T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Siz, devlet idaresini kolay mı sanıyorsunuz?

Bu İMF, "Türkiye Programı"nın uygulanması konusunda, çok ince eleyip sık dokuyor ya..

Biz pek alışık değiliz bu kadar hassas ayarlara..

Birincisi "Köylülük" var genlerimizde..

Kimse, saate, dakikaya, saniyeye aldırmaz..

"Zaman"ı anlatmak için, daha geniş kavramlar kullanılır..

- Yaz gelince..

- Güz vakti olunca..

- Mevsim dönünce..

Bu yüzden, yüz yılları, hatta çağları alargada geçiririz.. Nitekim geçen 20'nci yüzyılın ilk yarısını "dış düşmanlar"la, ikinci yarısını da "birbirimiz"le kavga ederek geçirdik..

Bu sırada, dünya "Endüstri Çağı"ndan "Nükleer Çağ"a geçti.. Arkasından "Bilgi ve İletişim Çağı"na girildi.. Sovyetler kuruldu ve çöktü.. Aya gidildi, canlılar kopyalandı.. "Ortak Pazar" sonunda "Avrupa Birliği" oldu..

Ve 20'nci yüzyılın sonunda, Türkiye, Demirel ile Ecevit'ten ümit bekler haldeydi.. Sultan 2'nci Abdülhamid yaşasaydı, herhalde O da, "ümit adam" olarak, siyasette ağırlığını koruyacaktı..

Alışmışız "Zaman"ı uzatmaya..

Son "Telekom krizi" yüzünden, İMF Programı, iki haftaya yakın süre askıya alındı mesela..

Ama hiç kimse, buna önem vermedi..

Dünkü Bakanlar Kurulu'nda da, herkes, "kaldığımız yerden" ama "iki hafta gecikme ile" devam etmemize sevinmiş..

Devlet Bahçeli ile Enis Öksüz de sevinmişlerdir buna..

Bakalım, bundan sonra ne tür krizlerle, iç ve dış gelişmeleri donduracağız.. Mesela önümüzde, Cumhurbaşkanı Sezer'le Başbakan Ecevit'i karşıkarşıya getirecek bir, "Tütün Yasası Krizi" var gibi görünüyor..

Ama hiç ziyanı yok..

Bir yüz yıl daha, gelişmiş dünyayı ıskalayabiliriz..

Nasıl olsa, dünyanın ve evrenin en az 5-6 milyar yıl daha ömrü var!.

Oysa, "Türkiye amma da değişiyor" demeye başlamıştık..

Bakkaldan süper-markete, oradan da hiper-markete, "departmant store"a falan geçiş başlamıştı mesela..

Batı'nın çok katlı süper-hiper mağazaları hakkında bir hikaye anlattılar geçen gün..

Bir adam böyle bir mağazaya girmiş.. İlk karşısına çıkan tezgahtara..

- Lacivert bir kravat alacağım, demiş..

- Düz lacivert mi, çizgili mi, diye sormuş tezgahtar..

- Çizgili, demiş adam..

Bunun üzerine tezgahtar adama..

- Bir üst kata çıkın.. Çizgili kravatlar 1'inci katta satılır, demiş..

Adam 1'inci kata çıkıp, oradaki tezgahtara, lacivert ve çizgili bir kravat alacağını söylemiş..

1'inci kattaki tezgahtar da sormuş..

- İnce çizgili mi, kalın çizgili mi istiyorsunuz kravatı?

Adam "ince çizgili istiyorum" deyince, bir üst kata gitmesini söylemiş tezgahtar..

Adam çaresiz, 2'nci kata çıkmış.. Oradaki tezgahtara, burnundan soluyarak, isteğini söylemiş..

- Lacivert, ince çizgili bir kravat istiyorum..

O kattaki tezgahtar da sormuş..

- Dikey çizgili mi, yatay çizgili mi?

Adam "dikey çizgili olsun" deyince, bir üst kata çıkması gerektiği söylenmiş..

Adamcağız, 3'üncü kata çıkmış..

"Dikey, ince çizgili lacivert bir kravat istiyorum" demiş o kattaki tezgahtara..

O tezgahtar, adamı azarlamış..

- Hangi elbiseyle kullanacaksınız bu kravatı?. O elbiseyi getirmeniz gerekirdi..

Adam perişan, aşağıya inmiş.. Mağazanın kapısından çıkarken, başka bir adamın, bağıra çağıra, birşeyler söylediğini görmüş.. Gitmiş ne olduğunu anlamak için, bağıran adamın yakınına..

Bir adam, bir elinde bir tuvalet oturağının kapağı, bir elinde bir erkek donu, pantalonunu indirmiş ve poposuna vurarak bağırıyormuş..

- İşte bu oturacağım tuvaletin kapağı.. Bu donum.. Bu popom.. Bunlara uygun renkte bir tuvalet kağıdı istiyorum!.

Acaba bu İMF de, böyle hassas tercihlerle mi çalışıyor?.

Mesela Derviş gidiyor ve bağırıyor..

- İşte bu Enis Öksüz.. Bu, koalisyonun MHP ortağı.. Bu Başbakan Ecevit.. Bu Mesut Yılmaz.. Bu da Telekom ve diğer KİT pastaları.. Bu da benim.. Bunlara uyacak bir anlaşma istiyorum!.

ŞAKA

Abdi İpekçi görseydi!.

Abdi İpekçi'nin "Milliyet"i yine "bambaşka"lık çizgisini sürdürüyor..
Boşaltılmış bankalara yenileri eklenmiş.. İMF Krizi, bir başka aşamaya girmiş.. Borsa çökmüş..
Milliyet'in manşetinde ise "Emin Şirin'in gülleri" var.. Üstelik bu "tetikçi haberi," Emin Şirin'e hiç bilgi sorulmadan yapılmış..
Ne diyelim ki?.
Onları Abdi İpekçi'nin ruhuna ve Tantan'ın ellerine havale ediyoruz..
Gerçekten, amma da ucuzladı Milliyet!.

SEZER-ECEVİT

"Tütün Yasası Krizi" ufukta görünmüşken..

Aslında, bu kadrolarla uygulanması belki zor ama, yine de hatırlatmakta fayda var..

Bir kanun veya bir kararname mi hazırlanacak? Bunun için de Cumhurbaşkanı'nın imzası mı gerekiyor?

Önce, gidip 'Çankaya'lı hukukçularla da görüşülüp, Cumhurbaşkanı'nın sakıncalı gördüğü konular öğrenilse..

Eğer siyasi yorum farkı varsa, bunun üzerinde bizzat Cumhurbaşkanı ile tartışılsa.. İMF'ye verilen bir "yazılı-söz" varsa, bu çok açık anlatılsa..

Eğer yine de Cumhurbaşkanı "imzalamam" derse, o zaman bu iş kamuoyuna yansıtılıp, gerekli ortam yaratılsa..

Neticede Cumhurbaşkanı da "Yürütmenin Başı"dır..

Ayrı bir siyasal ideoloji koyacak konumda değildir..

Ve sonunda, iktidarın egemen olduğu "Meclis Çoğunluğu" nihai kararı verecektir..

Ama bu yapılmak yerine, çıkartılan yasa ve kararnameler Çankaya'dan veto yiyince, kıyamet kopartılıyor..

Şimdi sırada, belli ki "Tütün Yasası" var..

Yani bu Ecevit, Cumhurbaşkanı Sezer'le, ortağı Devlet Bahçeli'den daha mı uzak görüş noktalarında?

Artık Rahşan Hanım'ın içine, MHP siniyor da, Ahmet Necdet Sezer mi sinmiyor?

Hem ayıp, hem yazık oluyor..

Ama bunlara mı laf anlatacağız ki..

Bu da nafile çaba işte..

"Sezer"i de Enis Öksüz'e benzetecek bunlar..


12 Temmuz 2001
Perşembe
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED