T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Neden bu endişe...

Sıcak siyaset yorumunu, Derviş'in serancamını, siyasi partileri yazmayı yarına bırakalım, bunların ardındaki ana meseleye yönelelim bugün.

Malum; insanlar gibi toplumlarda da, "denge istisna", değişim ve değişim sancısı, yani bir tür "bunalım kural"dır. Değişim ona uyum sağlamayı, ona göre yeniden yapılanmayı, esnekliği gerektirir.

Aksi takdirde, ya "kaos"a teslim olunur ya da kaosu zapt u rapt altına almaya çalışan bir merkezin, meşruiyetini bu merkezden alan başına buyruk siyasetin "tahakkümcü hükümranlığı"na...

Böyle olduğu anda siyaset; toplumda olup biteni, kültürel alandaki seyyaliyeti izleyemez. Topluma ve kültüre ait olan, kendi başına bir dinamizm kazanmış gibi görünse de, aslında içten içe siyasete bağımlı hale gelir, onun rotasına tabi olur.

Şüphe yok ki; böyle anlarda, topluma, kültüre ait bulunanın "özgürleştici olduğu sanısı" siyasete küçümseyici bakışlar üretir, onu marjinal ilan eden duruşlar yaratır; garip bir çoğunluk siyasetle özdeş kıldığı insan hakları sorunlarını, düşünce özgürlüğünü, demokrasiyi ve işlevlerini hafifsemeye başlar.

Ama bu gerçeği değiştirmez…

Siyaset karşısında toplumsal ve kültürel alanın "özerkliğinin" zedelenmesi, sadece mağdurlar açısından değil, konumları ne olursa olsun toplumun tüm bireyleri için faturası ağır olacak ciddi bir problemdir.

Seçim kararı, siyasetin yenilenme umudu, dış dinamiklerin getirdiği AB uyum yasaları, Kemal Derviş'in CHP'li olması, attığı bazı adımlar ve siyasi duruşu gibi sıcak hadiselerin, sınırlı ve genel istikameti doğrudan etkilemeyen anlamları bir yana bırakılırsa, ülkedeki genel hava ve yapıya bakılırsa, Türkiye'nin izlediği güzergahın da bu olduğu söylenebilir.

"İnsan, katılım, talep unsurları tedrici olarak rafa kaldırılmış", siyasetin içi boşaltılarak "yapısal bir vesayet rejimi tesis edilmiş", içi boşaltılmış siyaset, görünmez bir girdap gibi önce kendi oyuncularını yemiş, ardından iyiden iyiye daralttığı toplumsal alanı tamamen emmeye, tümüyle emmeye yüz tutmuştur.

İlginçtir; Türkiye, hala, olup biteni "toplumsal", "kültürel", "ahlaki" sanıyor.

"Cemaatçi", "kavgacı", "rantçı" tavırlar alıp bu tahakkümü pekiştiriyor.

Ne bu süreci başlatan sorunlara ilişkin bir adım atılıyor; ne soru sorabiliyor, ne de tartışabiliyor…

Her soru, her tartışma çabası "yıkıcılık, bölücülük, düşmanlık" olarak yaftalanıyor, yerden yere vuruluyor, tartışan tarafın kimliğine, tutumuna, muhalifliğine işaret edilerek tartışmalar geçiştiriliyor.

Tartışma ve soru olmayınca sorunların ortada kalması kaçınılmazdır…

Tesettür sorunu, Kürt sorunu, MGK, demokratikleşme hepsi ortada kalan, ortada bırakılan sorunlar bugün.

Bilmek gerekir ki, sorunların ortada kalması ne denli ciddi meseleyse; bizim gibi "merkeziyetçi bir zihniyet ve bir yapıya" sahip, devlet ile siyaset ilişkisini tamamen birincisinin egemenliğine bırakmış "yarı şarklı" toplumlarda, devletin önerdiği çözüm reçetelerinin başarız olması o denli ciddi bir mesele haline gelir. Ve devlet hükümranlığındaki siyasi alanda yaşanan kavgalar jandarma tartışmalarında, yolsuzluk kapışmalarında, özelleştirme merkezli siyaset dalaşında, askerin denetim alanını genişletme girişiminde olduğu gibi, kötü kokular saçmaya başlar.

Bıktırırcasına söylediğimizi, akıllara iyice nakşolsun diye bir kez daha tekrar edelim:

Toplumu siyasete, siyaseti devlete endeksleyen, siyasi alanı kadar devlet alanını da zaafa düşüren tehlike, bugünlerde sanıldığı gibi küçülmüyor, tersine büyüyor.

Türk toplumu şimdilerde hem umut ve çıkış arıyor; hem seçimler sonrası ortaya çıkacak tablodan korkuyor; fikirlerinin ve partilerinin sandıkta yenileceğini düşünenler açısından da durum böyle, kazanacağını düşünenler açısından da... Elbette parti arayanlar açısından da...

Bu korkunun nedeni nedir sorunun yanıtı aranmadıkça, bulunmadıkça; endişe hali olduğu yerde sayacak gibi görünüyor...



24 Ağustos 2002
Cumartesi
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED