![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
1877'de Edison fonografı, 1887'de Emile Berliner gramofonu icat edinceye kadar, müzik, yaygın bir popüler eğlence aracı değildi. Gramofonla tüm kulakların pası giderilmeye başlandı; önceleri meyhanelerde veya özel eğlence merkezlerinde şarkılarını seslendiren sanatçıları artık herkes tanır oldu. Gramofon kadar, gramofonlarda çalan taş plaklar da kitlesel müzik talebenin karşılanmasında önemli bir işlev yerine getirdi. Reçine katılarak sertleştirilmiş balmumundan yapılan plaklar, son derece sert olmasından dolayı halk tarafından 'taş plak' diye nitelendirildi. Bu önemli icat sayesinde (halk arasında biraz yadırgandıysa da) müziğimizin efsane isimleri, birer birer sanat dünyasında boy göstermeye başladılar. Plaklarda nadide sesler1900'lü yıllarda imparatorluğun İstanbul ve İzmir gibi gelişmiş ve büyük kentlerinde yaygınlaşmaya başlayan taş plakların ilk örnekleri, 78 devirli plaklardı. Hafız Sami, Tanburi Cemil Bey, Hafız Osman, Kemani Amâ Recep, Hamiyet Yüceses, Zeki Müren gibi pek çok ender rastlanacak güzellikteki sesin kayıtları taş plaklara, dönemin ruhunu taşıyan tasarımlar plakların kapaklarına yapıldı. Meral Altındal, üç ayda bir yayınlanan ve ikinci sayısını çıkartan 'Collectıon' dergisinde, 1970'lere gelindiğinde tamamen tarih olan 'taş plakların kapak tasarımları'na değiniyor. Kapaklarda dönemin ruhuPlak kolleksiyonu yapmak isteyenlere önerilerde bulunan Meral Altındal, plak koleksiyonculuğuna heveslenenlerin ilgi, bilgi, tercih ve para sahibi olmaları gerektiğini belirtiyor. 16, 78, 45 ve 33 devirli plaklar, insanlığın kayıt teknolojisi aşamasında attığı en önemli adımları gösteriyor bize. Plak kültürünün ilk örneklerini 'taş plak' diye bildiğimiz 78 devirlik plaklar oluşturuyor. 1960'lı yıllarda 'Long Play' denilen 33 devirli plakların piyasaya çıkmasıyla 78 devirli plakların üretimi yavaş yavaş sona ermeye başladı. Altındal, yazısında plakların yanı sıra, plakları görsel açıdan farklılaştıran ve süsleyen plak kapaklarına da değiniyor. 1910'da kağıt zarflarıyla satışa sunulan plaklar 1920'lere gelindiğinde 'albüm' adı verilen ciltli defterlere konuldu. Grafik tasarım sanatının kendini hissetirmeye başladığı plak kapaklarının tasarımları, sanatçılar hakkında bilgi verirken aynı zamanda kapağın yapıldığı dönemin değer yargıları, sosyal yaşantısı, dönemin star isimleri, siyasal hareketleri hakkında da bilgi veriyor.
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|