|
|
|
|
Çocukluğumuzun siyah-beyaz filimlerini gösteren sinemalarda arada bir "ses kesintisi" olurdu. Ses kesilince görüntüler gözümüzde mânasını kaybeder, bütün salon hep bir ağızdan: "Makinist ses, makinist ses" diye haykırırdık. "Gol sesi." Gol sesi bir yana, sezon başından beri şampiyonluğa oynayan takımlardan bir olumlu sinyal gelmiyor [Buna oynadıkları maçlarda maşallah gol yağdıran, yense de yenilse de seyirciye iyi futbol seyrettiren G.Antep ile G.Birliği'ni katmıyorum; ve diyorum ki "Elbette onlar da şampiyonluğu kovalıyorlar." Niçin olmasın]. Diğer üç büyük takımda, tabir yerinde ise "görüntü var, ses yok." Pardon, mesela G.Saray-Diyarbakır maçında bir gol var ama; her iki takım için trajik bir gol. Evet "Fatih'in arslanları" Ali Sami Yen'de Diyarbakır'a değil gol atmak, öldü-öldü dirildi. Yorumcuların yorumu şudur: Terim nasıl oluyor da bu gidişe dur demiyor. Fazla söze hacet kalmadan Terim'in kendisi bu meseleye açıklık getirdi: "Bazı futbolcularım sürekli markaj altında oynuyor. Ancak bu mazeret olamaz. Markajdan kurtulmayı bileceksin. Herkes bizden Arsenal maçındaki G.Saray'ı istiyor. Bunu ben de istiyorum. Ancak zamana ihtiyacım var... Felipe, Hasan, Christian ve Pinto gibi yetenekleri kazanmak adına sistemime ihanet ediyorum. Buna rağmen hâlâ istediğimi alamadım." Fatih açıkça "tarihi tekrarlamak" istiyor. Bu mümkün mü? Aynı şartlar hiç bir zaman biraraya gelmez ve aynı suda iki kez yıkanılmaz. Fatih bu gerçeği bildiği için zamana ihtiyacı olduğunu belirtiyor ve açık konuşuyor: "Bu futbolcular ile Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olamayız." O zaman şunu söyleyebiliriz: Brugge maçı bir dönüm noktası olacak. Takım bu maçtan kötü bir sonuçla dönerse; Terim radikal tedbirlerini bir bir gündeme getirecek, bazı elemanların ipi çekilecek. Hadi bunlar oldu diyelim: Yerlerine kim gelecek? Galatasaray şimdilik lig lideri, ama çok sorunlu bir liderlik bu, çok su götürür. Birlikte göreceğiz. Fenerbahçe'nin böyle mazeretleri dahi yok. Lorant zaman isteyemez; neredeyse bir yıldır takımın başında ve hâlâ sağından soluna dönemeyen Washington'da ısrar ediyor. Bilmem ki Fenerbahçe şu müsait zamanda niçin Hakan Şükür'e talip olmuyor. Beşiktaş'a gelince: Her zaman söylüyorum, sessiz ve derinden giden mütevazı Lucescu takımı neredeyse kıvama getirdi. nkara ve Denizli'den çıkardığı altı altın puan bunun en büyük delili. Nouma, Ahmet Dursun, Tümer, Sergen vb. gibi elemanların yüzde otuz-kırkla oynadığı takım yüzde altmış-yetmiş forma erişsin Beşiktaş'ı kimse tutamayacak.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |