![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Resmî ideolojinin marjinalleşmesiMehmet Barlas'ın "Resmî ideolojinin 28 Şubat sürecinde marjinalleştiği" tespiti doğru bir tespit. Ancak bu marjinalleşmenin bütünüyle adı geçen süreçte gerçekleştiğini düşünmemek gerekir. Belki 28 Şubat süreci bunun son aşamasıydı. Belki bu gerçeğin bütünüyle gözler önüne serilmesi sonucunu doğurdu. Şurası bir gerçek: Türkiye'de resmî ideoloji belki hiçbir zaman bütünüyle halka malolmadı. Halkın iradesinin yönetime yansımasına izin verilmemesi de bununla ilgili. Türkiye'nin parlamenter rejimle tanışmasının üzerinden 125 sene geçti. Çok partili sistemi denemeye de ta 1910'larda, yani 90 sene önce başladık. Nereden bakarsanız bakın bu uzun süreç demokrasinin yerleşmesi için yetmeliydi. Bu sürece rağmen yetmemesi sadece iç dinamiklerin bu sonucu doğurmak için elverişli hale gelmemesiyle izah edilemez. Resmî ideolojinin benimsediği modernleşme modelinin toplumda yeterli kabulü görmemesiyle de ilgili. 1946'ya kadar geçen süreç aslında bir eğitim süreci olarak öngörülmüştü. Bu sürecin yeterli olup olmadığı bilinmediği için çok partili hayata kontrollü olarak geçildi. Eğer öngörülen modernleşme ameliyesinin başarılı olduğu sabit olsaydı demokrasiye geçiş daha kolay olacaktı. Dahası Türkiye bir örnek vaka olarak İslam dünyasına da sunulacaktı. Bakın denecekti Türkiye benimsediği model sayesinde nereden nereye geldi. Ne var ki halkın dînî ve kültürel temellerine ters düştüğü için öngörülen bu model bütünüyle başarılı olamadı. Olamadıkça model üzerinde oynamalar, gerekli düzeltmeler yapma veya bütünüyle kendine özgü bir modernleşme modeli ortaya koyma yerine baskıyla kabul ettirme yolunu seçtiler. Seçilen bu yolda şüphesiz dış dinamiklerin etkisi vardı. Esasen Tanzimat'tan beri dış dinamikler Türkiye'deki moderleşme sürecini hep dikkatle izlemişler, çoğu zaman Fuat Paşa'nın tabiriyle "papuççu muştası" gibi yandan bu sürece müdahele etmişlerdir. Ancak millete rağmen seçilen bu yolun müsbet sonuç vermesi mümkün değildi. Nitekim vermemiştir. Vermedikçe baskılar artmıştır. Bu sebeple de gittikçe halk karşısındaki yalnızlıkları arttı, gittikçe marjinalleştiler. Dolayısıyla bu marjinalleşme bütünüyle son dönemin eseri değil. Aslında bu gelişme seyri sadece Türkiye'nin geçirmiş olduğu bir seyir de değil. Özellikle Batı tipi modernleşme sürecine büyük direnç gösteren İslam dünyasında da halkın iradesinin yönetime yansımaması bununla ilgili. Bu ülkelerin çeşitli sebeplerle kendilerine özgü ve toplumun ihtiyaçlarına cevap veren bir model ortaya koymaları mümkün olmuyor veya buna izin verilmiyor. Seçilen modele uyum göstermeleri isteniyor. Göstermeyince de Türkiye benzeri baskılara maruz kalıyorlar. Baskılara maruz kalma da yönetimin temsil ettiği ideolojinin marjinalleşmesi sonucu doğuruyor. Aslında yok birbirimizden farkımız. Ama biz Osmanlı Bankası, pardon Türkiye'yiz.
makifaydin@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|