T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
"Bugün sizlerle değişik bir yemek yapacağız"

Ev kadınını bütün gün aşağılayan pasif ve pasaklı gören zihniyete rağmen, son derece bakımlı kadınlar yemek yapmaktan bir türlü vaz geçmiyor. Her gün her saat, neredeyse her dakika televizyon ekranlarından, yemeğe, kendi hayat tarzlarını katıp, bir taşım lüks eşliğinde pişirenler arzı endam ediyor. Kimisi son derece şımarık, italyan aşçıdan sözüm ona yemek tarifleri yapmaya kalkıyor. Kimisi yemek yapmanın, iyi yemek yapmanın ancak o pahalı kesiciler, doğrayıcılar eşliğinde olacağını son derece "entel/dantel" söyleşiler etrafında ima ediyor. Kimisi yemek yapan bir kadının da "herşeye rağmen" asil olup asil kalabileceğini ispat etmeye uğraşıyor.

Açlık sınırını çoktan aşmış binlerce aile, görüntüsü bozuk tv'lerinden hayatlarının tek hareketi olarak o süslü mükemmel kadınların süslü mükemmel yemeklerine bakıyor. Aletler çalışıyor, adı bilinmedik malzemeler, ille de her yemeğin içine bolca konan kaşarlar eşliğinde her birinin konması için en az 60 metre karelik mutfaklara ihtiyaç duyulan robotlar, kesiciler, ısıtıcılar, parçalayıcı ve karıştırıcıların düğmelerine basılıp basılıp, sağlıklı beslenme geyiklerine geçiliyor. Kısabileceği başka bir şey kalmadığı için tek çare çocuklarına bayatlamış ekmek yedirerek ekmek tüketimini azaltmaya çalışan ailelerin dramına uzak, süslü ve ince kadınlar şöhretli konuklarına "çok özel sunumlar" eşliğinde yemeklerini tattırıyor. Midesi yapışmış çocukların, yağlı boya tablo özeniyle yapılmış resim gibi yemeklere ağızlarının ne kadar sulandığından habersiz, tattıkları yemeği damaklarında tuta tuta övgüler düzenliyor sırtı pek, karnı tok konuklar.

Tek kriterleri karnı toklara yemek beğendirmek olduğundan, her saniye yemek yapılan ekrandan yeni tatlar bulup sunmak için saçmaladıkça saçmalıyor gurmeler. "Bu gün sizlerle değişik bir sarma yapacağız." Bir sarma kaç değişik yoldan yapılabilir? Üstelik şimdiye kadar hiç yapılmamış biçimde. Yapılır. "Tavuk göğsünü tenceremizin en altına bir sıra yayıyoruz. Üzerine bir sıra sarma. Sonra tekrar tavuk göğsü."

Değişik yemek yapmak demek bir malzemeden on yemek yapmak değil on malzemeden bir yemek yapmaktır. Değişik yemek yapmak, o saatte kendilerini seyredenlerin adlarını bile duymadıkları malzemeleri, bıçağın, kaşığın yapacağı işleri markalı makinalar eşliğinde karıp katmaktır: "Kabaklar kabak soyma makinası ile kazınır. Robotta incecik kıyılır. Yumurtalar blendırda bir güzel çırpılır. Hazırlanan malzemenin içine 250 gr labne peyniri konur."

Onca malzemeden kuş gövdesi kadar yemek "kabak kalyesi" diyerek sanki "tabaklara koymaya bile kıyılmayacak bir güzelliğin" karşısında hazırlıksız yakalanmış olmanın telaşıyla sunulur. Bir kaşık yemek sözüm ona servis edilirken de dünya kadar alet edevat kullanılır.

En az malzemeden nasıl yemek çoğaltılacağı ve yeni tatlar elde edileceğine dair kafa yoranı yok onca yemek programının içinde. Zaten yemek yapan da yok. Aletlerin düğmesine basılıyor o çok bakımlı kadınların yapacakları kuş kadar yemeğin de malzemesi arka planda duran yardımcılar tarafından yıkanıyor. Ve böylece yemek programlarının bakımlı aşçıları elleri malzemeye hiç temas etmeden yemek yapma başarısı kazanmış olarak her gün "çok değişik yemekler" yapmaya devam ediyorlar.


6 Temmuz 2001
Cuma
 
FATMA K. BARBAROSOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED