T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Devam..Devam..Devam..

Gençlerbirliği'ni izlemeye devam edelim. Son olarak dünkü Kocaelispor maçında bu görüntüyü izledik.

Daha önceleri "Gençlerbirliği'ni izlemeye devam edelim" demiştik.

Ligin tabanına "yapışıp" kalan Kocaelispor'un "pamuk" gibi futbolunu, ligin "dişli" ve "başarılı" takımı Gençlerbirliği önünde "inatla" sürdürmeye devam edince ortaya 5-1'lik skor çıktı.

Ligin en fazla "gol atan" takımı hüviyetinin yanı sıra "başarılı" futboluyla da taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanan Ankara takımı böylece zirve inadını da sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. Boru değil, 47 gol atmak her babayiğit takımın harcı değil. Bu gerçekleştirirse, onun adı da elbette Gençlerbirliği olur. Gençlerbirliği için artık söyleyecek "olumlu" kelimenin sıkıntısı içindeyim. Zira, ortaya koydukları futbolla değil, aldıkları skorlarla da dikkatleri üzerinde toplayan Gençlerbirliği, böylece ilk yarının en başarılı iki takımdan biri olma özelliğini de gösterdiler. Bu görüntünün dün eksik olan tarafı Ahmet Hassan'ın gol atamamasıydı. Sahaya Kaptan olarak çıkan bu golcü, dünkü didinmesini "asistlik" üzerine gerçekleştirdi. Yani, her zaman "vitrinde" olmayı bir kenara bırakıp, bu kez "geri" planda kalıp, başkalarının "vitrine" çıkmasına yol açtı.

İşte onlardan ikisi... Biri Veysel, diğeri Youla.. Geri planda ise yine Serken, Deniz, Ümit, Thomas, El Saka ve Filip vardı.

Yani anlayacağınız Gençlerbirliği'nde işini yapan O kadar çok futbolcu vardı ki, zaten açık farklı skor bunu ortaya koyuyordu.

Evet, "Gençlerbirliği böyleydi de, Kocaelispor nasıl" diyecek olursanız, onunda cevabını hemen vereyim..

Ligin en yumuşak takımlarından birisi olduklarının görüntüsünü sundular. "Şu maç bitse de gitsek" mantığına 90 dakika boyunca sarıldılar. Nuri ve Volkan bile, bu görüntüde olunca, elbette yazımın büyük kısmını Gençlerbirliği'ne ayıracaktım. Bu takım için sadece özetle "akıllarını başlarına almazlarsa, gidişatları iyi değil" nasihatında bulunacağım.

Birkaç söz de hakem Mutlu Çelik için edeceğim. 84'ncü dakikada Emrah'ın Ahmet Hassan'a kafa atma teşebbüsünü "eyyamcılık" yaparak geçiştirdi. Bunun Türkçe karşılığı Kocaelisporlu futbolcuya "kırmızı kart" göstermekti. Ama, Mutlu Çelik 90 dakika boyunca yaptığı bu tek kusuru ile hangi mantıkta bir hakem olduğunu ortaya koydu. Öyle ise, layık olduğu yerde kalsın.

Hem de tek "hatalı" kararıyla..


23 Aralık 2002
Pazartesi
 
GÜRAY SOYSAL


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED