekte göründüğünden çok daha farklı şekillerde okunabileceğini kavrayabilmemiz mümkün olabilecektir. 28 Şubat, hepimizin de tanık olduğu ve iliklerine kadar yaşadığı gibi hayatımızın her alanında büyük ölçekli "türbülanslar" (alt-üst oluşlar) üretti: Bugün gelinen noktada, siyaset, işlevsizleşti; ekonomi, çökmenin eşiğine geldi; hayat, insanların dayanma sınırlarını zorlayacak kadar zorlaştı. Örnekler uzatılabilir; ancak bu kadarı kafi. Serres, her türbülans'ın bir parazit olduğunu söyler ve (bizim yaşadığımız türbülansları çok nefis bir şekilde özetleyen) ilginç bir parazit tanımı yapar. Serres'e göre PARAZİT, "EV SAHİBİNDEN BESLENEN, EV SAHİBİNİN SIRTINDAN GEÇİNEN DAVETSİZ BİR MİSAFİRDİR." Serres, parazit olarak konumlandırdığı "davetsiz misafir"le "ev sahibi" arasındaki ilişkiyi de şöyle açıklar: "Davetsiz misafir olarak parazit, ev sahibinin yemeğinden yer; ama karşılığında yaptığı tek şey, ev sahibine sadece kompliman yapmaktan; abartılı şekillerde övgüler yağdırmaktan ibarettir." Ve Serres, parazit'le gelen türbülansı (ve türbülansın nasıl yaratıcı bir eyleme dönüştürülme imkanı sunduğunu) şöyle açıklar: "Parazit, yemeği yer ama ev sahibine ödeme yapmaz. Üstüne üstlük bir de TEHDİT eder." Serres, öyküleme (metaforu) yoluyla anlatığı türbülans üreten parazit'in yarattığı tehdidin, daha kapsamlı, daha kuşatıcı, daha kalıcı ve uzun vadeli toplumsal ilişkiler ve yepyeni keşifler ve başlangıçlar geliştirmeyi teşvik ettiğini belirtir. 28 Şubat türbülansından sonra, sığ, kolaycı ve mazlum psikolojisi geliştirmekten başka bir şey beceremeyen zihin-fukaralarının, bilerek veya bilmeyerek estirdikleri karabasan havasının aslında yüzyıllardır üzerinde yaşadığımız "ev'in sahibi" olan, "bu ev"i, her bakımdan donatan, sulayan ve varkılan en esaslı ve en münbit kaynak olan müslümanlığın, insanların hem iç, hem de dış dünyalarını aynı anda anlamlı kılan dinamizmi tarafından orta ve uzun vadede püskürtülerek yepyeni ve yaratıcı bir imkan'a nasıl dönüştürülebileceğini sonraki yazıda tartışalım.
ykaplan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|