|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ABD başkanı George W. Bush ve yakın çevresini oluşturan şahinler ile Teksaslı petrolcüler dışında kimselerin ikna olmadığı Irak'a askeri operasyona Türkiye aktif olarak katılmalı mı? Bu soruya, birkaç şaşkın dışında, "Katılsın" diyen yok. En başta Türkiye'nin tarihinden süzülen kendine özgü şartları bu operasyonu sevimsiz kılıyor. Kamu vicdanı, Saddam Hüseyin ve rejimini tasvip etmese bile, Irak'a saldırıyı haksız ve adaletsiz buluyor. Önceki gün yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), resmi çevrelerin de kamu vicdanıyla paralel düşündüğünü ortaya koydu. Toplantıda varılan mutabakat özetle şu: Türkiye ABD'nin Irak mâcerasına apansız sürüklenmek istemiyor. Tavır Washington'a bu keskinlikte aktarılabilirse, Ankara, bölge ve dünya dengelerini anlamsız biçimde sarsacak bir çılgınlığın engellenmesinde önemli bir rol üstlenmiş olacaktır. Türkiye'yi mâceraya sürüklemek isteyenlerin kullandıkları sopa ve yem yerli yerinde duruyor. Türkiye'nin borç ödeme zorluğunu her an hatırlatan IMF'nin elinde sopa; yem de ülkemizi ziyaret eden üst düzey Amerikalı askerlerin geldikleri sırada açıklanan 6 milyar dolarlık 'mâlî destek'... Çoğu silâh ve techizat modernleşmesinde kullanılacak bu 6 milyar doların, bir savaş durumunda göğüslenmek zorunda kalınacak maddi zararları karşılaması öngörülüyor... İlk bakışta bayağı yüklü bir rakam bu. Türkiye, Batı ittifakı içerisinde katıldığı Körfez Savaşı'nda uğradığı zararların tazminatı olarak, taahhüt edildiği halde, o kadar bir meblağ alamamıştı Türkiye. Şimdi, kendisine, peşin '6 milyar dolarlık çek' uzatılıyor... İştah kabartıcı bir durum söz konusu. Oysa, Türkiye, son yıllarda giderek hızlanan bir eğilimle, turizm gelirleri artan bir ülke; savaşa taraf haline gelmesi 2003 yılı turizmini zedeleyecek ve beklenen yaklaşık 10 milyar dolarlık bir gelirden mahrum bırakacaktır. Savaşın Irak'a komşu bölgelerin iş hayatını perişan edeceğini de unutmamak gerekiyor. İlk bakışta kulağa hoş gelen '6 milyar dolarlık çek', Türkiye'nin muhtemel zararlarını karşılamaktan çok uzak. Körfez Savaşı'nın Türkiye'ye mâliyeti 100 milyar doların üzerinde hesaplanıyor (MGK, "Zararımız 40 milyar" diyor). Gelişmekte olan borsalarla yakından ilgilenen MorganStanley (MS) kurumu, muhtemel Irak savaşı ile ilgili değerlendirmesinde, savaşın doğrudan etkileri yüzünden Türkiye'nin doğrudan uğrayacağı zararı "15,5 milyar dolar" olarak kayda geçiriyor. Raporda denilen şu: "Irak'a savaşın Türkiye için politik ve ekonomik sonuçlar doğurması kaçınılmaz. Değer yargılarını bir tarafa bıraksak bile, Saddam rejimini devirme girişimi yalnızca Irak'ta Pandora'nın kutusunun açılmasını getirmeyecek, görüşümüze göre, Türkiye ve Ortadoğu için, hiç akılda olmayan sonuçlar doğurabilecektir." Amerikalıların, AB üyeliği konusunda ve IMF ile ilişkilerinde Türkiye'ye destek çıkma yanında, askeri borçları silme ve 'serbest ticaret' anlaşması teklifinde bulunabileceklerini öngören raporun savaş mâliyetine ilişkin tespiti şu: "Mevcut ekonomik sıkıntı ve politik belirsizlik ortamında, 15,5 milyar dolara kadar tırmanabilecek savaş yükünü omuzlayabilmek Türk hükümetinin en önemli gündem maddesidir." Bu tür uyarıcı raporların gözü dönmüş 'şahinleri' durdurmaya yaramadığını biliyoruz. Yarasaydı, global ekonomide yaşanan zorluklar, operasyon sonrası kurulacak 'işgal yönetimi'nin başarı şansının bulunmaması, yabancı bir ülkenin politik alt-yapısını bütünüyle elden geçirmenin güçlüğü gibi, MS raporuna ve başka raporlara geçmiş uyarılar, ABD tarafından dinlenirdi. Washington, bazen geri adım atar görünse bile, bildiğini okumaya kararlı görünüyor... Bush ve ekibinin iştahını kaçıracak ve savaş planlarını yeniden gözden geçirip sorunu başka yöntemlerle çözme noktasına sürükleyebilecek en ciddi gelişme Türkiye'nin 'savaş-karşıtı' duruşu olabilir. Mütareke dönemini yaşamış, işgalci güçlere karşı 'İstiklal Savaşı' vermiş bir ülkeye yakışan duruş da odur...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |