YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Laik Bosna’da ‘laikçi’ elit

Başta ABD olmak üzere Batılı müttefiklerin Bosna’da kurduğu siyasal denge Bosnalı Müslümanlar’ı politik olarak zayıf bıraktı. Bir bakıma soykırımdan yargıladıkları Sırplar’ı ödüllendiren bir yapıya razı olmaları için Boşnaklar ikna edildi. Burada asıl korkunun Boşnaklar’ın dînî ve etnik kimliklerinin içiçe olduğu ulus tanımından hareketle Avrupa’nın ortasında Müslüman bir siyasal gücün çıkmasından duyulan korkunun önemli bir rol oynadığı inkar edilemez bir gerçek. Oysa, Müslümanlıkları’yla etnik kimlikleri (eski Yugoslavya’da Müslüman demek aynı zamanda etnik olarak Boşnak anlamına gelir; dinin etnik kimliği tanımlaması anlamında Ernest Gellner’in değerlendirmesini burada zikretmekte yarar var.) birbiriyle iç içe olan Boşnaklar hiçbir zaman dînî esaslara dayalı bir devlet kuracaklarını söylemediler. Bağımsızlıklarını ilan ettikleri tarihten beri çoğulcu, demokratik bir Bosna’nın kurulması için sonuna kadar direndiler.

Daha önce bir makalesine bu köşede yer ayırdığım Mustafa Çeriç Avrupalı Müslüman kimliğinden daha ileri adım atarak yeni bir Avrupa tanımı yapıyor. Avrupalılık kimliğinin temelleri üzerine konuşurken Müslümanlığın Avrupa için hiç de yabancı bir unsur olmadığını, nasıl Hıristiyanlık, Yahudilik Avrupalı kültürün temel taşları ise İslam’ın da Avrupa kimliğinin önemli bir parçası olduğunu savunuyor. Bunu geniş entelektüel birikimiyle temellendirmeye çalışıyor. Belli ki, Boşnaklar Avrupalı bir İslam kimliği oluşturmak istiyorlar. Bu yaklaşımı Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’le yaptığım görüşmede de edindim. Avrupa kültürü ile İslam geleneğini biraraya getiren Avrupalı İslam kimliğini kendilerine yakın görüyorlar: Boşnak toplumunun Yüzü Avrupa’ya dönük, kökü İslam medeniyetine ait. Bunu Avrupa konteksi içinde anlamlandırabilmek için de İslam ile Avrupa kimliği arasında uzlaşmazlıktan çok Avrupalılığın aynı zamanda kaçınılmaz olarak İslamlık demek olduğunun altını çiziyorlar. Mustaf Çeriç, "Nasıl Avrupa kültürünün temelini oluşturan Hıristiyanlık ve Yahudilik doğudan gelmişse, İslam’ın doğulu olduğu için Avrupa kimliğinin dışına itilemeyeceği"ni savunuyor. Bunları kabul edip etmemek farklı bir şey olsa da kesin bir şey var ki Boşnaklar Avrupa’da Avrupalı bir Müslüman kimliği oluşturmaya/tanımlamaya/ispatlamaya çalışıyorlar. Çeriç, Bosna’nın gerçek anlamda laik bir devlet olduğunu belirtiyor. "Devlet dînî esaslara göre yönetilmiyor ama devlet de bizim işlerimize karışmıyor. Dînî otorite tamamen öz gür biçimde seçimle belirleniyor. Ben bu zamana kadar devlet başkanı olarak Aliya İzzetbegoviç’ten dînî işleri tanzim konusunda en küçük talimat aldığımı hatırlamıyorum. Ve Bosna tarihinde ilk defa hutbede hiçbir siyasi otorite için dua edilmiyor." Avusturya-Macar imparatorluğu döneminde Bosna’nın ünlü din adamlarının bile korkudan imparatora dua ettiklerine atıf yapıyor.

"Laikçi" diplomasi?

Bütün bunlara Türkiye’de laikliği savunanların diyecek bir şeyi olabilir mi? Ancak bazı laikçi çevreler için bu kadar laiklik aşırı sayılıyor, örneğin Türkiye Büyükelçisi’nin bazı uygulamaları, Çeriç gibi sakin, entellektüel bir ilim adamını bile çileden çıkarmış. Onu ilk defa bu kadar kızgın buldum. "Koloni valisi gibi davranmaktan vazgeçsin, bizim nasıl bir İslam’a inanacağımıza, örtü konusunda ne düşündüğümüze biz karar verelim." Anlaşılan Türkiye’den edindikleri bazı alışkanlıkları başka bölgelere de taşıyor bizim yetkililer. Çeriç’in verdiği örnekler gerçekten düşündürücü, Bosna Diyanet İşleri’nin davetine Türkiye’yi temsilen özellikle gönderilen bayan görevlinin toplantıya yanında viski şişesi getirmek gibi inanılmaz tavırların hangi zihni arka plana dayandığını biz anlayabiliyoruz ama yeni Avrupalı kimliği gibi iddialı konu üzerine kafa patlatacak entelektüel cesareti olan Çeriç’in anlaması, hele hele kabul etmesi mümkün değil. "Müslümanlık bu halkın kimliği demektir ve sırf bu kimliğimizden dolayı yüz binlerce şehid verdik. Türk Büyükelçisi Türkiye’deki uygulamaları buraya taşımaya kalkmasın." Savaş döneminde herkesimin takdirini kazanan Türk Büyükelçi’nin temsil ettiği Türkiye imajı ile şimdiki elçinin çizdiği imaj arasında büyük bir uçurum var. Üstelik sadece Boşnaklar tarafından değil bölgeyi çok iyi bilen Türk gazeteciler dahil pekçok çevreden Bosna’nın gerçek sorunlarına kayıtsız bir elçilikten duyulan rahatsızlıklara şahit olmasam, Çeriç’in şikayetlerini ön yargılı karşılayabilirdim.

Bir yanda Avrupa’yı değerler sistemi olarak kabul eden ama Müslüman kimlikleriyle Avrupalı olunabileceğini ve buna dayalı bir kültür oluşturulabileceğini ispatlamaya çalışan Boşnaklar; diğer tarafta kerameti kendinden menkul laikçiliğimizi tepeden bakan bir eda ile buraya taşımaya kalkışan, laik kimlikleriyle başka bir ülkenin insanlarının din anlayışına biçim vermeye kalkışan anlayış sahipleri. Aynı anlayışın, Müslüman bir ülkede Ramazan’da iftar vakti, örneğin çok değerli devlet sanatçılarımızdan birine piyano resitali verdirerek ülkeyi tanıtmak gibi gariplikler yaptığını bilmesem söylenenleri abartılmış bir öfke zannedebilirdim.

Diplomasi, ideoloji taşımaktan çok karşı tarafı anlayarak çözüm üretme sanatıdır. Karşı tarafı anlamadan, ideolojik tercihlerini karşı tarafa dikte ettirmeye dayalı diplomasi Sovyet tipi, modası geçmiş propaganda diplomasisidir ki, hâlâ Türkiye adına kimi temsilciler bu geleneği sürdürüyor. Türkiye’nin, laikçi ideolojik tercihleriyle başta Orta Asya Türk Cumhuriyetleri olmak üzere Balkanlar’da gösterdiği diplomatik başarıdan ne kazandığı ortada. Kendi adıma Bosna’da sergilenen (kişisel olduğunu umduğum) diplomatik tavırla ait olduğum kimlik, tarih ve kültür adına utandım. Batı’ya rağmen Batıcılığın. Yüzyıl öncesinden kalma pozitivizmin hiçbir diplomatik süzgeçten geçirilmemiş jacoben psikolojisini yansıtıyor.


11 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Akif Emre

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...