YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Hükümet ve hac

Bu sene umre, 1996 yılında da hac dolayısıyla gittiğimiz Suudi Arabistan'da, bir şeyin eksikliğini derinden derine hissettim.

Nitekim her geçen yıl daha bir artan umre ziyaretleri de nazarı dikkate alınırsa, Mekke ve Medine başta olmak üzere, islâmın ilk yıllarının mukaddes hatıralarına sahne olan Uhud ve Hendek savaşlarının cereyan ettiği bölgeler, Kıbleteyn mescidi, Kuba Mescidi, Cenneti Muallâ Kabristanı vs. Buralar yaklaşık 150 bin civarında Türk tarafından ziyaret ediliyor. Bir de buna Suûdi Arabistan'da çalışan ve yerleşik durumdaki 120 bin Türk'ü de ilâve ederseniz, gerçekten şaşılacak bir tablo ile karşılaşırsınız.

Zira Almanya'dan sarfı nazar ederseniz Hollanda, Fransa ve Avusturya'dan sonra, dünyada en çok Türk'ün yaşadığı dördüncü ülke durumunda Suûdi Arabistan. İşin aslına bakarsanız, Hac ve umre ziyaretlerini de nazarı dikkate alırsanız, bu ülkedeki Türk nüfus kesafeti, bize göre Almanya'dan sonra ikinci sırada gelmektedir.

Kültür Bakanı - Turizm Bakanı

Öyleyse bu tabloya daha bir ciddi eğilmek, Suudî Arabistan'la Türkiye ilişkilerine o nisbette önem vermek şart oluyor. Hal böyle iken, Türkiye yönetimlerinin dine oldukça bîgâne kaçan anlayışları dolayısıyla, işin yükü bütünüyle Diyanet İşleri'ne, Diyanet Vakfı'na ve Hac Organizasyonu düzenleyen firmaların omuzuna yıkılmış durumda. Yani bu külliyetli hizmetin önünde, ne Din İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı'nı, ne de Turizm Bakanını göremezsiniz.

Hadi Din İşlerinden Sorumlu Devlet bakanı çok meşgûl(!) diyelim. Hac Organizasyonu faaliyetini özelleştiren ve bunda da isabet kaydeden Turizm Bakanı Erkan Mumcu'nun, bu kapsamlı faaliyeti yerinde görmek bâbından Suudî Arabistan'ı ziyaret etmesi gerekmez mi?

Hem oralarda haccını yapar, hem de Türkiye'nin yüz karası Medine Tren İstasyonu'ndaki perişanlığa şahit olur, buna bir çare düşünür. Sadece orası değil tabiî ki. Mekke'deki Türk kalesi, Abdülhamid'in câmisi de buna dahil. Bu restorasyon faaliyetini Vakıflar mı üstlenecek, Kültür Bakanlığı mı? Yoksa ilâve bir katkı ile, Diyanet Vakfı mı bu işi gerçekleştirecek? Sayın Mumcu'dan bunu özellikle rica ediyoruz. Macaristan'da Gül Baba, Kazakistan'da Ahmet Yesevî türbelerini restore ettiren Türkiye, bunun hakından gelemez mi acaba?

Suûdi Arabistan pazarı ve Türkiye

Ayrıca ihracat işiyle ilgili birkaç bakanın da, Hac'la ilgilenmesi gerekiyor. Mekke-Medine pazarları cıvıl cıvıl!.. Oralarda dikkat ettim, alım gücü itibariyle Malezyalılardan sonra Türkler geliyor. Diğer ülkelerden gelen hacıların alım gücü, maalesef Türkler kadar değil. Ama İran'dan, Pakistan'dan, Endonezya'dan, Mısır'dan, siyah Afrika'dan ve şimdi şimdi artmaya başlamış Orta Asya, Rusya ve Doğu Türkistan'dan milyonlarca hacı ve umreci, sürekli alışveriş yapıyorlar burada. Hemen herkes, mukaddes beldelerden ufak-tefek bir hediye götürmek, yanında bu beldelerden bir hatıra bulundurmak arzusuyla alış-verişe koşuyorlar.

Buralarda Türk malları yok değil. Fakat biraz ilgi ile, bu bölgelere Türkiye'nin satacağı o kadar çok mal var ki tahmin edemezsiniz. Hele bir de Hicaz bölgesine, hac ve umre için yılın değişik mevsimlerinde gelen 5-10 milyon arasındaki insanın yiyecek, içecek ihtiyacını düşünürseniz, bu pazarın genişliği daha bir ortaya çıkar.

Çünkü Suûdiler'de üretmek diye birşey yok!..

Hemen aklınıza ne gelirse, o ithal ediliyor demektir. Maalesef bu pazarda, bir Belçika ve Hollanda bile Türkiye'den daha ileride. Daha açık söyleyeyim, seccade işinde, Belçika Türkiye'den aşağı değil. Pakistan da aynı şekilde. Oyuncak piyasası, küpe, tesbih, havlu!.. Sürümün aşırı fazlalığı dolayısıyla, bunlar bile korkunç rakamlara bâliğ oluyor. Doğu Türkistan'lı Türkler işin sırrını, Türkiye'den daha iyi öğrenmişler.

Ortadoğu pazarı önemli

Tabiî ki Türk pastaneleri, döner dükkânları, tatlıcı mağazaları harıl harıl çalışıyorlar. Meselâ marangozluk piyasası tamamen ithale dayalı. Orada tesadüf, bazı marangoz Türklerle karşılaştım. Dinlediklerimden ağzım açık kaldı. İster ihracat şeklinde olsun, ister ağaç işleriyle uğraşan sanatkârlara yer açmak şeklinde!.. Pazar büyük.

Ama bu işlerin önüne, Türkiye adına sorumluluk duyan ciddi bir hükümet görevlisinin düşmesi gerekiyor. Fakat ne yazık ki içe kapanmış Türkiye, kısır AB tartışmalarından kendi önünü göremiyor.

Sayın Cumhurbaşkanı'nın ve Başbakan'ın, İsrail kompleksini de üzerinden atan Türkiye'nin Ortadoğu'ya yeni baştan açılması için, behemehal bu işlerin üzerine eğilmeleri gerekiyor. Hac bunun için en büyük fırsat!..


13 OCAK 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Necmettin Türinay

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...