T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kuzey Irak'ta da toplu mezarlar olacak mı?

Amerikan-İngiliz özel birlikleriyle Raşit Dostum'un Mezar-ı Şerif'te yaptıkları toplu katliamlar, Irak'ta topraklarında da tekrarlanacak mı? Irak'a yönlendirilen İsrail nükleer füzeleri ve nükleer silahlarla donatılan F-16'ları hangi İslam şehrini ortadan kaldıracak? Şibirgan benzeri cezaevleri Kuzey Irak'ın hangi bölgesinde kurulacak? Mezar-ı Şerif dışındaki çölde açılan ve binlerce insanın gömülü olduğu toplu mezarlar, Irak çöllerinde de ortaya çıkacak mı? Şimdilik 12 aylığına savaş suçlularını yargılayacak Uluslararası Ceza Mahkemesi'nden muaf tutulan ve "katliam yapma imtiyazı" elde eden Amerikan askerleri, Irak saldırısı başladıktan sonra kaç bin insanı öldürecek?

"Petrol kaynakları-boru hatları" ekseninde geliştirilen ve "İslamcı terör" palavralarıyla kamufle edilen küresel savaş stratejisi, Orta Asya ve Ortadoğu'dan sonra Güneydoğu Asya'da hangi Müslüman ülkenin sonunu hazırlayacak? "Amerika-İngiltere-İsrail üçlüsü"nün İslam dünyasına yönelik "işgal ve yeniden yapılandırma" harekatı, hangi Müslüman ülkelerde iç savaşa, hangi Müslüman toplumlar arasında yeni düşmanlıklara neden olacak? İslam coğrafyasının bütün kaynaklarına el koymayı, Müslümanlara sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel alanda yeniden biçim vermeyi hedefleyen entrikalarla örtülü kanlı senaryo, Fas'tan Endonezya'ya uzanan yeryüzünün en önemli kaynaklarını kontrol eden İslam dünyasında nasıl bir enkaz bırakacak?

Srebrenica, Mezar-ı Şerif...

Newsweek dergisinin Afganistan'daki katliamlar ve toplu mezarlarla ilgili özel dosyası, küresel istilanın ilk hedefi olan Afganistan'daki vahşetin üzerindeki örtüyü araladı. Srebrenica katliamından sonra Müslümanlara yönelik bu en dehşet verici toplu katliam gereken yankıyı uyandırmadı. Oysa Taliban kasetleri günlerdir Türk ve dünya medyasında en önemli haber olarak sunuluyor. Mezar-ı Şerif dışındaki arazide ortada duran kafatasları, takkeler ve tesbihler İslam dünyasının 21. yüzyılın ilk çeyreğinde ne tür bir karmaşaya sürüklendiğinin ilk kanıtlarıydı, ancak kimsenin ilgisini çekmedi.

Daha önce, Jamie Doran adlı İrlandalı belgesel film yapımcısının çektiği ve Haziran'da önce Alman Parlamentosu'nda ardından Avrupa Parlamentosu'nda gösterilen "Mezar'da katliam" adlı kaset, Amerikan-İngiliz askerleriyle Raşit Dostum güçlerinin "Kunduz, Mezar-ı Şerif, Cenk Kalesi ve Şibirgan Cezaevi ekseni"nde yaşanan tüyler ürpertici katliamlar hakkında daha açık kanıtlar ortaya koydu.

Mezar-ı Şerif'te binlerce genç Müslüman'ın nasıl kurşuna dizildiğini, nasıl işkence gördüğünü, gruplar halinde çöle götürülerek nasıl katledildiğini, ardından da toplu mezarlara gömüldüğünü, konteynırlara doldurulan insanların havasızlıktan öldüğünü, bazıların araçların içinde kurşuna dizildikten sonra çölde gömüldüğünü ortaya koyan kasete konuşan görgü tanıklarının anlattıkları, nasıl bir barbar zihniyet ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Görgü tanıkları, ABD askerlerinin esirlerin boyunlarını kırarak öldürdüğünü, üzerlerine asit döktüğünü, yüzlerce Taliban esirinin çöle götürülüp ıssız bir yerde kurşuna dizildiğini, infaz emrinin ABD birliklerinin komutanı tarafından verildiğini ve Şibirgan Cezaevi'ndeki bir çok esirin önce ağır şekilde dövüldüklerini, ardından da kaybolduklarını" anlatıyorlar kasette.

"Mezar'da Katliam" belgeselini çeken Doran, kendisiyle yapılan söyleşide daha korkunç şeyler anlatıyor. Kunduz'da 8 bin kişinin esir alındığını belirten Doran, bunların tek tek sayıldığını, 500 kişinin Cenk Kalesi'ne götürüldüğünü, 7 bin 500 kişinin Şibirgan Cezaevi'ne nakledildiğini, ancak cezaevine konulanların sayısının 3 bin 15 olduğunu belirterek, "geri kalanlara ne oldu?" diye soruyor. Konteynırlara istif edilen esirlerin bir çoğunun yolda çıldırdığı, susuzluktan birbirlerinin terini yaladıkları, bir çoğunun konteynır içinde toplu olarak kurşuna dizilip sadece cesetlerinin Mezar-ı Şerif'e getirildiği ve açılan çukurlara toplu olarak döküldüğü belirtiliyor.

Doran'a göre bunlar olurken Şibirgan Cezaevi çevresinde 150 ABD askeri ve çok sayıda CIA ajanı vardı ve her şey onlardan soruluyordu. Mezar'ı Şerif'in çevresindeki çölde çok sayıda toplu mezarlar olduğunu söyleyen Doran, "sadece bir toplu mezarda bin cesedin bulunduğu"nu söylüyor. Bir görgü tanığı, katledilen esirlerin cesetleriyle dolu konteynırların çöle götürülüp boşaltılması emrini bizzat Amerikan askerlerinden aldığını açıklıyor. Bir başka tanık ise, cesetlerin gömülmesine 40 Amerikan askerinin nezaret ettiğini belirtiyor.

Musul ve Kerkük'ü kimseye bırakmazlar

Irak'a saldırı hazırlığını "Saddam rejiminin değişmesi" yalanıyla kamufle edenler, Filistin'de uygulanan yeni politikanın aslında Irak için de model olarak planlandığından haberi olmayanlar, Irak'tan sonra Lübnan, Suriye ve İran dahil Basra Körfezi'nden Doğu Akdeniz'e uzanan kuşağın denetim altına alınacağını görmeyenler, savaşın en yıkıcı sonuçlarının Kuzey Irak üzerinde etkisini göstereceğini öngörmeyenler, Kuzey Irak'ta resmileştirilecek Kürt Devleti ile Musul ve Kerkük'ün ABD-İngiltere-İsrail denetiminde olacağını anlamayanlar, Kürtler'le İran ve Türkiye arasında yepyeni bir düşmanlığın başlangıcı olacak Kuzey Irak kavgasının Türkiye ile İran'ı doğrudan Irak savaşının içine çekeceğini ve bu iki ülkenin yıllarca içinden çıkamayacakları bir serüvene sürüklendiklerini farketmeyenler El Kaide ve Saddam Hüseyin kamuflajıyla örtülü kirli senaryoya teslim oluyorlar.

Mesut Barzani ile Türkiye arasındaki gerilim, Celal Talabani'nin ABD askerlerini Kuzey Irak'a çağırması ve "Bizim 100 bin silahlı adamımız var" diyerek savaş kışkırtıcılığı yapması, İran'ın K. Irak sınırlarına asker yığması, F-16 savaş uçaklarını nükleer silahlarla donatan ve nükleer füzelerini Irak'a yönlendiren İsrail'in ABD ile birlikte Irak harekatına katılacağını ve Irak 1991'deki gibi İsrail'e Scud füzeleri gönderirse nükleer silahlarla Irak kentlerini yok edeceğini açıklaması bölgesel riskine işaret ediyor. 1991'de ABD'nin bölgede kullandığı 23 askeri üsten 11'i Suudi Arabistan'daydı. Şimdi Suudiler bu üsleri kullandırmıyor.

İsrail'in savaşa girmesi hem Ortadoğu'da hem de genel olarak Müslüman ülkelerde çok ciddi iç karışıklıklara neden olacak. Doğu Akdeniz'de, Kızıldeniz'de ve Basra Körfezi'ndeki ABD-İngiltere-İsrail askeri gücü ve operasyonel hazırlıklar, hesapların sadece Irak üzerine yapılmadığını gösteriyor. Irak'a saldırıyla açılacak "küresel savaşın Ortadoğu cephesi"nin en keskin hesaplaşması Kuzey Irak'ta yaşanacak. Petrol zengini Musul ve Kerkük ile yine petrol bölgesi güney Irak'ı, "El Kaide Kuzey Irak'ta yaygarası"nı kullanarak saldırıya davet çıkaran Kürtler'e de, Türkiye'ye de, İran'a da bırakmayacaklar. Kimse yanlış hesap yapmasın....


24 Ağustos 2002
Cumartesi
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED