|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın Ak Parti hakkındaki kapatma istemi, birtakım kuşkularla birlikte bazı soruları da akla getiriyor. Bunların başında, seçime 10 gün kala, adı oy pusulasında basılı bir parti üzerine kapatma gölgesi düşürüp; 3 Kasım'da tam beyaz bir sayfa açılacakken, Türk demokrasisinden bir sayfa daha karalamanın maliyetinin ne olacağı sorusu geliyor. Ardından, 'millet iradesi' ve 'dünya standartları' gibi kavramların, bu ülke hukuku için ne anlama geldiği sorulacaktır. Bunların cevabına ulaşabilmek için, önce başka bir soruya cevap arayalım: Tayyip Erdoğan, pozisyonunda ısrar etmek yerine genel başkanlıktan istifa etseydi daha iyi olmaz mıydı? Kimilerine göre, kapatma davası açılmasını önlemenin yolu, Erdoğan'ın kurucu üyelikle birlikte genel başkanlıktan da istifa etmesiydi. Oysa, ortadaki hukuki gerçekler ve geriye doğru uygulama tecrübeleri bu tezi zayıflatıyor. Aslında istifa, AK Parti yönetimi tarafından da bir seçenek olarak masaya yatırıldı. Erdoğan'ın genel başkanlıktan birkaç saatliğine ayrılıp, Çankaya ya da Üsküdar ilçelerinden birine üye olduktan sonra; sade üye olarak yeniden başkanlığa seçilmesi gündeme geldi. Ama, bu yöntemi gereksiz kılacak iki faktör baskın çıktı. İlk faktör şu.. Anayasa Mahkemesi. AK Parti'den sadece Erdoğan'ın kurucu üyeliğine son verilmesini istiyordu. Bu da Erdoğan'ın kuruculuktan istifasıyla yerine getirildi. Mahkeme, başkanlığa tedbir istemini reddettiği için, bu konuda partinin kendiliğinden bir tasarrufta bulunması gereksizdi. Ayrıca, hem AK Parti tüzüğünün 161. maddesi hem de Siyasi Partiler Yasası'nın 15. maddesi, üye olmayanların genel başkan olabilmelerine imkan tanıyordu. İkinci faktör çok daha önemli... Bunu, konuyu uzun uzun konuşma imkanı bulduğumuz AK Parti Genel Sekreteri Ertuğrul Yalçınbayır'ın sözleriyle ifade yansıtalım: 'Sayın Erdoğan neden istifa edecekti? Ortada, hukuki bir zorunluluk bulunmuyor. Madem siyasi mülahaza öne çıkıyor, o zaman bizim de bir siyasi duruş göstermemiz ve yorumumuzda haklı olduğumuzu ispatlamamız gerekiyordu. Öyle de yaptık.' Yalçınbayır ayrıca, şu noktanın da altını kalınca çiziyor. 'Erdoğan istifa edip, ardından tekrar seçilseydi bu kez de daha güçlü bir şekilde hukuka karşı hile yaptığımız iddia edilecekti. En doğrusu, mahkemenin istemiyle sınırlı kalmaktı..' AK Parti Yargıtay'a ihtarın gereğinin yapıldığına dair yazıyı 22 Ekim'de gönderdi, Kanadoğlu da kapatma davasını hemen ertesi gün açtı. Partiden gönderilen yazıda, yapılan işlemin kanuni ve hukuki gerekçeleri ard arda sıralandıktan sonra son cümle, 'bu konuda yapılacak başka bir işlem olmadığı düşünülmektedir' ibaresiyle bitiyor. Bu ifade de, 'Biz ihtarın yerine getirildiğini iddia ediyoruz. Gelmemişse mahkemenin yeni kararını bekler, ona uyarız!..' anlamına geliyor. Kaldı ki 1999 yılında SPY'sının 101. maddesinde yapılan değişiklikten sonra, ihtar kararına uymamak parti kapatma gerekçesi olmaktan çıkarılmış bulunuyor. Buna ilaveten, Kanadoğlu'nun dava açmasına imkan sağlayan, SPY'nın 104. madde, 2. fıkrasının da son Anayasa değişikliğinden sonra Meclis tarafından değiştirilmesi gerekiyordu. Sözkonusu fıkra, başsavcıya ihtar süresinin bitiminde re'sen kapatma davası açabilme yetkisi veriyor. Meclis bunu değiştiremedi. Ama, bu konuda da gelişme bekleniyor. Nitekim, AK Parti'ye 6 ay önce verilen ihtar kararında başta Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin olmak üzere 6 mahkeme üyesinin, bu maddenin Anayasa'ya uygunluğuna karşı; yani iptaline yönelik şerhleri bulunuyor. Yalçınbayır, 'Mahkeme yeni davayı görüşürken 104. maddenin bu hükmünü iptal edip, Türkiye'nin kanun değil, hukuk devleti olduğunu gösterecektir' yorumunu ekliyor. Peki, dava seçimi nasıl etkiler? AK Parti, seçmenin zihnini karışmaması için Kanadoğlu'nun isteminin bir an önce sonuçlanmasını istiyor. Zaten istemin genel başkanlık yetkilerine tedbir konulmasına ilişkin kısmının hemen neticelenmesi gerekiyor. Ancak yine de davanın seçim öncesinde görüşülmesi pek mümkün götünmüyor. Bekleyeceğiz ve Türk hukukunun bu sınavdan nasıl çıkacağını birlikte göreceğiz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |