![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Yolsuzluk, usûlsüzlük ve iki Bakan7 Şubat tarihli makalemde, iki yolsuzluk ve usulsüzlüğü dile getirmiştim. Bunlardan biri, Sağlık Bakanı Osman Durmuş'la ilgili idi. Diğer usulsüzlük, vakıf üniversitelerine orman arazisi tahsisinde yapılmıştı. Çağan da, Başmüfettiş İbrahim Ekren'in ek raporuna rağmen, konunun üzerine gitmemişti. Nami Çağan'a, Mavramoloz Ormanı'nda kesilen 10 bin ağacın hesabını soruyordum. Enjektör operasyonu
Osman Durmuş kendisine ulaşan iddialar hakkında 7 Aralık 2000 tarihinde inceleme başlattığını belirtiyor ve hiçbir raporu hasıraltı etmediğini söylüyor. 7 Aralık 2000'de başlayan inceleme neden bugüne kadar sonuçlanmadı? Belli ki, Osman Durmuş, ihbarı, sıradan bir iftira gibi değerlendirdi, fazla üzerine gitmedi. Oysa Yeni Şafak, haber yaptı. Ertesi gün Emniyet "Enjektör Operasyonu'nu" başlattı. Sağlık Bakanı, Met Tıp Cihazları adlı şirketin, Bakanlığın merkez teşkilâtından, 1995 yılından bu tarafa hiçbir ihale almadığını da söylüyor ve "bahsi geçen enjektör ihalelerini en uygun teklifi veren başka firmalar kazanmıştır" diyor. Oysa yolsuzluk, enjektörle sınırlı değil. Operasyonun adı "Enjektör". Met şirketi ameliyathane malzemesi, lâmbası, her türlü teçhizat satıyor. Acaba geçen yıl Hıfzıssıhha'ya mal verdi mi? Bakan Osman Durmuş, bu konuyu araştırabilir mi? Değişen Kurul kararı
Orman Bakanı Nami Çağan da, kendi bakanlığı sırasında hiçbir vakıf üniversitesine orman arazisi tahsis etmediğini, konunun Danıştay aşamasında olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin Yüksek Öğretim Kanunu'nun 18'inci maddesini iptâl ettiğini, Orman Kanunu'nun 17'nci maddesinin ise, kamu yararı gerekçesiyle arazi tahsisine imkân verdiğini, belirtiyor. Acaba neden Nami Çağan okuduklarını ters anlıyor? Biz kendisine, Danıştay'daki hukukî prosedürü değil, Başmüfettiş İbrahim Ekren'in inceleme raporunun akıbetini sorduk. İbrahim Ekren'in Mavramoloz Ormanı'nın tahrip edildiğini anlatan raporu aynen şöyleydi: "İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, 15.11.1995 tarihinde, İstanbul Kuzey Kesimi Karadeniz Kuşağını ve bu bölge içinde bulunan Mavramoloz Devlet Ormanı'nı, Doğal Sit alanı olarak tesbit, tescil ve ilân etti. 15.11.1995'ten 21.11.1995'e kadar burada, 8 bin 140 adet ağaç kesilerek, yangın emniyet şeritleri ve yollar da dahil 13.25 hektarlık bir açık alan elde edildi. Kesim 15.1.1996 tarihine kadar, ağaçların yerinden sökülmesi suretiyle sürdü. III No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, 7.3.1996 günlü kararında ise, söz konusu bölgeyi III. Derece Sit alanına dönüştürdü. Bir başka ifadeyle üzerinde, yeşil saha bulunmayan ve ağaçlandırılması öngörülmeyen alan olarak nitelendirmek suretiyle, yasa dışı yapılaşmaya imkân hazırladı." Bakan Çağan, ağaçların Orman İdaresi'nce kesildiğini belirtiyor. Orman İdaresi'nce bu ağaçlar Başmüfettiş İbrahim Ekren'in iddia ettiği gibi, 15.11.1995 tarihli Kurul kararından sonra mı kesilmiştir? Kurul kararından sonra kesilmişse, doğal sit alanında ağaç kesmek yasak değil midir? Bu ağaçları kesenler hakkında ne gibi işlem yapılmıştır? Hukukî durum
Danıştay kararı ve Anayasa Mahkemesi'nin kararı işin hukukî veçhesi ile ilgilidir. Biz, ormanın tahribine dair sorular soruyoruz. Arazi tahsisini Nami Çağan yapmadı. Bu tahsisin, ondan önce gerçekleştiğini biliyoruz. Ama Çağan,10 bin ağacı kesenler hakkında acaba takibata geçti mi? Öğrenmek istediğimiz bu. Raporunun takipçisi olan başmüfettişi "inceleme yaptığı konuları başkalarına intikal ettirdiği" gerekçesiyle 12.1.2001 tarihinde görevden aldı. Başmüfettiş, görevden haksız alındığını beyan ederek yargıya başvurdu. İşin o tarafı bizi ilgilendirmiyor. Sadece başmüfettişin iddiaları ile alâkalıyız. 10 bin ağaç kimler tarafından, ne zaman kesilmiştir? Nami Çağan, kamu yararı gerekçesiyle orman arazisinin tahsis edilebileceğini, iptâl edilen Yüksek Öğretim Kanunu'nun 18'inci maddesinin kendilerini ilgilendirmediğini ifade ediyor. Oysa vakıf üniversitelerine arazi tahsisinin temelindeki yasal düzenleme, YÖK Kanunu'nun ek 18'inci maddesidir ve bu madde önce 29.6.1992'de, Anayasa Mahkemesi tarafından iptâl edilmiştir. Ecevit hükûmeti iptâl edilen yasanın yerine bir benzerini Parlamento'dan geçirmiş, 13.9.2000 tarihinde yeni düzenlemeleri de Anayasa Mahkemesi iptâl etmiştir. Yönetmelik ne diyor?
Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkındaki Yönetmelik ve Uygulama Esasları, Orman Kanunu'nun 17'nci maddesine ve "kamu yararı" tanımına, 49, 50 ve 70'inci maddelerinde açıklık getirmiştir. Uygulama esaslarında "kamu yararı nedir" diye sorulmuş ve bu yararın, ormancılık hizmetlerindeki kamu yararından daha önemli ve öncelikli olması; hizmetin, ormanlar dışında başka bir taşınmazda yapılmasının kesinlikle imkânının bulunmaması gerektiği üzerinde durulmuştur. Bir başka ifadeyle, Büyükşehir Belediyesi Kurtköy ve Avcılar'ı üniversite geliştirme sahası olarak ilân etmişken, vakıf üniversitelerinin Mavramoloz Ormanı'nda veya Tuzla Bıyıklı Devlet Ormanı'nda kurulması kamu yararına uygun değildir. Yönetmeliğin 49'uncu maddesine göre, sadece, kamu kurum ve kuruluşlarına, kuruluş amaçlarına uygun ve kanunlarında belirtilen görevleriyle ilgili olarak, ormanlarda tahsis yapılabilir. 50'inci maddeye göre ise, gerçek kişiler ve özel hukuk kişilerine, yalnız sahip oldukları arazilere ulaşmak amacıyla, yol, su isale hattı, enerji nakil hattı ve benzeri tesisler için bedelli izin verilebilir. Uygulama esaslarında, açıkça, derneklere, vakıflara orman içinden geçme zorunluluğu hariç, hiçbir şekilde izin verilemeyeceği hükme bağlanmış ve "bir vakfın yaptırmak istediği hastane, okul vs için, ormanlık saha tahsisi yapılamaz" denilmiştir. Bu yönetmelik çıktıktan sonra, Mavramoloz Ormanı'ndan 32 hektar Koç Üniversitesi'ne tahsis edilmiş (160 hektarı önce verilmişti), Sabancı Üniversitesi'ne orman arazisi tahsisi ise, yönetmelikten 2 yıl sonra, 1997'de gerçekleşmiştir. Çelişkili raporlar
İşte, Müfettiş Ekren'in raporlarında ele aldığı gerçekler bunlar. Ayrıca, Tuzla Bıyıklı Devlet Ormanı'nda, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü'nün hazırladığı 1995 tarihli 3 farklı raporda, arazi tahsisine aykırı görüşler ortaya konulmuştu. Buna rağmen, 28.2.1997 günlü bir başka rapor ile, üniversite kurulmasında önemli bir kamu yararı olduğu ileri sürülerek, sahanın Sabancı Üniversitesi'ne tahsisinde bir mahsur olmadığı belirtilmiştir. Bakan Nami Çağan'a soruyoruz: "Sizce bu tahsisler yönetmeliğe ve uygulama esaslarına aykırı değil mi? 1995 ile 1997 arasında niçin çelişkili raporlar ve değerlendirmeler ortaya çıktı?" Hem Sabancı'nın, hem de Koç'un eğitime hizmet ettiklerini düşünüyoruz. Keşke bu hizmeti, İstanbul Belediyesi tarafından kendilerine gösterilen ve üniversitenin gelişmesi için ayrılan bir bölgede yerine getirselerdi. Nami Çağan'ın hiçbir vakıf üniversitesine arazi tahsis etmediğini de biliyoruz. Ama keşke o da, kendisinden önce yapılan hataların takipçisi olsaydı.
nilicak@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|