T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Hasta ilaca cevap veremiyor

Osmanlı İmparatorluğu "hasta adam" olarak ilan edilmiş ve Düyun-u Umumiye İdaresi kurularak Osmanlı Devleti'nin borçları "tahsil" edilmeye başlanmıştı.

İmparatorluk tarihe karıştı. Cumhuriyeti ilan ettik. 1950'lerde çok partili rejime ve sözüm ona "demokrasiye" geçmeye çalıştık. Ne İmparatorluk döneminde, ne Cumhuriyet döneminde böyle "aşağılanma", böyle "rezillik", böyle "dilencilik" yaşamadık.

"Üç kuruluşluk kredi için" yani "borç para" için IMF'ye "kul- köle" olduk. IMF Başkanı bizim Başbakan'a bir mektup gönderiyor, "Halkınızın her birinin cebine 300 dolar koyuyordum o paranın nasıl harcandığını elbette kontrol edeceğim" diyor.

Biz de "ara rejim" alışkanlığı ile "Baş üstüne" diyerek "hazır ola" geçiyoruz.

Bütün gazeteleri okuyun, sokaklarda kahvelerde halkı dinleyin, "anlı şanlı Türk Telekom direnişi"nden sonra ortaya çıkan "anlı şanlı ricat" halkın ağzında. "Madem IMF'nin dediklerini tek tek yerine getirecektiniz, bu haltı ne demeye yediniz" diyorlar.

IMF emrediyor bir gecede "beş banka" Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'na geçiyor, yani halkın sırtına bindiriliyor. Gece "banka sahibi" olarak yatanlar, sabahın köründe "bütün varlıklarının" gittiğini, mallarına el konulduğunu, yurtdışına çıkış yasağına uğradıklarını görüyorlar.

IMF emrediyor, görülmemiş bir hızla "Telekom yönetimi yenileniyor, bankalara el konuluyor" ama piyasa bundan "daha da olumsuz bir şekilde" etkileniyor. Döviz yükseliyor, "dalgalı kur rejimi" yerini "sürekli yükselen kura" bırakıyor. Borsa düşüyor, Hazine ihalesinde faiz yükseliyor.

Bütün bunlar IMF'nin yap dediklerini yapmamıza rağmen, "IMF'nin söyle yaparsanız böyle olur" dediği hiçbir şey gerçekleşmiyor. Piyasalar IMF, MİMF dinlemiyor.

"Yükümlülüklerini yerine getiremeyecek duruma düştükleri için" gerekçesiyle bankalara el konuluyor. Daha önce de bankalara el konulmuş, "piyasalarda panik çıkmasın" diye, "sırada başka banka yok" denilmişti.

Sırada başka bankalar olduğunu gördük. Şimdi yine "sırada başka bankalar yok" deniliyor ama Güngör Uras'ın dediği gibi "Bankalar Caddesi'ndeki sırt hamalları sıranın hangi bankalara geldiğini" tartışıyorlar.

"IMF ilacı" hasta ekonomiye iyi gelmiyor. Piyasalar daha da ağır şartlara doğru yol alıyorlar. Çünkü "hasta doktora inanmıyor" yani "IMF'ye güvenmiyor", hasta başımızdakilere inanmıyor, "hükümete güvenmiyor."

"4 yılda Türkiye'yi 40 yıl geriye düşüren" bu hükümetin hiçbir icraatı halka güven vermez veremez. Halkımız, "her 15 günde bir kriz" beklentisine girmiş bulunuyor. Türk Lirası'na olan güvenini yitirdiği için "dövize güveniyor." Döviz bu yüzden yükseliyor, dalgalı kurun "bir dalgasının olmadığı" görülüyor.

Bu hükümet "Türkiye'yi yönetmeye" devam ettiği sürece bu şartların değişmesi zor. "Güven yoksa istikrar da yoktur."

IMF'nin emrini dinlemeyen piyasalar hükümeti hiç dinlemez. Bizdeki "yabancı hayranlığı" sadece bazı gazetecilerimizin sütunlarında kaldı. Türk halkı değişim ve yenilik istiyor.

Onun için "seçim ekonomiyi batırır" safsatasından sıyrılıp Siyasi Partiler ve Seçim Yasası'nı değiştirip, en kısa sürede seçime, yani halka gitmek gerekiyor. Halktan korkmamak lazım.

Türk halkı ne yaparsa mutlaka en doğrusunu yapar.


12 Temmuz 2001
Perşembe
 
CAN AKSIN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED