|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Karagöz'ün bahtı da mı kararacak?
Bugüne kadar hem Karagöz oyun metinleri, hem de bu işin tekniğini anlatan kitaplar yazan yaşayan bir kaç Karagöz ustasından biri Ünver Oral. Geleneksel tiyatromuzun bir kolu olan Karagöz ve Hacivat'ın zaman içinde yok olup gitmemesi için ömrünü adayan ustayla Karagöz ile Hacivat'ı ve geleceklerini konuştuk. Karagöz oyunlarının gelecek nesillere gerçek anlamda aktarılmayacağını düşünen Oral, bu konuda biraz umutsuz konuşuyor. Ama geriye birşeyler kalsın diye çırpınan usta son olarak Kitabevi'nden çıkan üç yeni kitaba imza atmayı başardı.
Gölge oyununa ilginiz ne zaman başladı? Klasik bir cevap olacak ama çocukken başladım. Sadece Karagöz'e değil, sanatın bir çok dalına merakım ve yeteneğim vardı. 1961'de askerden geldiğimde, Cağaloğlu'nda Karagöz kursu açıldı. Bu benim için büyük bir heyecan oldu. O zaman da bir kaç tane son usta vardı. Onlardan öğrenecektik. İşin içine girdiğimde Karagöz'ün bağımsız bir dal olmadığını gördüm. Karagöz geleneksel tiyatromuzun bir koluydu. Bir yandan çalışıyor bir yandan da tiyatroya devam ediyordum. Kendimi geliştirdim. 1983 yılında emekli olduğumda sadece Karagöz Tiyatrosunu değil, Gelenek Tiyatrosunu ve onun dünyadaki tekniklerini de öğrenmiş olarak gösteriye başladım. Sahnemi, figürlerimi bütün bu bilgilerin ışığında kurdum. Karagöz'e ne gibi yenilikler getirdiniz? Bunlar yenilikten ziyade biraz daha geliştirme aslında. Karagöz'ün yaşaması için bunlara ihtiyacı vardı çünkü. Karagöz'ün temelini koruyarak, tasvirlerin boyutlarını ve sahneyi büyüttüm. Mizah üslubunu bozmadan yeni konular işledim, klasik konuları günümüze uyarladım ve şiirleri yeniden yazdım. İlk defa dünya gelenek tiyatrosunda jenerik yaptım. Bir de dünyanın her yerinde Karagöz deriden yapılır, ama ben plastikten yapıp çok hareket verdim. Bu da Karagöz'ün çizgi film ile rekabetinde şans getirdi. Karagöz'ü neden sadece Ramazan'da hatırlıyoruz Şimdiki çalışmalarınız hangi yönde? Şu an çalışmalarım gösteri değil kitap ağırlıklı. Gösteride seyirciler eğleniyor, gülüyor, belki biraz da para kazanıyorsunuz ama kitap gibi kalıcı olmuyor bu. Gösteriler sanatçı yetiştirmez. Gösteri de yapıyoruz ama ancak davet alırsak. Fazla da davet eden olmuyor zaten. Son yıllarda Ramazan çadırları geleneğinin başlamasından sonra oralara da davet alır olduk. Ama ben buna karşıyım. Gelenek tiyatromuz sadece Ramazan eğlencesi değil. Şimdiye dek hep Karagöz için çocuk, Ortaoyunu ve meddahlık için de Ramazan eğlencesi dedik, hepsini bir çıkmaza soktuk. Asırlık bir oyun olan Karagöz'ü gelecek nesillere aktarmak için neler yapıyorsunuz? Aslında bu usta-çırak ilişkisiyle olsur. Ben bu alanda istediğimi yapamadım. Destek bulamıyorum. Devletin olaya yaklaşımı kötü. Bu alandaki çalışmalarımı aktarmak için kitap yazıyorum. Hem oyun metinleri hem de bu işin tekniğini anlatan kitaplar hazırlıyorum. Çağrıldığımda da gösteriler yapıyorum. Aynı zamanda bu konuda okullarda dersler verilmesi için de çok çaba harcadım ama bir sonuç alamadım. Eğer bir kurs açabilseydek zamanında, şu an çırak yetiştiriyor olurduk ve bildiklerimiz bizimle mezara gitmezdi. Fakat önümüz tıkandı. Karagöz gerçek bir Karagöz olamaz artık Karagöz gelecek nesillere ulaşacak mı? Devam eder bu kültür ama devam eden Karagöz olmaz. Mesela bugün meddahlık bozuldu. Asli özelliklerini kaybetti. Eğer Karagöz'ü usta-çırak ilişkisiyle aktarmazsak ve bugün olduğu gibi birileri bu işin ilmini almadan sanatını yapmaya kalkarsa, devam eden Karagöz olmaz. Dünya'da mizah edebiyatına kaynaklık yapma açısından Türk Edebiyatı'nda olan zenginlik hiç bir yerde yok. Bu kültürden habersiz syapılanlar da kepazelik oluyor. Kavuklu'nun, Pişekar'ın yüzünü palyaço gibi boyuyorlar. Çırak yetiştirme şansı bize verilmedi. Bu, yıllar önce devlet eliyle yapılacak bir şeydi. Destek olmaması insanı kahrediyor ama içerden o ateşi veren gayretini de veriyor. Karagöz tekrar sünnet ve düğün törenlerine aktarılsa, bu onun devamlılığı açısından iyi olmaz mı? Kıymeti yok, çünkü eskiden sünnet yapma teknikleri uzun sürdüğü için çocuk bir müddet yatakta kalır ve eğlenmesi için de Karagöz, kukla oynatılırmış. Ama şimdi çocuklar sünnetten hemen sonra ayağa kalkıyor. Sünnetlere çağıran olsa bile, biz Karagöz oynatırken büyükler yemek yiyor, çocuklar kavga ediyor, bağrışıyor. Seyreden yok. Yabancıların Karagöz'e ilgisi nasıl? Değerini bizden daha iyi biliyorlar. Karagöz tekniği dünyanın en zor tekniğidir. Sadece bir kişi oynatır, doğaçlama yapar, her oyunda metni yeniden yazar. Aynı zamanda suflördür, sahne amiridir. Bunları doğaçlama olarak yapar. Arada seyircilerle konuşur, soru sorar, sorulara cevap verir. Yabancılar bütün bu işleri sadece bir kişinin yaptığını inanamıyorlar. Oyunun sonunda seyircinin karşısına çıkıldığında bir veya iki kişi gördüklerinde kalanlar nerde diye bekliyorlar.
|
|
|
|
|
|
|
|