T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ben size daha önce demiştim (III)

24 Şubat 1942'de Alman Büyükelçisi Von Papen'le eşi Alman Büyükelçiliği'ne Atatürk Bulvarı'ndan yürüyerek giderlerken, saat 10.00 sıralarında -hemen arkalarında- bir bombanın patlamasıyla yere yuvarlanırlar. Olaydan her ikisi de yara almadan kurtulurlar; zira suikatçı tam bombayı atacağı sırada bomba elinde patlar ve parçalanarak ölür. Bu sırada Papen'lerin arkasında bulunan bir kadın da yaralanır.

Eldeki ipuçlarını değerlendiren Türk Polisi, suikast sırasında ölen kişinin Ömer Tokat adında, Yugoslavya'dan gelmiş ve sonradan Türk vatandaşlığına girmiş bir genç olduğunu tesbit eder. Ömer Tokat'ın suç ortakları olarak iki Türk ile Sovyet Başkonsolosluğu'nda görevli iki Sovyet vatandaşı tutuklanır. Sovyet vatandaşlarından Pavlov, İstanbul'da Sovyet Konsolosluğu'nda binanın etrafı asker ve polisle kuşatılmış bir biçimde âdeta zorla dışarı çıkartılarak teslim alınmış; Kornilov ise, Kayseri'de kaçarken yakalanmıştır.

Bu olayla ilgili epey vâveylâ koparılmış, birçok yorumlar yapılmış, çeşitli güç merkezleri suçlanmıştır. Ancak İsviçre Amerikan Elçiliği'nden Amerikan Dışişleri Bakanlığı'na gönderilen 12 Mart 1942 tarihli bir telgrafta yer alan bilgiler bütün yorumları altüst edecek niteliktedir:

- "Ankara'da Von Papen'e yapılan suikast girişimi, Hitler'in onayıyla Himmler tarafından düzenlenmiştir. Geçen Mayıs ayında Himmler, Hitler'e Von Papen'den yeni Alman devletine karşı bir yabancı saldırısı gibi görünecek biçimde 'yararlanmak' için bir plan önermişti. Cinayeti hazırlamak için Himmler'ce görevlendirilen Grup Şefi Wulff, ajanlarından, Yugoslavya'nın işgali altındaki bölümünde bulunan komünist eğilimli bir Sırf ve Hırvat grubunun güvenini kazanmalarını istemiştir. Bu gruptan kendilerinin 'Moskova adına' hareket ettiklerine inanan birtakım kimseler, oradaki Rus diplomatları ve Konsolosluk görevlileri ile ilişki kurmaları talimatıyla Türkiye'ye gönderilmişlerdir. Böylece Alman ajanları, daha sonra suikast yapılınca Rusları işe bulaştırmayı amaçlıyordu. Yugoslavlar Moskova'nın emri ile hareket ettiklerine içtenlikle inanmışlardır, muhtemelen bugün bile inanmaktadırlar. Von Papen'in kendisi suikastın geri [arka] planını belki hâlâ bilmemektedir; ama Almanya'ya dönünce bildirilecektir. Şimdi Berlin'deki Nazi önderleri, Von Papen'e suikast girişimini gerçekten Rusların örgütlediğinin Türklere inandırıcı gelmesi için azami gayret göstermekteler; böylece, Türkiye'nin Amerikan-İngiliz-Rus dostluğundan tamamiyle ayrılıp Alman birliklerinin Türkiye'den geçmelerine izin vermeye ikna edilmesi işini kolaylaştırmayı umuyorlar." ("Cemil Koçak, Türkiye'de Milli Şef Dönemi 1938-1945, Ankara, 1986, sh. 489"dan; vurgular bana ait. D.C.)

Durup dururken Von Papen'e yapılan suikast teşebbüsünü ve bu teşebbüsün yorumlarından birini (!) aktarmamın nedeni, zihnimde hâlâ, geçen gün Hamzazâde Necmi Efendi'yle yaptığım bir münakaşının tortularının bulunuyor olmasıdır.

O, ısrarla olup bitenleri olup bittiği gibi görüyor ve benden de olup biteni olup bittiği gibi görmemi istiyordu. Çünkü zulüm vardı, haksızlık vardı, mazlumlar vardı, mağdurlar vardı, kahramanlar vardı, hainler ve gafiller vardı. Oysa ben 'yok' demiyordum ki!! Dediğim sadece şuydu: "Türkiye'de devlet hakkında yapılan bütün konuşmalar, devlet adına yapılan konuşmalardır."
O, "Şöyle bir etrafına bak!" dedi.
Ben, "Etraf eşraf demektir!" dedim.


24 Ağustos 2002
Cumartesi
 
DÜCANE CÜNDİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED