Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ben onu çok sevdim

Ondört yaşında gelin olmuş, yirmibeşinde dul kalmış. yedi çocuk doğurmuş, biri ölü. son dileği nar yemek olan dedem otuzbeş yaşında zatürreden ölmüş. köylük yer. mal, mülk yok. arka çıkacak güçlü hısım akraba yok. bu çocukları nasıl büyüteceksin, yapamazsın demişler. direnmiş, ne çocuklarını evlatlık vermiş, ne de evlenmiş. gençliğini fırında köylülerin ekmeklerini pişirerek geçirmiş. çocuklarından okuyan olmamış. olamamış. ilkokulu bitiren evin geçimine katkıda bulunmuş.

çocukken yaz tatillerimi, köyde, onunla geçirmeyi severdim. altı kiler ve samanlık olan bir evde yaşıyordu. evin salonuna girdiğimde, zemin benim ağırlığımla bile sallanır, ahşabın gıcırtısına, masa üzerinde duran gaz lambalarının birbirine vuran şişelerinin şıngırtısı eklenir ve ben büyülü bir dünyaya adım attığımı sanırdım. pencere önünde boylu boyunca uzayan sedirler, üzerlerindeki kanaviçe örtülere sarılmış duvar yastıkları ve minderlerle, yatıp yuvarlanma isteği doğururdu. pek hoşlanmazdı bundan. düzenden, tertipden yanaydı. bunun yerine duvar içine gömülü pencerelerin önüne minder koyar, oraya oturmamı isterdi. otururdum. camdan, tek tük karağaçın, meşe ağacının, çamın yeşillendirdiği, gölgelenmiş karşıki bayıra, cılız bir dere boyunca kök salmış kavak ağaçlarının ihtişamlı salınışlarına, bostanlarında çalışan insanlara, yoldan geçen koyun sürülerine bakardım.

teyzem evlenmemişti daha. pikaba tülay özer'in "ikimiz bir fidanın güller açan dalıyız"ını ya da neşet ertaş'ın "gönül dağı"nı koyar, eve taze sabun kokusu yayarak sabah işlerine girişirdi. ısrar ederdim. dayanamaz kendi şalvarlarından birini bana giydirir, elinde testileri köyün çeşmesine su doldurmaya giderken mecburen beni de götürürdü yanına. akşam oturmalarına giderlerken de takılırdım peşlerine. genç kızlar oya örer, kanaviçe işler fısıl fısıl konuşurlardı aralarında. yaşlılar düğünlerden, ölümlerden, kuzulayan koyunlardan, çiçek döken fasülyeden bahsederdi. konuşacak bir şeyim yoktu. dinlemeyi severdim ben.

O istemişti, Kur'an okumayı öğrenince ona da öğretmiştim. o günden sonra onu en çok, beyaz örtüleri içinde ya Kur'an'ı başında hatim okurken, ya tesbih çekerken ya da seccadesi üzerinde kaza namazı kılarken gördüm. ezan okunurken nasıl dua etmem gerektiğini o öğretti bana. bir tekerlemeydi bu: "Aziz Allah celle celâluhû / ezanım mübarek olsun / kabrim nûr ile dolsun / ben kabrime varınca / sualim verilmiş olsun". bir de salâ duası var: "Selatim sahi / Allahım bir / Peygamberim nûr / imanım gür". aradan çok zaman geçti, başka dualar da öğrendim. ama hiç biri bana bu ikisinden daha içli, daha gerçekçi gelmedi. hâlâ her ezan ve salâ'da, refleks halinde bunları okurum.

birkaç senedir sık göremiyordum. yılda ancak üç-beş gün. bir ay önce ziyaretine gidip elini öptüm, helâlleştik. ona söylemek istediğim o kadar çok şey vardı ki! nereden başlanır, nasıl söylenir bilemedim ve sustum yine. ama dedemi sordum. elli üç yıl önce yitirdiği, hiç fotoğrafı olmayan dedemi, dedemin yüzünü hatırlıyor muydu? bunu asla unutmayacağım. gözleri ışıldadı. yüzüne, onda daha önce hiç görmediğim bir tebessüm yayıldı, yanakları al al oldu ve dedi: "ben onu hiç unutmadım ki!"

Köyde herkes anneannesine, babaannesine "ebe" dediği için ben de ona öyle derdim. anneannemdi ama en çok "ebem"di o benim. adını aldığımdı. yetmiş sekiz yaşındaydı, hastaydı ve tedavi olmak istemiyordu. geçen hafta bugün, akşam ezanıyla birlikte vefat etti; beraat etti. kefenini tüm teferruatıyla birlikte çok önceden hazır etmişti. ve köyde, evinin tam karşısındaki mezarlıkta toprağa verildi.

şimdi avuçlarımda onun tesbihi var. dokundukça, parmaklarına dokunmuş gibi oluyorum ve dua ediyorum: "Allah'ım ben onu çok sevdim. Sen de sev."


26 Ekim 2002
Cumartesi
 
FADİME ÖZKAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED