![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Etibank-Sabah ayıbı taşınabilir mi?Türkiye yoruldu.. "Metal yorgunluğu" gibi birşey bu.. Dinlenip, giderilmesi imkansız bu yorgunluğun. Bazı parçaların değiştirilmesi, yenilenmesi gerekiyor.. Nereden başlasak bu yenilenmeye?.. Önce kendi mesleğimiz olan "medya"ya bakalım.. Şu "Etibank-Sabah" olayını bir irdeleyelim.. Bugün dünyanın süper-gücü Amerika, "1 no.lu tehdit" olarak ilan ettiği Usame Bin Ladin'in yakalanmasını sağlayacak kişiye, ödül olarak "5 milyon dolar" vaad ediyor.. Yani 5 milyon dolar, çok büyük para.. Bir "servet", bu rakamın ifade ettiği para.. Oysa "Dinç Bilgin-Zafer Mutlu" ikilisinin yönetimindeki Etibank'tan, "galiba" 500 milyon dolara yakın para boşaltıldı. Devlet güvencesindeki halkın mevduatı, bu ikilinin yönetimindeki şirketlere aktarıldı.. Bu, yasalara göre suç oluşturan bir fiil.. Benzer durumlardan ötürü, Murat Demirel, Hayyam Garipoğlu, Ali Balkaner gibi isimler cezaevlerinde.. Ama, "Dinç Bilgin-Zafer Mutlu" ikilisi, şimdi ne olduğu tam anlaşılamayan kombinezonlarla, Türkiye'nin büyük bir medya kurumunu, hala yönetmekte, yönlendirmekteler.. Bu ikili adına, Ankara'da temaslar, pazarlıklar yapılıyor.. Boşaltılmış Etibank'ın ve Etibank'ın boşaltılmasına sebep olmuş yayın şirketlerinin kaderi üzerinde, "iş takipçisi-gazeteci-hortumcu" kimliklilerle, siyasetçiler ve bürokratlar gizli pazarlıklar yapıyor.. Bundan önceki böyle gizli pazarlıklar sırasında, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay intihara teşebbüs etmişti.. Bu intihar girişiminin nedeni de, pek merak edilmemişti.. "Dinç Bilgin-Zafer Mutlu" ikilisi, nasıl olduğu anlaşılamayan şekilde "Sabah"ı yeniden ele geçirince, ilk iş olarak Can Ataklı'yı ve Ahmet Vardar'ı susturdular.. Dinç Bilgin, banka boşalttığı için "ceketimi alıp, çıkıyorum" diye Sabah'tan ayrılırken, ona övgüler yazan, ağıtlar yakanların, Can Ataklı ve Ahmet Vardar'ın susturulması konusunda, çıtları bile çıkmadı.. Cengiz Çandar, sansürlenip, susturulurken de, çıtları çıkmamıştı.. "Etibank-Sabah" ilişkileri konusunda günlerce yayınlar yapıp, bilgiler veren rakip gazeteler de suskun.. Herhalde onların yazarlarına ve habercilerine de, "iç sansür" geldi.. Çünkü, "Sabah"ın, onları istihdam eden sermayenin güdümüne girmesi ihtimali var.. Bu arada Cumhurbaşkanı Sezer de, "basında tekelleşme olmamalı" diyor.. Ne olacak yani?. Bunu ben de diyorum.. Bir gerçeği görüp, söylemek için cumhurbaşkanı olmak şart değil ki.. Devlet adamları, yanlışları düzeltme iktidarına sahip olanlardır.. Kısacası, hukukun üstün olduğu, "meslek ahlakı" kavramının bir anlam taşıdığı, kanunların herkese karşı eşit uygulandığı bir ülkede, banka boşalttıkları resmen tescil edilen kişiler, ne bankacılık, ne gazetecilik, ne yöneticilik yapabilir.. Etibank boşaltılmasının yöneticileri, gelip, "Sabah"ın Can Ataklı'sını, Ahmet Vardar'ını da susturabilirlerse, bu, mevcut ayıbın üzerine tüy dikmek olur.. Ve "çıtası yükseltilen" Sabah'ın yazar kadrosu, bu durumu sessizce izleyip, sadece asker-sivil ilişkileri üzerinde ahkâm kesebilirlerse, işin cılkı iyice çıkar.. Merak etmiyor musunuz? Hangi "gazeteci-iş takipçisi-hortumcu" isimler, Ankara'da Zekeriya Temizel'e, "Etibank" ve "Sabah" için baskı yapmaya çalışıyor?.. Acaba Aydın Doğan'ı hangi politikacı, Mehmet Emin Karamehmet'i hangi politikacı destekliyor? Nail Keçili veya Murat Demirel ya da Korkmaz Yiğit neden cezaevindeler? Şükrü Karahasanoğlu neden aranıyor, Zafer Mutlu neden "Sabah"ın yönetiminde? Türkiye, medyasıyla da, siyaseti ve idaresiyle de, gerçekten yoruldu.. Metal yorgunluğu gibi birşey bu.. Parçalar değiştirilmeli.. ŞAKA
Tehlikeli bilgiler..
Vahşi Batı'da, bir kovboy, karşısına çıkan kovboya sordu: -İki kere iki kaç eder? Soru sorulan kovboy, hemen cevapladı soruyu: -İki kere iki dört eder!.. Bu cevabı duyan kovboy, silahını çekip, cevap veren kovboyu vurdu.. Tabancasının namlusundaki dumanı üflerken, kendi kendine mırıldandı: -Çok şey biliyordun.. Yaşaman tehlikeliydi.. KISSADAN HİSSE- Bu hikaye Amerikan malıdır.. Türkiye'yle ilgisi yoktur.. HABERLER
Kafamız iyice karışıyor!..
Yorgunluktan da öteye, Türkiye'nin aklı karıştı.. Baksanıza Anadolu Ajansı'nın haberine.. Londra'da yapılan bir törenle, Türkiye'yi 'en iyi şartlarla borçlanan ülke" ilan edip, "Ekonomi Oscarı" vermiş.. İngiliz Komedyen Rory Bremner'in sunduğu ödülü, Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp almış.. Londra'daki törene yardımcısı Aydın Karaöz ile birlikte katılan Demiralp, ödülü aldıktan sonra, "bu ödülle Türkiye'nin finans çevrelerindeki itibarının ne kadar yüksek olduğu onaylandı" demiş.. Anadolu Ajansı'nın bu haberi, şaka veya bir mizah çalışması değil.. Bir başka haber de "İmedya.com" sitesinden. Amerika'nın hazırladığı "Uluslararası Suç Değerlendirme Raporu"na göre, "Türk Mafyası" iş hacmi bakımından, dünya 3'üncüsü olmuş.. Rapora göre Avrupa kıtasındaki iş hacmi 351 milyar dolar olan uluslararası mafyanın en büyük grubu, 220 milyar dolarlık iş hacmi ile "Rus Mafyası"ymış.. İtalyan Mafyası'nın iş hacmi 50 milyar dolarmış.. Türk Mafyası da, 43 milyar dolarlık iş hacmi ile, 3'üncü sıradaymış.. Bizim medyamızı, Arnavutlar'ın, Kolombiya'nın mafyaları, geriden izliyormuş..
mehmetbarlas@attglobal.net
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|