![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Özal haklı çıktı, Bush yanıldıAmerika'nın eski Başkanı, baba George Bush, birkaç gün önce bir televizyon programında, "Biz Saddam'ı devirmek için Bağdat üzerine yürüyecektik ama Türk Cumhurbaşkanı Turgut Özal bizi yanılttı. Irak ordusunun Saddam'ı devireceğini söyledi. Ona inandık" gibisinden bir açıklama yapınca, Türkiye'den Bush'un "doğru söylemediği"ne dair itirazlar yükseldi. Turgut Özal'ın tam tersine Saddam'ın devrilmesinden yana olduğu ve Bush'a da bu yönde telkinlerde bulunduğuna ilişkin tanıklıklar yapıldı. O dönemde, Turgut Özal ile çok yakın bir çalışma beraberliğim olan ben de bu "tanıklar"dan biriyim. Baba Bush, doğru söylemiyor. Ama doğru söylemediğini ortaya çıkartmak için, aslında Türkiye'deki bizlerin tanıklığına da gerek yok. Kendi anılarına ve not defterine baksa, yetecek. O dönemde sorumluluk almış olan diğer Amerikan yetkililerinin anıları ve notları da Bush'un doğru söylemediğine ışık tutuyor. Turgut Özal, bırakın Körfez Savaşı'nı, Körfez Krizi'nin başından beri Saddam Hüseyin'in devrilmesinden yanaydı. Körfez Krizi, Irak'ın Kuveyt'i işgali üzerine 2 Ağustos 1990'da patlak vermişti. Daha krizin ilk haftasında, Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattı kapatılmasının hemen ardından Ankara'ya gelen Amerikan Dışişleri Bakanı James Baker, "büyük yürek ve cesaret sahibi ve tıpkı Şevardnadze gibi işin doğrusunu yapmak için kendi Dışişleri'nin direnmesini aşabilen" bir devlet adamı olarak tanımladığı Turgut Özal ile o ilk görüşmesine ilişkin, bakın neler anlatıyor: "Toplantının sonuna doğru, Özal, Saddam'ın dünyanın en tehlikeli despotu olduğuna dair görüşünü bir kez daha tekrarladı. En azından Scud füzeleri ve kimyasal silah üretme kapasitesinin tahrip edilmesi ve Saddam'ın gerekirse Kuveyt'ten kuvvet kullanılarak çıkartılması gerektiğini söyledi. Ama bütün bu adımların tehlikeyle başa çıkmak için yeterli olmadığını vurguladı. Özal, işin püf noktasına geldi ve 'Saddam Hüseyin'den kurtulacak mıyız?' dedi. 'Sayın Cumhurbaşkanı, yabancı yetkililere suikast yapmamızı yasalarımız engel' dedim, 'Şimdi odaklandığımız husus, onu (Saddam'ı) siyasi ve ekonomik yaptırımlar yoluyla boğmaktır.' Özal etkilenmemişti. 'Onu bitirmeliyiz. Eğer Saddam Hüseyin varolmaya devam ederse, her devlet tehlike altındadır. Sürekli tehlike altında kalacağız. Lütfen Başkan Bush'a onun (Saddam'ın) devrilmesi gerektiğini söyleyiniz' dedi..." Bu satırlar, Baker'ın "Politics of Diplomacy" (Diplomasinin Politikası) adlı anı kitabının 282. sayfasından… Washington'daki Wilson Center'da önceki yıl birlikte çalıştığım ve bir dönem Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyi'nde görev yapmış olan Robert Litwak, "Rogue States and U.S. Foreign Policy: Containment after Cold War" adlı kitabında, George Bush'un kendi günlüğüne, "BM Güvenlik Konseyi'nin kuvvet kullanımına verdiği iznin Kuveyt'in kurtarılmasını kapsadığını, Irak'taki Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesini içermediğini" kaydettiğini yazıyor. Saddam rejiminin devrilmesinin, üstü kapalı bir Amerikan savaş hedefi olduğunu belirttikten sonra, "Ancak" diyor, "Irak diktatörünün devrilmesi 'ABD önderliğindeki koalisyon kuvvetlerinin Bağdat'a yürümesi' yoluyla sağlanmayacaktı. Bush Yönetimi hem askeri, hem de siyasi mülahazalarla bu adımın atılmasını reddetti. Zira savaş amaçlarının böyle genişletilmesi Suriye, Mısır ve diğer Arap rejimlerinin koalisyonu terketmesine yol açabilirdi. Amerikan askeri ise, savaşın ilan edilmiş hedefini yani Kuveyt'in kurtarılmasını -Vietnam'dakinin tersine- başarmış olarak, Irak'ın belirsiz bir süre işgal altında kalmasına yol açacak bir misyona istekli değildi... Amerikan yetkilileri, Kuveyt yenilgisinin Baas rejimi üzerinde baskı yaratarak, bir askeri darbeye yol açmasından umutluydular. (Bush'un Ulusal Güvenlik Başdanışmanı) Brent Scowcroft Irak'ı, tekrar güçlenme potansiyeline sahip İran'a karşı bir bölgesel karşı-ağırlık olarak görüyordu. Ayrıca, Güney Irak'ta özerk bir Şii siyasi antitesi, etnik olarak Arap olsa bile, kaçınılmaz olarak İran'ın diplomatik eksenine çekilecekti." (s.132-135) Yeni (oğul Bush'un) Amerikan Yönetimi'nde Pentagon'un iki numarası olan Paul Wolfowitz, Saddam'ın devrilmesinden yanaydı. Bağdat üzerinde baskı oluşturmak için, Güney Irak'ın demilitarize edilmesini o tarihte önermişti. Ama, Colin Powell (şimdi Dışişleri Bakanı) ve Scowcroft, Amerikan kuvvetlerinin bir an önce Irak'ı bir an önce boşaltmaktan yana oldukları için, bu öneriye de karşı çıktılar. George Bush, Scowcroft'la birlikte kaleme aldığı ve "A World Transformed" (Dönüşen bir Dünya) adlı kitaptaki kendi anılarını okursa, Özal'a ilişkin doğru söylemediğini görecektir. Kaldı ki, 1999 yılında bir mülakatında, "Turgut Özal'ın Saddam konusunda haklı çıktığını ve Bağdat'a yürümeyip işi bitirmemekle hata yapmış olduklarını" da söylemişti. Oğul Bush'un (George W.) kafası, Saddam ve Irak konusunda babasınınki kadar karışıksa, işimiz iş…
ccandar@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|