|
|
|
|
Havuzun uleması olmuştu artık.. Emrinde çalışan binlerce adamdan ve sadece havuz meselesine çözüm üretmeleri için maaş ve ücret verdiği onlarca adamdan daha iyi biliyordu şu havuz meselesini.. Konuyla ilgili her türlü yayını takip ediyor, bütün programları izliyordu. Şu, başındaki havuz meselesi için bir kaç yabancı kitap tercüme ettirmiş, Amerikalardan getirdiği en derinlemesine araştırma kitaplarını bile okumuştu. İşi gücü bırakmış, uzun bir süreden beri havuz meselesine takmış, sürekli havuzuyla yatıp kalkıyordu. Kafasının almadığı nokta, ya da kabullenemediği nokta, milyonlarca dolara, hatta harcadığı yüzmilyonlarca dolara rağmen havuzun nasıl olupta bir türlü istediği biçimde yapılmamış olması ve istediği rahatlıkla kullanamadığı noktasıydı.. Ülkenin en güçlü televizyonlarından birine sahipti.. Ülkenin en popüler gazetelerinden biri de onundu.. Başka kanalları, damardan ulaşabileceği çok güçlü insanlara da sahipti.. Para ödediği yayıncılar ve gazeteciler konuştuklarında ortalığı sallar, yazarları ise ortalığı birbirine katardı. Ama olmuyordu işte.. "Saldırın" komutuna rağmen havuz meselesini gündemde tutup kendi lehine çevirmeye çalışanlar işi kotaramıyorlardı. En çok keyif aldığı, hayatının en zevkli anlarını yaşadığı havuzun başındayken, kıymetini bilmemiş, bir küçücük masraftan kaçındığı için havuzu şimdi başkası kullanıyordu.. Onun bunun elindeydi havuz.. Ona göre havuzun ihalesi de olmamalıydı.. Ne demekti ihale.. Havuz havuzdur ve parayı basanındır.. Bu da kendi havuzuydu ve şimdi kullanamıyordu. Havuz ona bakıyordu, o havuza ve kullanamıyordu. Son olarak havuz için anlaştığı yetkiliyle küfürlü bir konuşma yapmıştı. "Ya şu havuz işini bitir, ya da seni mahvederim ulan...." bile demişti yüzüne telefonu kapamadan önce. O geceden itibaren de tüm yayın organlarını seferber etmiş, bu işi halletmeye yeminlemişti kendini. Gücünün yetmediği hiç bir iş olmayan ülkede, gücünün havuza yetmemesini hazmedemiyordu.. Şöyle bir arkaya "uzan"dı ve son kararını verdi. Öyle ya.. Helikopterine atlayıp özel malikanesine inebiliyor, onlarca hizmetli tarafından karşılanıyor ve köşkünün bahçesindeki havuzuna giremiyordu. "Yarın havuz müteahhidini mahkemeye veriyorum ve artık klorlama makinesini de yenisiyle değiştiriyorum. Çoluk çocuk kavrulduk bu sıcaklarda bee" Celal Doğan diyor ki:
Bir ülkede herkes körse, tek gözlü birisi hemen kral olur..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |