T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Sırların sırrında umuda bir yol vardır...

Bunca acının ve hoyratlığın yürekleri soldurduğu bir ülkede, hâlâ umuttan ve aşktan sözetmenin bir anlamı var mıdır bilemiyorum. Eğer, insan tükenmemişse, birilerinin bir yerlerde içindeki ateşi söndürmeden, "zor zamanlar"dan yeni zamanlara taşımasından da umut kesilmemiş demektir.

Zaman zaman hayata ilişkin bütün değerlerin anlamını yitirdiği, umutların ölümün med ve cezrinde sallandığı anlarda, hep kendi kendimle söyleşip durdum, yıldızlara uzanıp hep umudu sordum, aşka uzandım aşka layık olmasam da...

Hayata ve ölüme dair bütün düşüncelerin yetersiz kaldığı bir günde, sırların sırrına ermek için acaba elimizde ne kalır, kader mi? Belki de sadece bir tevekkül.

Eğer bir gün, Sezai Karakoç'un /Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır/ Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır/ dizelerindeki kadar güçlü bir teslimiyetle hayatımızı yeniden yorumlayabilirsek, bu "gidemeyenlerin ülkesi"nde, her şeye rağmen "saklı umutlar"a saklanan insan gibi insanlara tutunarak yeni bir ülkeye çıkar yolumuz...

Madem, "Yoktan da vardan da ötede bir var vardır", öyleyse her şeye rağmen bu ülkede aşka ve umuda giden hep bir yol vardır...

Bir an olsun gözlerinizi yumun, gözkapaklarınızı yeni bir dünyanın ışık cümbüşünün öpüşlerine bırakın...

İşte dünyanın kenarında yeni güller saçılmaya başlıyor, tarifsiz şirin bir parlama... Saydamlaşmış, pembemsi ve mavi bir sisin içinde dansediyor umutlarınız...

Bir yağmurun fısıltısı kadar mahrem, onun kadar doğal her şeyiyle "bize ait" bir dünyamız olmayacak mı bizim?

Uykularından uyanmış çocuklara masallar anlatan, ellerinden tutup düşler ülkesine götüren yağmurlar, bizi hiç mi uyandırmaz uykularımızdan?

Yalnız çocuklar mı kaldı, su birikintilerini görünce sevinç çığlıkları atmak?

Yağmur yalnız çocukları mı öper gözlerinden?

Hayallerimizin o harikulade kokusu hiç mi duyulmaz, geceyle dolup taşan gönlümüzün sokaklarından?

Yangınlarımızı, yenilgilerimizi, hasretlerimizi yeniden keşfedip Temmuz'a gömemez miyiz? Çünkü, "içinde yangın var Temmuz"un...

Temmuz'un sarı sıcağından, vecd içinde isyan şiirleri mırıldanarak umudun mavisine koşamaz mıyız yeniden?

Hayata ve umuda yeniden, yeniden temmuzla...


1 Temmuz 2001
Pazar
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED