|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Altmışlı yılların şartlarında ortaya çıkan ve Milli Görüş olarak formüle edilen siyasi hareket aradan geçen bunca sene içerisinde bütünlüğünü korumayı başarmışsa da bugün artık bir yol ayrımına gelmiş ve bölünme ile karşılaşmış bulunmaktadır. Bu yeni durumdan çıkarılacak pek çok dersin olduğu ortada. Öncelikle otuz yıl bunca saldırı ve tehdide karşı nasıl oldu da bütünlüğünü korumasını başarmıştır, sorusunun cevaplanması gerekiyor. Hemen bunun ardından da bugün niçin yol ayrımına gelmiş bulunmaktadır ve niçin geleneksel bütünlüğünü korumakta zorlanmaktadır? Sorularının tartışılmasında zaruret vardır. Altmışlardan bugüne Milli Görüş hareketi...
Bir kez daha hatırlayalım; altmışlı yılların sonlarına doğru Erbakan ve arkadaşları sağ kesimin güçlü partisi Adalet Partisi (AP) ile yetinmeyerek yeni bir parti kurma ihtiyacını duymuş ve Milli Nizam Partisi (MNP) adıyla yeni bir parti kurmuşlardır. Bu partinin kurulduğu dönem öyle bir dönemdir ki AP 1965 ve ardından 1969 genel seçimlerinde seçimleri kazanmış ve tek başına Mecliste hükümeti kurma gücünü yakalamıştı. İstikrarlı bir kalkınma programı ve kontrollü bir enflasyon yürümektedir. Bir yandan 68'de başlayan öğrenci olayları yavaş yavaş uç vermekteyse de orta sağın kesin bir üstünlüğü söz konusudur. Böyle bir ortamda dini hassasiyeti siyasal alana taşıyacak küçük bir grup yeni bir parti kurma yoluna gitmiş ve başlattıkları milli, yerel, kasaba tabanlı, dindar hassasiyetli harekete Milli Görüş adını vererek siyaset sahnesine çıkmışlardır. Özellikle MNP'nin uygulanan militan laiklik anlayışına getirdiği eleştiriler, dini değerleri siyasal dolaşım alanına sokması ve uygulanmakta olan ekonomi politikasını "montaj sanayii" diye çok sert şekilde mahkum etmesi gözden kaçmamış 12 Mart döneminin olağanüstü şartlarında kapısına kilit vurulmuştur. İlginçtir bir yandan MNP kapatılırken sol taraftan da Türkiye İşçi Partisi (TİP) kapatılmıştır. Bu elbette ki şaşırtıcı değildir zira TİP de aynen MNP gibi mevcut sistemik değerlere, kurumlara ve uygulamalara çok sert ve köklü eleştiriler getirmekteydi. Henüz hiçbir seçime girmemiş, halkın önüne çıkıp kendini anlatamamış, seçmenlerin kendisi hakkında nasıl bir tavır takınacakları belli olmamış MNP'nin kapatılması Milli Görüş hareketi için bir son olmadı. Hareket 12 Mart dönemi sona doğru yaklaşırken 1972'de Milli Selamet Partisi (MSP) adıyla yeniden örgütlenerek siyasi sahnede yerini aldı. MNP'yı kuran küçücük idealist kadro yeni partide toplanmış ve bütünlüğünü korumuşlardır. Söylem düzeyinde bazı değişiklikler olmakla beraber aynı parametreler korunmuştur. 1973 genel seçimleri Milli Görüş hareketi için önemli bir imtihan olmuştur. Türkiye seçmeni beklenmedik bir teveccüh göstererek yüzde onbir oy oranıyla Milli Görüş hareketine destek vermiştir. 12 Eylül 1980 darbesine kadar geçen yedi yıl içerisinde MSP ülkenin yönetiminde önemli roller üstlendi. Hem iktidara ortak oldu ve temel politikaların belirlenmesinde söz sahibi oldu, hem de muhalefette büyük işler başardı. Hareket 1973 genel seçimlerinin arkasından CHP ile koalisyon hükümeti kurarken ciddi bir sarsıntı geçirdi ve ilk bölünmesini bu olay dolayısıyla yaşadı denebilir. Özellikle bu hükümet döneminde çıkarılan genel af kanunu sağ kesimden büyük eleştiriler almış, MSP içerisindeki Nurcu kanat 1977 seçimleri öncesinde hareketi terketmiştir. Milli Görüş hareketi için bunun ilk bölünme olduğu söylenebilir. 12 Eylül darbesi bütün partilerin kapısına kilit vurmakta tereddüt etmemiştir. Diğer partilerle birlikte MSP de kapatılmış ve böylece Milli Görüş hareketi bir kez daha siyaset sahnesinin dışında kalmıştır. Bu harekete oy desteği sağlayan kesimler 1983 seçimlerinde oylarını Anavatan Partisine yöneltmişlerdir. Burada Milli Görüş hareketinin ciddi bir sarsıntı geçirdiği söylenebilir. 1985'te bu hareketin öncüleri Refah Partisi'ni (RP) teşekkül ettirdiklerinde kırılıp dökülenleri toparlamak zorunda kalmışlardır. Süreç içerisinde Milli Görüş hareketine vücut verenler RP'de yeniden bütünleşmiş ve hareketi 1995 genel seçimlerinde Türkiye'nin birinci partisi noktasına taşımışlardır. Milli Görüşte ayrışma
Bundan sonrası malum. 28 Şubat depremi RP'yi sadece iktidardan etmemiş aynı zamanda kapatmıştır. Ama bu kapatma bütünlükte ciddi bir dağılmaya sebep olmamıştır. Yerine kurulan Fazilet Partisi (FP) 1999 genele seçimlerinde RP'nin oylarını alamamışsa da gücünü yine de nispeten korumuştur. Ama bütünlük ve birlik sağlamada zorlandığı bu partinin ilk genel kongresinde bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Kanaatimce Milli Görüş hareketi için dönüm noktası FP'nin birinci kongresinde yaşanan gelişme olmuştur. Bütünlük ve birlik adına bastırılan yeni talepler ve politikaların önünün kesilmesi bugün yaşanmakta olan ayrımın ilk kıvılcımı olmuştur. O günden bu yana ortaya çıkan yeni taleplerin, politikaların ve açılım isteklerinin partinin yönetimine iştirakinin sağlanamamış/sağlanmamış olması, aradan geçen bunca zaman içerisindeki gelişmelerin ışığında Milli Görüşün yeniden formüle edilmesinin başarılamaması, yetmişli yılların yöntemlerinin ve politikalarının parti yönetiminde ısrarla sürdürülmek istenmesi, yeni kuşağın hala "çocuk" olarak görülüp ciddiye alınmaması bu hareketi bugünkü noktaya taşımıştır. Bugün Milli Görüş mirasının ısrarlı sürdürücüleri olduklarını söyleyen "gelenekçiler"in de, yeni şartlara göre hareketi tanımlamaya çalışan "yenilikçiler"in de bir kez daha yola çıkmadan, hamle yapmadan önce üzerinde düşünmeleri gereken en önemli nokta altmışlı yıllardan bugüne Türkiye'de ve dünyada nelerin değiştiğini, Milli Görüş hareketinin nasıl bir misyonla nereden nereye geldiğini ortaya koymalarıdır. Birlik ve bütünlükten ayrışma noktasına nasıl gelindiği tartışılmazsa tecrübeler boşuna gitmiş olur.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |