![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Yeni Şafak güzellemesiDevletin önemli koltuklarından birinde oturan bir dostum aradı; yutdışından dönerken gazete dağıtan kabin görevlisinden Yeni Şafak istemiş, "Maalesef, Yeni Şafak bulunmuyor" cevabını almış... Bir çok kişi gibi, o dost da, gazetemizin bizden kaynaklanan bir sebeple uçaklarda dağıtılmadığını sanıyordu. Bir yolculuğum sırasında başıma geleni unutmuyorum. Yanıma gelen hostes, tanıdığını belli ederek, "Lütfen" dedi bana, "Yeni Şafak'ın uçaklarda diğer gazetelerle birlikte bulundurulmasını sağlayın..." Tam yedi ayrı yolcuya "Bulunmuyor" cevabı vermekten yorgun düştüğünü anlatırken samimiydi. Biliyor musunuz, bilmem; uçaklarda gazete dağıtımıyla ilgili ilk soru önergesi bizim gazete yüzünden verildi Meclis'te. "Bütün gazeteler dağıtılırken neden Yeni Şafak yok?" sorusuna, özelleştirilecek diye THY'yi eli altında tutan devlet bakanı Yüksel Yalova, "Talep yok da ondan" diye cevap verdi. O günlerde, yurtdışı bir geziye beraber çıktığımız bir bakan, dönüp, "Yeni Şafak istedim, vermediler" dediğinde gülmüştüm. En çok talep edilen gazeteyi "İstenmiyor ki?" diye bulundurmayan bakan arkadaşının kulağını beraberce çınlatmıştık... Geçenlerde ziyaretime gelen bir Batılı diplomat, söz arasında, "Bizim elçilikte" dedi bana, "En dikkatle tâkip edilen gazete sizinki..." Sebebini de Türkçe bir sözcükle açıkladı: "Muhalif..." Batılı diplomata göre, Türkiye'de, gazetelerin çok büyük bir çoğunluğu, iktidarın istemediği konularda haber yayımlayamıyor; yazarlar da kendilerini gazetenin tavrına kolayca uyarlıyor... Bir çok büyükelçilikte, Türkçe bilmeyen diplomatlar için hazırlanan basın özetlerinde, diğer gazetelerin hepsi bir sayfada özetleniyorsa, Yeni Şafak haber ve yorumlarının özeti iki sayfadan fazla yer tutuyor. Gördüm de, ondan bu kadar emin yazıyorum... Mehmet Barlas'ın çıktığı 'Ateş Hattı' programını izlenilir kılan da bence Yeni Şafak büyüsüydü. 'Bindirilmiş kıta' görüntüsü veren ADD'ci gençlerin gece boyu ağızlarından düşmedi Yeni Şafak adı... Gecenin kısa özeti şu: "Ateş Hattı günün en çok izlenme payına ulaşan programlarındandı. Mehmet Barlas'ın tek başına sürüklediği program o saat için çok yüksek olan 5.70 ve 26.60 gibi inanılmaz bir derece yakaladı. Aynı gecenin ana haber bültenlerinden bile yüksekti Barlas'lı Ateş Hattı'nın reytingi." Önyargıları yıkmak elbette o kadar kolay değil. Geçen gün, gazetemizin yazarlarından biri, dostu olan bir milletvekiliyle görüşürken karşılaştığı ünlü bir film artistinin de Yeni Şafak okuru olduğunu öğrenmiş... İsmini versem "Aa, o da mı?" diye hayret nidası koparacağınız kadar ilk elde 'aykırı' görünen artist hanım, "Önce ben de önyargıyla elime aldım, sonra ise haberleri ve yorumlarıyla beni kendisine bağladı gazeteniz" demiş... Bir çok 'yeni' Yeni Şafak okuru benzer bir süreçten sonra 'tiryaki' haline geliyor... Gazete çıkarmak kolaylaştı. Ankara'da yeni yayımlanmaya başlayan İngilizce 'Turkish News' gazetesi, düğmeye basıldıktan bir kaç hafta sonra yayın hayatına giriverdi. Gazete çıkarmak kolay, ama çıkardığınız gazeteyi potansiyel okura tanıtmak ve en ücra köşelere kadar ulaştırmak çok zor. Bu yüzden başvurulan 'abone' sistemi kendi içinde sıkıntılarını da taşıyor; Yeni Şafak'ın gerçek satışının bilinenin üç katı olduğunu ispatlamak zor... Abone sistemi tembelleştirdiği için, her aranılan yerde bulunmayan, neredeyse 'Hint kumaşı' değerinde bir metaa dönüşüyor Yeni Şafak... Okuru olmanın bu denli zahmet gerektirdiği bir başka gazete var mıdır acaba? Oysa, 'çok sattığı' iddialı gazeteler kolayını bulmuşlar; kendilerini çıkartan gruplarla irtibatlı yerlerde bedava dağıtılıyorlar. Hürriyet, Sabah ve Milliyet'in benzinci, süpermarket, hazır yiyecek promosyonlarını çıkardığınızda geriye övünülecek bir miktar kalmıyor. 'Çok satan' diye bilinen gazeteler 'en çok bedavaya dağıtılan' diye anılmayı hak ediyorlar... 'Ateş Hattı'nda Emin Çölaşan'a arka çıkmak üzere salona getirilmiş gençleri gördünüz. Pek çoğumuza, geçmişin 'kuru sıkı devrimci' manzaralarını hatırlattı. Hepsi beş-on cümleye sığan ideolojik sloganları tekrarlayan gençlerin varlığı, geleceğe umutla bakan kişileri hayal kırıklığına uğrattı. Dünkü gazeteler hayal kırıklığını sergileyen yazılarla doluydu. Barlas ise zor olanı talep ediyordu izleyiciden. Kendi aklıyla hareket etmek çok zordur bilesiniz... Yeni Şafak'ın en iyi okurlarından biri babam. Şu sıralarda bizde misafir olan babamın eve zoraki giren diğer gazetelerin yüzüne bile bakmadığını fark edince şaşırdım. "Ne yapayım onları" dedi bana ve ekledi: "Sizin gazeteyi okumak yarım günümü alıyor zaten..." Bu hafta, bir devlet başkanının dâvetlisi olarak seyahate çıkmam gerekiyordu; son anda özür beyan edip gitmedim. Sebep, şu sıralarda meydana gelen olaylardan uzak kalmanın okur açısından doğru olmayacağını düşünmem... Bu gazeteye alın terini koyan herkes borcunun yalnızca okura olduğunun bilincinde. Bizleri Yeni Şafak'ta toplayan irade işte o bilinç... Geçenlerde, Meclis kulisinde rastladığım THY yönetim kurulu başkanı Cem Kozlu ile genel müdürü Yusuf Bolayırlı'ya, "Kendilerini mutlu edeceğini düşünerek yolcularınızı Yeni Şafak'tan mahrum ettiğiniz kişi ve kurumlar gün gelecek sizden hesap soracak" demiştim. Şimdilik şu kadarını söyleyeyim: O günlere doğru hızla yol alıyoruz.
tkivanc@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|