YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan


  Arşivden Arama

 

 

Onların da ‘oyuncak ayıları’, gökkuşağından hayalleri var

Güzel bir günün sonunda aklımı hayallere verip, şehrin kalbinde hayatlarının kışını bekleyenleri düşündüm. Bir sessizlik ki, gözyaşlarının ve feryatların üzerinde dansediyor.

O sessizlik, ruhların çığlığını dağların tepesinden uçurumların dibine çeker.

O sessizlik, fırtınanın gelişini haber verir, ama fırtına gelmez, çünkü sessizliğin kederinde tükenip yokolur.

Hayatınızda, yanan ama erimeyen bir kalbin ateşiyle aydınlanan o daracık “an”ın yetmediği zamanlar oldu mu hiç?

Ya da, içinden geçtiğiniz boşluğu aşkların bile doldurmadığı, çıldırmanın yüksek ateşinde yandınız mı?

Belki yanmadınız, içinden hüzün geçen mısralara çıkmadı hiç yolunuz. Belki de, hayata dokunmaktan korktuğumuz için oldu en büyük yaralarımız.

Belki de, hafızamızın derinliklerinde gizli kalmış kokular ve sesler geri gelmese bu kadar çıldırmazdık...

Ama nafile, canımızı acıtabilmek için hıçkırıkla kahkaha arası yeni bir ses kesiyor sevincimizin yolunu. Ve bu gece de, birçok anne ağlıyor yastıklarının uykuya açılan uçurumunda...

Hiç tanımadığımız gencecik kızlar, çok uzaklardan gelip ve her gün biraz daha soluyorlar. Hayatlarının ve umutlarının geleceği olarak gördükleri okullarının kapıları bir bir kapanıyor yüzlerine. İçinden özgürlük geçen mısralar götürüyorlar herkese... Sesleri soluyor ama karanfilleri hiç solmuyor...

Onlar, bahar gibi rengarenk başörtüleriyle okuyamamanın çığlığını taşıdılar...Bütün kapılara bir demet karanfil bıraktılar. Ve gözlerine gizledikleri kederleriyle, yürekleri bir kez daha vurdular.

Selçuk Üniversitesi’nden başörtülü bir grup öğrenci, hak ve özgürlük mücadelesi için yollara düşmüşler. Grubun başındaki genç kız bir tıbbiyeli, okulunu bitirmesine 1.5 ay var, ancak sırf başörtülü olduğu için okula alınmıyor. O kadar hayatın içinden, o kadar cıvıl cıvıllar ki... Bakın, neler söylüyor: “Kimse bizim hayallerimize aldırmıyor. Bizim de yatağımızın başucunda küçücuk oyuncak ayılarımız var. Biz insanız ve herkes gibi okumak ve insan gibi yaşamak istiyoruz.”

Peki ama, kim korkar bu kadar güzel hayallerden?

Kim neden vurur, gökkuşağının renklerinden oluşan hayallerini?

Hepimiz gördük, gökyüzündeki bütün martıları vurdular... Gökkuşağının bir rengini daha yok etmenin hazzıyla, sokaklarımıza hiç bitmeyen bir nefreti taşıdı insan sürüleri...

Biliyorum, bu satırların kimse için bir anlamı yok. Çünkü, içimdeki yangının ne anlam ifade ettiğini ben bile bilmiyorum. Hayat, acının ıssız sokaklarında her gün bir başka şarkıda vuruyor mısralarımı...


11 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet Ocaktan

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...