YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Eğitimin bilgisi

Bilginin eğitim içerisinde verilmesi, o bilginin hedefe ulaşması açısından son derece önemli bir ameliyedir. Eğer eğitim olmasaydı, bilginin sistemleşmesi mümkün olamazdı. Çünkü eğitim süreci içinde bilgi, çok yönlü olarak irdelenmekte ve olaylar ile olan ilişkisi, sağlam temeller üzerine oturarak ilmi bir vasıf kazanmaktadır. Ama, bu demek değil ki, her eğitim bilgiye gelişme imkanı verir. Bildiğimiz gibi, bazı eğitim sistemleri; insanların tabii gelişimine engel olma noktasında bir “kontrol ve yönlendirme” vasıtası haline gelebilir. Dünyada toplumları belli noktalarda şartlandırmak ve uyuşturmak, artık modern nitelikli kurum ve tekniklerle yapılıyor. Belki bu eğitim, insanları belirli vasıflar kazandırmayı değil de, “edilgen hale sokma” noktasında fonksiyonunu yerine getirmektedir. Bilindiği gibi eğitimde asıl rol, insanın gizli kalmış ve keşfedilmemiş özelliklerini ortaya çıkarmak ve bunları en sistemli biçimde geliştirmektir. Eğitimi; insanı belli durumlara göre şartlandırma olarak düşünmek hem bilgi’nin statikleşmesine hem de insanın niteliklerini köreltmeye yol açar.

Bilgi ile insanın iletişimi, yukarıda belirttiğim gibi, tecrübe kazanılmadan ve bir ön bilgi olmadan gereği gibi kurulamamaktadır. En azından, insanlığın ulaştığı ilim; toplumlara yol göstermek durumundadır. Fakat bu ameliye, yeni bilgiye yaklaşma durumunda olan kişinin; kendi seçim hakkını terketme veya aklını çalıştırmama noktasına ulaşmamalıdır. Bilgi; sürekli olarak kişinin ihtiyaç ve umutları ile hayatın ihtiyaçları ile bağdaştırılmak durumundadır.

Siyaset bu noktada eğitimi yanlış yöne kanalize etmenin yanısıra, belli kesimlerin kendi politikalarını desteklemeleri düşüncesiyle, bilgiyi yanlış yorumlamaya müsait hale getirtmektedir. Özellikle Batı Dünyası’nda ileri örneklerini bulan, uzmanların toplumu istenilen yönlere kanalize etmesi gibi, korkunç bir “yönlendirme” olayının varolduğunu belirlemek durumundayız. Bu yönlendirme ile, bilginin insanı aydınlatması olayına zıt olarak, onu karanlığa terketme veya varlığını bazı mekanizmalara alet etme anlayışı hakim duruma gelmektedir. Bilhassa, ekonomik sistemin; kendini yaşatabilmek uğruna, insanı temel niteliğinden uzaklaştırma noktasına geldiği bir gerçektir. Burada, bilgi ile değer bağlantısının olmadığı bir anlayış sözkonusu olmaktadır.

Bu olayın bir başka yönü, ilim adamının erozyonudur. İslamî literatürde, “âlimin ölümü, âlemin ölümüdür” prensibi yer almaktadır. Dünyanın ve hayatın varlığı ile, ilim adamının varlığı arasındaki bağlantı bütün açıklığı ve gerçekliği ile dile getirilmektedir. Bizim medeniyetimizin asıl cevheri, “insan”dır. Bu bakımdan bilgi, insanın sorumluluğu altındadır. Bilgi, tek başına değer ve suje olmaksızın bir rol yüklenemez. ‘Değer’i ve ‘bilgi’yi sorumlu ve ahlaklı insan taşır ve hedefine ulaştırır.

Eğitim, hayatı biçimlendirme çabası ile büyük ölçüde ilişkilidir. Eğitim, belli bir hayatın bilgi ve anlayışını insanına ulaştırır.

Bu noktada ‘bilgi’nin mahiyetinin öncelikle tutarlı olması ve hayatın gerçeklerine cevap verebilmesi gerekir. İnsanın deruni ihtiyaç ve beklentilerine cevap verebilmesi, kendi gerçeğini yakalama noktasında ona ışık tutup, yön verebilmesidir. Tek kelime ile hayatın gerçeğini kavrayarak, kendini buna uydurabilmesidir. Tabii bu uydurma; diğer canlılarda olduğu gibi, hayatın fiziki ve tabii yapısına uydurmak değildir. Bir sistem ve hayat felsefesi çerçevesinde bu gerçeğe adapte olmaktır. Burada insan; hem inanç ve fikir sisteminin gereğini yerine getirecek ve hem de tabiatın tabii işleyişi ile ahenkli bir hayat sürdürecektir. Tek kelime ile; hem kendini keşfedecek ve hem de dış dünyanın gerçekleri ile uzlaşacaktır. Böylece çok hassas bir uyum sistemini gerçekleştirerek insanın ve hayatın manasını en ideal bir noktada birleştirebilecektir.

Eğitim; bu noktada insanın sorularına ve ihtiyaçlarına cevap vermek ve onu aydınlatmak durumundadır. Bu bakımdan, eğitim; sadece bilgi ve malumat yığınından çok; hayata en kapsamlı bakabilme hassasiyet ve mantığını insanına kazandırmak zorundadır. Bir diğer ifadeyle, kültürel ve insani bir bakış çerçevesi çizmek ve bunu mantık ve bilgi ile desteklemek durumundadır.

Ama ne yazık ki, eğitimin bugünkü fonksiyonu; hedefi, ölçüsü ve mantığı belli olmayan bilgi ve teknolojiyi insana vermesi ve ona rehberlik etme noktasında ise, değer ve metod noktasında tavırsız kalmasıdır. Dolayisiyle, eğitimin bir değer ve mantık tahliline tabi tutulması, ve böylece hedeflere ve ihtiyaçlara göre bir strateji takip etmesi temel gerekliliklerin başında gelmektedir.


11 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...