T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Erken seçim niçin engellenemez?

Ankara ve siyaset sözcükleri yanyana gelince, dedikodunun bini bin para. Ankara kaynaklı ve anında İstanbul'da yankılanan siyaset dedikodularının başında Tansu Çiller'in Başbakanlığa razı edildiği; bunu Mesut Yılmaz ve İsmail Cem'in kabul ettiği geliyor. Bir iddiaya göre, YTP'nin bu 'senaryo'ya 'onay' düğmesine Genel Başkan değil ama 'Büyük Başkan' Hüsamettin Özkan basmış.

Peki, ne sebeple; ne karşılığında?

Seçimlerin ertelenmesi!

11 Eylül sonrası fışkırması beklenen 'müstakbel küskünler hareketi' ve bu arada DSP'nin de 'baraj sıkıntısı' nedeniyle bu 'senaryo'ya destek sağlaması söz konusuymuş. Muş muş... Mış, mış...

Bunların sadece dedikodudan ibaret olmadığı, bu tür faaliyetlerin yürütülüyor olduğuna bir işaret, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in dünkü açıklaması. Cumhurbaşkanı, 'siyasi belirsizlik ortamlarında, siyasi belirsizliği kaldırmanın yolunun halk iradesine başvurmak olduğu' kanısını vurgulayarak, 'seçim ertelenmesine hayır' mesajını bir şekilde iletmiş olmuyor mu?

Cumhurbaşkanı'nın mesajının, 'halkın serinkanlı değerlendirmesi ve sağduyusu'na 'güven' ifade ettiğine bakılırsa, Sezer'in seçim sonuçlarından bir kuşkusu yok.

Hatta, Cumhurbaşkanı'nın bu mesajının, başkanlığını yaptığı MGK'nın 'sivil olmayan' kanadının bakış açısını yansıttığı spekülasyonları yapılamaz mı?

Ak Parti'nin uzak ara 'birinci parti' olması ihtimalinin son birkaç gün içinde kalkmış olması, 'seçim erteletme' hesaplarına bazı etkili merkezlerden gelebilecek 'zımni onay'ı da ortadan kaldırmış olmalı. Kemal Derviş'in CHP'ye katılmasından ve CHP'nin ani ve hızlı yükselişinden sonra, Ak Parti'nin bir süre öncesine kadar 'mutlak ve kaçınılmaz ezici seçim zaferi' artık 'çantada keklik' görünmüyor.

Nitekim, sonuçları hafta başında yayınlanacak ve elimize ulaşan bir anket -ki, Kemal Derviş'in CHP rozeti takmasından önce yapıldı- Ak Parti'yi yüzde 28, CHP'yi yüzde 26 gösteriyor. MHP, 9 küsur; DYP ise yüzde 7'nin üzerinde. Bu anket yayınlandığında üzerinde hararetli tartışmaları başlatabilir.

Ne gariptir ki, kısa süre önce, Türkiye'deki 'siyasi parçalanma' en büyük şikayet konusuydu. Çok geçmeden, 4 Kasım'da TBMM'ye 4 partinin girebileceği konusunda neredeyse bir 'konsansüs' oluştu. Son bir-iki gün içinde 4 değil, 3 partinin girebileceği dahi işitiliyordu. Sözünü ettiğim anketle 2 partili bir parlamento oluşumu bile düşünülebilir olabilecek.

Henüz 'spekülatif' olsa da, bu gibi 'ihtimaller'in işaret ettiği başlıca iki sonuç var:

1. Kararsızlar doğru biçimde dağıtıldıktan, anketteki hata payı hesaplandıktan ve Derviş'li ve enerjik bir seçim kampanyasından sonra, CHP'nin Ak Parti'nin önüne geçmesi ihtimali, artık ciddi bir ihtimal haline gelmiştir.

2. Bırakın 2'yi, 3 ya da 4 partili bir parlamento ihtimali, 'seçim erteletme senaryoları'nı bir süre daha gündemde tutacaktır.

Ancak, biz, daha önce de işaret ettiğimiz gibi, 'seçim ertelenmesi'nin mümkün olabileceğini ihtimal vermiyoruz. Ülke, 3 Kasım yönünde öyle bir 'ivme' kazanmıştır ki, bazı partilerin 'baraj altı' kalmalarının kesin gözükmesi, bu partiler arasında 3'lü koalisyonun iki partisinin bulunması, bir diğerinin ise 'tehlikeli çizgi'de seyretmesi, DYP lideri Tansu Çiller'in Başbakanlığa merakı ve bütün bu partilerin TBMM'de çoğunluk oluşturmaları bile, bu ivmenin gücüne direnemez.

Hernekadar, 3 Kasım'da erken seçim kararı, bir 'kanun değil', bir 'karar'dır ve değiştirilmesi zor değildir ama 3 Kasım engellenemez.

Niye?

Erken seçim, niye mümkün olduysa; o sebepten ötürü.

O neydi?

Unutmayın: Kemal Derviş, aylar önce 'ekonominin siyasi belirsizliği kaldıramayacağını' söylemiş ve 'siyasi belirsizliğin ortadan kalkması için bir erken seçimin gerekli olduğunu' bildirmişti ve önüne gelen Derviş'in 'siyasetten anlamadığı'ndan dem vurarak, seçimlerin '2004 Nisan'ında, zamanı gelince yapılacağı'nı bildirmişti.

Aradan geçen zamanda meydana gelen gelişmeler, Derviş'i doğruladı. Şimdi, bu noktadan sonra 'siyasi belirsizliğe geri dönüş'e kim cesaret edebilir zannediyorsunuz? Buna cesaret edenlerin, cesaretini kıracak güçte devlet kurumları olmadığını mı zannediyorsunuz?

Hadi, siyasetten silinmek ya da siyasetin marjında kalmak tehlikesi ölçüsüz bir cüreti beraberinde getirse bile, ekonominin vereceği tepkiyle, böyle bir işe kalkışarak yeni hükümet kurmaya kalkışanların başına gökkubbe geçer. Ekonomi, bu işe kalkışanları, 24 saat iktidarda bıraktırmaz.

Bundan birkaç hafta öncesiyle tanınmayacak hale gelmiş bugünkü 'parlamento aritmetiği' zemininde 'siyasi belirsizliğe' yelken açmak imkansızdır.

Hayal kurmayın. Dedikodulara kafa yormayın. Türkiye'nin heyecanlı ve umutlu bir geleceğe ilerlemesi, artık engellenemez. Hele, pek yakında ıskartaya çıkartılacak 'siyaset esnafı' bunu hiç engelleyemez.


24 Ağustos 2002
Cumartesi
 
CENGİZ ÇANDAR


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED