![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Bilge Kral'ın farkıSARAYBOSNA/ Ünü ülkesinin çapını aşan çok az devlet adamı vardır. Bosna gibi küçük bir ülkenin "kurucu lideri" olmaktan daha önemli ayrıcalıklı yanları olan biri ancak bu kadar tanınabilir, sevilebilir. Belki ülkesinden daha fazla dünyanın başka yerlerinde seviliyor, saygı duyuluyor, tanınıyor. Daha birkaç ay öncesine kadar, Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı olan Aliya İzzetbegoviç'le görüşmek için hala lideri olduğu Demokratik Eylem Partisi'nin bulunduğu binanın merdivenlerini tırmanırken değişik duygular içindeydim. 10 yıldır elinde tuttuğu cumhurbaşkanlığından istifa etmiş, savaş sonrası şartların olanca olumsuzluklarıyla mücadele etmişti. Bosnalılar'ın yetiştirdiği en karizmatik isim olmasına rağmen partisi seçimlerde büyük oy kaybetmişti. Ülkenin hemen her önemli sorununa müdahale eden uluslararası gücün, Aliya'nın partisine karşı yoğun bir kampanya yürüttüğü gerçek. Aleyhte o kadar yoğun propaganda yürütüldü ki, genç bir SDA sempatizanın deyimiyle "o kadar açık saldırdılar ki neredeyse parti silinip gidecek" diye korkuluyordu. Yine de tüm başarısızlığı dış güçlere bağlamanın sağlıklı bir yaklaşım olmadığı da ortada. Ancak Aliya İzzetbegoviç'i savaşın ilk yıllarından itibaren başta ABD'nin ve Batılılar'ın hiç tutmadığı; karizması ve halk desteği nedeniyle kabullenmek durumunda kaldıklarını herkes biliyor. Bu noktada, ABD'nin demokrasi adına en çelişkili tutumu İzzetbegoviç karşısında ortaya çıkıyor. Dağılan Sovyetler Birliği sonrası kurulan (başta Türk Cumhuriyetleri) devletler olmak üzere Yugoslavya'dan ayrılan Balkan ülkelerinin başına geçen liderlerin hepsi bir şekilde eski komünist yöneticilerdi. Partilerinin ismini değiştirerek yeni isimle eski güçlerini korudular. En azından komünist yönetim kadrolarında önemli rol alan kişiler yeni devletlerin başına geldi. Sanıyorum, bu durumun tek istisnası var; Aliya İzzetbegoviç. Eski dönemde hiç idari görev almadığı gibi ne komünist parti üyesi idi ne de siyasi görevi oldu. Tümüyle sivil, sade bir vatandaş. Gerçekte, demokrasiyi yerleştirme adına gerektiğinde güç kullanan Batı'nın aradığı lider tipi olması gerekirken; hazmedemediği, istemeden kabul etmek zorunda olduğu isimdi. Yine ABD'nin, "hiç istemediği" Hasan Cengic, bunun nedenini şöyle izah ediyor: "Batı; müslümanları kültürel bir çeşni, renk olarak kabul etmeye hazır, ama siyasi bir güç olarak asla!" İki saat kadar süren görüşmemde "bilge kral"la Bosna'daki müslümanların kültürel ve politik varlığının arkaplanını konuştuk. Sorularımı bir politikacı gibi değil, bilge bir devlet adamının derin birikimiyle cevapladı.
aemre@kaynet.net.tr
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|