T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bölemezler merak etmeyin

Biga'da bir adam konuştu. Dedi ki "Kıbrıs verilirse Türkiye bölünür". Elhak, ben de aynı düşüncedeyim. İşte, konuşmanın bir kısmı:

"İMF'nin vereceği 1,5 milyar dolarlık kredinin ekonomik ve siyasal şartları ortaya döküldü. Artık İMF, Türkiye'ye başbakan yardımcısı atamanın ötesinde, şirket yönetimlerini de belirleme yetkisini ele geçirmiş bulunuyor. Hazretler, Telekom yönetimini beğenmemişler. İkinci şart, bankaların dünya sermayesine devri işleminin tamamlanması.

Bunlar biliniyor. Dahası, siyasal şartlar da biliniyor. AB'ye aday üyelik protokolundan Katılım Ortaklığı Belgesi'ne kadar, Kıbrıs ve Ege dayatmaları zaten kayda geçmişti. Kuzey Irak ve Kürt şartı da hep Türkiye'nin önüne konmaktadır.

İMF, ABD ve Avrupa sermayesinin güdümündedir; dolayısıyla ikisi tarafından yönetilir. Yalnız ekonomik şartlar koştuğu söylenen İMF'nin Kuzey Kıbrıs'ın Avrupa'ya teslim edilmesini istediğini bilmeyen yoktu.

* * *

AB'nin planı, belli ve gizlenmiyor: Kıbrıs, birkaç yıl içinde tam üye olarak alınacak. Onlara göre, tek bir Kıbrıs var. Tam üyelikle birlikte, yine onlara göre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, hukuken Avrupa toprağı oluyor.

Avrupa Ordusu'nun müdahale alanları belirlenmiş. Kıbrıs, Ege ve Kuzey Irak, bu müdahale alanları içinde yer alıyor. AB, kendisine ait saydığı toprakları, gereğinde silahlı güçle denetim altına almayı kafasına koymuş. Avrupa Parlamentosu'nun ünlü 20 Kasım 2000 tarihli kararı da bunu amaçlıyor. Türk Ordusu'nun Kıbrıs'ta işgalci güç olarak bulunduğu öne sürülüyor. Yani Türk Ordusu'na karşı silah kullanmak meşru sayılıyor.

Aynı kararda Türkiye'den 'Ermeni soykırımı yaptığını kabul etmesi' de isteniyor. Açıkçası, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu yasadışı sayan bir kararla karşı karşıyayız. Dolayısıyla Kıbrıs ve Ege'ye müdahalenin ötesinde Türkiye'ye silahlı müdahalenin hukukî zemini döşenmiş."

Kıbrıs'ın verilemeyeceğini söyleyen o kişi, Doğu Perinçek'ti. Sözleri şöyle devam ediyor:

"AB, Türkiye'yi içerden yıkma çabalarını da olgunlaştırdı. İçerde 'Kıbrıs'ı ve Ege'yi verelim gitsin' diyen bir Avrupa lobisi oluşturuldu bile. Acenta takımı, 'Nasıl olsa Avrupa Birliği'ne girmeyecek miyiz, orada yine Kıbrıs'la ve Ege'yle buluşuruz' diyorlar.

Kıbrıs'ı AB'ye veren Türkiye, Türkiye olarak kalamaz; parçalanır. Kıbrıs'sız Türkiye projesi, bir adım sonra Türkiye'yi bölme projesidir.

Kimse niyetini gizlemiyor. Türkiye, bir paket programla yüz yüze gelmiştir. Bu programın bir ayağı Kıbrıs ve Ege ise, diğer ayağı da Kuzey Irak ve Türkiye'nin Güneydoğusu'dur."

Şimdi, bu gayet ciddi ifadelerin neresinde mizah olduğunu sormayı aklınızdan geçirebilirsiniz. Söyleyin Allah aşkına... Bu ülke üzerinde bölme-parçalama planları yapmak, yeterince komik değil mi?

AB'ye gireriz ya da girmeyiz; alırlar ya da almazlar... AB'deki hayat şartlarına ve hukuk normlarına ulaşır ya da ulaşmayız o ayrı. Fakat açıkça bizi bölme planları yapmaları, bana göre, 'yeterince'den biraz fazla komik. Daha önce kaç defa denendi ve sonuç hep 'başarısız' olmadı mı?

Matik

Beğenin beğenmeyin, yeniden siyasete dönme sinyalleri veren Süleyman Demirel'in karizmasını kabul etmek zorundasınız.
Beğenin beğenmeyin, her iktidarında ülkeyi sıkıntılara sokan kişinin de Bülent Ecevit olduğunu inkar edemezsiniz.
Bu durumda...
Demirel karizmatik lider.
Ecevit krizmatik lider.


6 Temmuz 2001
Cuma
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED