YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Komser Şekspir ve Sinan Çetin

Evvelki akşam, yönetmenliğini Sinan Çetin'in yaptığı, başrollerini Kadir İnanır, Müjde Ar, Okan Bayülgen, Özkan Uğur, Pelin Batu, Gazanfer Özcan'ın oynadığı Komser Şekspir'e gittim.

Bir sanat eleştirmeni değilim. Ama, öteden beri Türk filmine meraklı bir seyirciyim. Bu bakımdan izlenimlerimi halktan biri olarak kaleme alacağım.

Komser Şekspir, tek bir kelimeyle şahane idi. Gülerken ağlıyorsunuz, gözlerinizden yaşlar akarken gülümsüyorsunuz.

Sinan Çetin'in Propaganda filmini de seyretmiştim. O da beni çok etkilemişti. Devletin koyduğu mânâsız kurallar, yasaklar, insanların sorgulamadan boyun eğişi anlatılıyordu Propaganda'da. Propaganda, vatandaşa, sorgulamayı, direnmeyi, sivil itaatsizliği öğütlüyordu.

Bence, Komser Şekspir ile Sinan Çetin kendisini de aşmış.

Romantik dönem

Eskiden beri Türk filimlerine meraklıyım dedim ya, bu yüzden gelişmeyi, tekâmülü, pek yakından takip edebildim.

Türkan Şoraylı, Fatma Girikli, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akınlı filimleri bir zamanlar hiç kaçırmazdım. Türk filimlerini "n'ayır.. n'olamaz" dönemlerinden beri bilirim. "Delikanlı genç kıza iskelede rastladı, bakıştılar göz göze başka gören olmadı. Ama denizde dalga oynamaya başladı" şeklindeki bir kültürün egemen olduğu yıllar var ya... İşte o günlerden beri Türk filmi seyircisiyim.

Erkek jönler, Kartal Tibet, Cüneyt Arkın, Tanju Gürsu, Kadir İnanır, Ediz Hun, Göksel Arsoy idi.

Bu filimlerin sonu, en başından belli olurdu. Senaryo eğer mutlu bir tablo ile başlamışsa, mutlaka kötü neticelenirdi. Bu yüzden, ilk sahneler üzüntü ile cereyan edince, iyi neticelenecek diye bayağı sevinirdim.

"Fakir kız-zengin erkek" tem'ası veyahut tam tersi sıkça işlenirdi. Genelde, filimlerin sonuna doğru, büyük trajedi yaşanırdı; kanlı sahneler, birbirine kavuşamayan sevgililer. Gözyaşları içinde cesetleri sayardım.

Tabiî istisna olarak, Belgin Doruk ile Ayhan Işık'ın "Küçük Hanımefendinin Şoförü" dizilerini, "Hababam Sınıfının" güldürülerini, Gülşen Bubikoğlu ile Müjdat Gezen'in çevirdiği, çingene hayatını sergileyen zengin kadrolu komedileri sıralayabiliriz. Bunlar milleti ağlatmak yerine güldürmeyi tercih eden yapımlardı.

Bir ara, entel filim yarışına girdiler; işte o sırada tam bir fecaat yaşandı. Hiç değilse, diğerleri, kafaya değil ama gönüllere hitap ediyor, hoşça vakit geçirmenizi sağlıyordu.

Herhangi bir kategoriye sığmayan o entel çekimler yüzünden, Türk sinemasından bir süre uzaklaştım. Tabiî arada, Bodrum Hâkimi gibi, eski türü iyileştirerek devam ettirenlere de rastlıyorduk. Türkan Şoray ve Kadir İnanır'ın bu filmi, mevcut düzenin kalıplarını kıran, güzel bir aşk hikâyesiydi. Üstelik "Şoray kanunları" diye bilinen yasaklamalar da kalkmış, anlatım daha bir doğallık kazanmıştı.

Sanat eleştirmenliği

Bir sanat eleştirmeni olmadığım için, bütün filim isimlerini hatırlamakta zorlanıyorum. Ama, Türk filmine, yarısı renkli yarısı siyah-beyaz, Halıcı Kız'dan beri giderim. İlk renkli Türk filmi olan Halıcı Kız'ı seyredince "Artık Türk sinemacılığı da yüksek bir teknoloji kullanabiliyor" diye ne kadar sevinmiştim!

Son olarak, ekran başındaki seyirciyi çekmek için düzenlenen büyük kampanyaların peşinden Kahpe Bizans'a, Vizontele'ye ve Hemşo'ya gittim. Bu üçünün arasından Hemşo'yu tercih ediyorum.

Hemşo'da Okan Bayülgen etkileyici bir rol sergiliyordu. Mehmet Ali Erbil de iyi idi. Çarkıfelek'te veyahut Tatlı Kaçıklar dizisinde seyrettiğimiz kişiliği ile karşımıza çıkmıştı. Sempatik, haşarı, vurdumduymaz.

Hemşo'nun bir mesajı vardı elbette: Kan davasını eleştiriyordu. Birkaç yıl önce gördüğümüz ve beğenerek seyrettiğimiz Eşkiya filmini andırıyordu Hemşo.

Komser Şekspir

Komser Şekspir ise benzersiz bir filim; çok değişik bir tür. Filimden sonra sahneye çıkan Sinan Çetin, senaristten övgüyle bahsetti. Senaryo yazarı Mesut Ceylan tam bir ay beklemiş Sinan Çetin'le konuşabilmek için ve nihayet onu eşref saatinde yakalayabilmiş.

"Pamuk Prenses ve Yedi Cüceleri, bir karakol mekânının içinde oynatabilsek; bundan iyi bir senaryo çıkar mı?" diye sormuş. Sinan Çetin onay verince, işte Komser Şekspir gibi çok etkileyici bir filim çekilmiş.

Komser Şekspir, bireyi ezen devleti eleştiriyor. Hele Sinan Çetin'in bizzat oyuna katılarak başlattığı bir alkış sahnesi var ki! Stüdyodan sokağa taşan o alkışlar, Komser Şekspir'i tutuklamaya gelen polisleri engelliyor.

Sinan Çetin, "Burası hür medya" derken de, medyanın nasıl olması gerektiğini anlatıyor.

Ya Komser Şekspir'in Atatürk heykeline yakarışı! Resmi ideolojiyle, ince ince alay ediyor Çetin; Atatürk'ün putlaştırılışını derinden derine eleştiriyor.

Ve ilk defa bir polis karakoluna Şekspir'in heykelinin dikilişi.

Sinan Çetin, insan denilen bu karmaşık mahlûkun, en derin hücrelerine kadar inerek, kötünün iyi ile varolabileceğini ispatlıyor. Filmin esası bir baba ile kızının yaşadığı dram. Aslında birer trajedi olan hayatlar, sevginin dokunuşuyla güzelleşebiliyor.

Ufak ayrıntılar

İyisi mi, daha fazla anlatmayayım bu filmi. Koşup gidin; seyredin. Çekinmeden, çocuklarınızla da gidebileceğiniz bir filim bu.

Sinan Çetin ile konuşuyordum. Müstehcenliğin, geniş kitlelere açılmayı engellediğini söyledi bana.

Gerçekten de öyle. Meselâ Hemşo'da, lüzumsuz açık sahneler mevcut. Çıkarıldığı takdirde filmin bütünlüğünü bozmayacak sahneler. Birçok muhafazakâr aile bu yüzden sinemalardan uzak kalıyor. Ticarî maksatlı müstehcenlik silâhı ters tepiyor aslında.

Komser Şekspir bu yönden de farklı bir filim. Gişe rekorlaı kıracağına inanıyorum.

Kadir İnanır, Müjde Ar, Okan Bayülgen, Özkan Uğur, Pelin Batu, Gazanfer Özcan, her biri başarılı bir oyun sergiliyor.

CHP'li Ünal Batu eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen'le birlikte gelmişti kızını seyretmeye. Filim, bir baba ile kızının dramını anlattığı için, Ünal Batu herkesten daha fazla etkilenmişti. Pelin'in bu ilk önemli rolüydü. Buna rağmen, dev oyuncular arasında hiç ezilmedi. Pelin Batu örneği iyi yetişmiş aile kızlarının da, yarışmalardan geçmeden sinemaya intisab edebileceğini gösteriyor. Filimlerin kalitesi arttıkça, oyuncuların kalitesi de artıyor.

Sinan Çetin bir de ufak sürpriz hazırlamıştı. Yazılarını zevkle okuduğumuz, Selahattin Duman'a da ufak bir rol vermişti. Duman, yorumlarındaki esprili üslûbu rolüne de katmayı başarmıştı.

Velhasıl bana göre herşey mükemmeldi. Ama gidin, görün, kararı siz verin.


14 ŞUBAT 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Nazlı ILICAK

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...