T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

G Ü N D E M

Başörtüsü yasağını anlayamıyorum

Amira Weber, Katolik bir ailede yetişti, misyonerken, Müslümanlar'la ilk kez Kenya'da karşılaştı ve İslam'ı seçti. ABD'de, bir Müslüman olarak hiçbir sorun yaşamadığını söyleyen Weber, Türkiye'yi ise hayretle izliyor. Weber ile, İslam'ı nasıl seçtiğini ve ABD ile Türkiye'de yaşayanların "din ve vicdan özgürlükleri" arasındaki farkı konuştuk.

Amira Weber, 1957 yılında Katolik bir ailede doğdu. Ortaöğrenimini, dînî hassasiyetleri üzerinde duran ailesinin isteğiyle bir Katolik okulunda, yüksek öğrenimini ise Wisconsin Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Bölümü'nde tamamladı. Fakültenin son sınıfında öğrenci iken Demokrat Parti Genel Merkezi'nde aktif olarak çalışmaya başladı.

Etrafınızın Katolik bir çevreyle sıkıca donatıldığı görülüyor. Müslümanlar'ı ilk nerede tanıdınız?

Demokrat Parti'de üç yıl görev aldım. Buradan da bir maceraya atıldım. Katolik misyoner okulunda öğretmenlik yapmak için Kenya'ya gittim. Müslüman ailelerle ilk kez burada karşılaştım ve onları uzaktan takip ettim.

Müslümanlar uzaktan nasıl görünüyordu?

O yıllarda, İslamiyet benim için kapalı bir kutuydu. Kenya'da Müslüman ailelerin "temiz, saygılı, aileye düşkün" olduklarını gördüm. ABD'de, aile kavramına değer verilmez. Fakat, Kenya'daki ailelerin 'birlikte' yaşadıklarını görünce, Müslümanlık aklıma düştü. ABD'ye dönünce, yaşadığım hayat tarzından bunaldığımı farkettim. 1987'de, telefon rehberinden bir cami aradım ve evim ile işyerim arasında bir cami olduğunu öğrenip gittim.

Yani, İslamiyet'e girdiğiniz gün...

Hayır, o gün sadece bilgi almak istedim. Orada çalışan dört görevliye, Müslüman olmayı düşündüğümü ve birşeyler öğrenmek istediğimi anlattım. Bir süre bu konu üzerinde konuştuktan sonra, namaz vakti geldi ve bana bir örtü verip, kendilerini takip etmemi istediler. İlk namazı orada kıldım ve bir hafta sonra Müslüman oldum.

Bu değişim sosyal hayatınızda neleri değiştirdi?

Kaos ve karmaşadan, huzur ve sakinliğe eriştim. İslam'ı kabul ettikten iki ay sonra başımı örttüm. Ailemle sorun yaşamadım fakat o sırada çalıştığım hukuk firmasında Yahudiler ağırlıklıydı ve "yenilenme" çalışmaları bahanesiyle beni işten çıkardılar. Bir ay sonra, bu kez bir Amerikan hukuk firmasında başörtülü olarak çalışmaya başladım.

Peki Türkiye'deki başörtüsü yasağını nasıl değerlendiriyorsunuz?

ABD'de Anayasa'daki en önemli madde "din ve ifade özgürlüğü"dür. Türkiye'deki başörtüsü yasağının sebebini ise anlayamıyorum. Başörtülü kadınlardan neden korkulur? Herkes istediği gibi hareket etmeli.

"Din ve ifade özgürlüğü" adına bireysel çabalarınız var mı?

ABD'ye gelen göçmenler ile politik sığınma talebinde bulunanlara ve mültecilere yardım ediyorum. Hukuki yardımın yanısıra, ihtiyacı olanlara İslam Merkezi'nin bağışlarından faydalanmaları için yol gösteriyorum. Göçmenlerin çoğu Kosova, Bosna, Somali, Irak ve Sudan'dan. Kosova'dan, İslamiyet'i yaşayamamaktan korktukları için gelenler daha fazla. Onlara, Müslümanlar'ın ABD'de rahatlıkla yaşayabileceklerini, kendilerine her zaman yardım edileceğini ve diğer Müslümanlar ile temas halinde olacaklarını anlatıyorum.



6 Temmuz 2001
Cuma
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED