|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bugüne dek 35 kitabı Türkçeye tercüme edilen Lübnanlı düşünür ve eğitimci Dr. Fethi Yeken Yeni Şafak'a konuştu
11 Eylül'ün dünya'nın yeni haritasını çıkardığını belirten Dr. Fethi Yeken, ABD'nin böl yönet taktiği ile yeni küçük ülkecikler oluşturmaya çalıştığını ifade etti. Amerikan yönetimini İslam dünyasında yeni Hamid Karzai'ler istediğini belirten Dr. Yeken, ABD'nin tüm yönleriyle İsrail lobisine hizmet ettiğini açıkladı. "Küresel ekonomi islam ülkelerini iflas ettirdi"
Küreselleşme, dünya'ya bir şeye dayatmak ve onu bir şeye zorlamaktır. Dünyanın küreselleşmesi dünyanın bir tarz üzeri yol almasıdır. İslam evrensel bir dindir, fakat küresel değil. İslam, dünya'ya hakkı ve gerçeği anlatır. İsteyen onu alır, istemeyen de reddeder. Ancak küreselleşmede dayatma ve zorlama vardır. Dinimiz ise zorlama ve dayatmayı benimsemez. Küreselleşme, ABD ve İsrail yaşam tarzının benimsetilmesi veya buna zorlanılmasıdır. Küreselleşme ile bizden istenen, ABD'li gibi düşünmek, yemek, içmek, giyinmektir. ABD müziği dinlemek, ürünlerini almaktır. Küreselleşme bugün iki yönüyle kendini hissettiriyor. Biri ekonomik diğeri askeri. Ekonomik küreselleşme sayesinde tüm İslam ülkeleri iflasın eşiğine geldi ve borç batığın battı. Askeri küreselleşme ile dünyanın tüm kara ve denizleri Amerikan askerleri ile donatıldı. İşte budur küreselleşme. Onların gözünde bir insan beş dolar bile etmiyor. 11 Eylül sonrası dünya bir değişim evresi geçirdi. Dünya yeniden bir yapılanmaya doğru gidiyor. Bu merhaleyi nasıl yorumluyorsunuz? 11 Eylül Dünya'nın yeni haritasını ortaya çıkardı. Müslümanlar bu konudaki görüşlerin detaylı bir şekilde açıkladılar. Dünya'nın bir çok yerindeki İslami dergiler ve gazeteler 11 Eylül'ü ele aldı. Bu konuda iki kitap kaleme aldım biri "11 Eylül sonrası İslami Hareketin öncelikleri" adını taşıyor. İkinci kitabımda ise 11 Eylül senaryolarını ele almaya çalıştım. Bu olayı Müslümanların yaptığına dair hiçbir güçlü kanıt yok. Usame bin Ladin'in de bu olayı yaptığına dair hiçbir kesin delil yok ortada. Ancak, bin Ladin bu saldırıları tasvip ettiğini söylüyor. ABD'nin çok içlerinden bazı kişiler olayın arkasında siyonistlerin olduğunu ifade ediyorlar. Çünkü bununla hedeflenen şey, terörizmle savaş adı altında İslami hareketleri yok etmek. ABD ve İsrail güçlü bir ittifak kurdular. İsrail saldırıları arttı. ABD hava yolu şirketleri saldırının hemen ardındane uçaklarda hiç bir Arabın bulunmadığını açıkladı. Tüm haber ajansları bunu kaydetti. FBI tarafından ortaya atılan 19 zanlıdan 5'i hala yaşıyor. Bu ve benzer sorular bunun arkasında başka bir gücün olduğunu gösteriyor. Bu olaydan en çok kimler yararlı çıktı? O şüpheler ile birlikte bu soru sizi cevaba götürebilir. Eğer İsrail lobisi bu olayın arkasında ise amaçlarına ulaştılar demektir. Çünkü artık tüm Müslümanlar zan altında. İslama karşı saldırılar artacak demektir. Kimsenin hukuk dinlediği yok. ABD'nin meydan okumaları ve propagandaları devam ediyor. ABD'nin hedefi İslam ve Müslümanların hepsi. Bush her ne kadar daha sonradan sözünde döndüğünü belirtse bile, bunu bir 'Haçlı Seferi' olarak tanımlamıştı. Miraç Gecesi, tüm Müslümanların gözünün içine baka baka 'Kudüs İsrail'in başkenti' olduğunu ilan etti. 11 Eylül'ün bu gibi çok olumsuz yönleri olmakla birlikte, olumlu yönleri de yok değil. 11 Eylül sonrası on binlerce kişi İslam'ı seçti. İslami yayınevleri İngilizce ve diğer batılı dillerdeki Kur'an meallerinin baskısını yetiştiremiyorlar. 'ABD, İsrail'e hizmet ediyor'
Bir de Hocam ABD 11 Eylül sonrası Müslümanların üzerine yürümeye başladı. Her gün yeni bir uygulamayla İslam'a karşı olduklarını gösteriyorlar. Son olarak ABD Başkanı Bush, kutsal Miraç gecesi "Kudüs İsrail'in başkentidir" dedi. Bu tür uygulamaları nasıl buluyorsunuz? Şüphesiz ABD artık tüm çıplaklığıyla kendini ortaya çıkardı. Artık Amerika'yı asıl vechiyle görebiliyoruz. Daha önceleri kendini saklıyordu. Bu yapmacık ve yalancı ülke tüm çirkinliklerini herkesin görebileceği şekilde sergiledi. Artık ABD'nin İsrail lobisinin kurbanı olduğunu ve İsrail lobisinin çıkarlarını gözettiğini çok rahatlıkla gördük. Biz ABD'nin uluslararası hukuku gözetip, insan haklarını gözetmesini istiyorduk. Oysa ABD yıllardır İsrail'in çıkarlarını gözetiyor. Tarihte bir kez bile ABD'nin Arap veya Müslümanların maslahatını gözettiğini göremezsiniz. O halde ABD'nin açık bir düşman olduğunu bilmemiz gerekiyor. Halktan önce yöneticilerin bunu çok iyi algılamaları gerekiyor. Ancak tüm bunlara rağmen yöneticilerimiz ABD'yi dost olarak görmek istediklerini belirtiyorlar. Halbuki Amerika önden bize gülücükler saçarken, arkamızdan da hançerliyor. Artık buna ne zamana kadar tahammül edeceğiz Allah bilir. Keşke Abdulhamidler olsa
ABD yeni dünya düzenini şimdilerde pratik olarak inşa etmeye başladı. Yakında olası bir Irak saldırısı gözüküyor, Ortadoğu'da yeniden şekillenmeden bahsediliyor. Tüm bu olaylar karşısında Müslümanların tavrı ne olmalı sizce? Gerçekler şunu gösteriyor. Dünya bugün ABD'nin eliyle siyonistlerin isteği çerçevesinde yeniden oluşturuluyor. Yeni oluşturulacak bir Ortadoğu'da İsrail'in bölgede en güçlü ülke olması hedefleniyor. Bunun için Ortadoğu ırksal, grupsal ve mezhebi olarak yeniden bölünecek. Herkese bir küçük devlet verilmeye çalışılacak. Sykes-Picot ile başladı bu ve bugün devam ediyor. Bu Kissinger'in siyasetidir. Yani böl ve yönet. ABD şimdi Arap ve İslam ülkelerindeki yöneticilerden Afganistan'ın başındaki Hamid Karzai gibi olmalarını istiyor. Kim Karzai olmak isterse yönetimde kalır, kim de olmak istemez kendi ülkesinin çıkarlarını ön şart olarak sunarsa onun da işi bitirilmeye çalışılacak. Irak bile bugün Karzai'yi örnek alsa ona bir saldırı olmayacaktır. İşte tüm bunlar gösteriyor ki, bu dönem çok rahat geçmeyecek. Çünkü halklar buna büyük tepki gösteriyor. Amerika her istediğini yapamayacaktır. Ancak, Allah (c.c) istediği her şeyi yapabilir. İslam ülkelerinde yeniden askeri darbeler yaşanabilir. ABD, 11 Eylül'de kaybettiği ihtişamını yeniden ülkeleri korkutarak elde etmeye çalışıyor. Irak'tan sonra sıra Suudi Arabistan ve Suriye'ye gelebilir. Bundan dolayı Arap ve İslam ülkelerinin yöneticileri bu merhalenin ehemmiyetini anlayıp buna karşı birlik içinde hareket etmelidirler. Ancak koltuklarından olmak onları çok korkutuyor. Keşke her biri birer Sultan Abdülhamid olabilse. ABD'nin Ortadoğu'yu yeniden şekillendireceği söyleniyor. Peki bu geçmişte olduğu gibi bugünde halkların istiklal mücadelesi için verdikleri ayaklanmalara neden olabilir mi? Geçmişteki sömürgecilik, bugünkü sömürgecilikten tamamen farklıdır. Geçmişte ayaklanmak kolay idi. Ancak bugün çok zor. Bugün hatta bir çok İslam ülkesinin ordusu bile yok. Mesela Lübnan'ın ordusu yok. Şimdiki durum geçmişten daha vahim. Bugün bizi yönetenlerin çoğu bizim içimizden ama bize sömürgecilerin hukuku ve uygulamaları ile muamele ediyorlar. Kendilerinin bizden olduklarını söylüyorlar ancak her yönüyle başkalarını temsil ediyorlar. Bu daha tehlikeli. Geçmişte Fransızlar, İngilizler ve İtalyanlar vardı. Herkes düşmanını tanıyordu. Fakat, bugün onlar her şeyimize nüfuz etmiş durumdalar. Önce bunlardan kurtulmak gerekiyor. Okullarımızı, kanunlarımızı, müesseselerimizi, kurumlarımızı, bankalarımızı, otellerimizi bunlardan arındırmalıyız. 'İSLAM'A SALDIRILIYOR'
11 Eylül saldırıları sonrası bir grup Müslüman aydın bir bildiri yayımlayarak olayı kınadılar. Saldırıyı kınayanlar arasında siz de vardınız. Ancak tüm bu girişimlere rağmen Batı medyası İslamı terör ile bağdaştırmaya uğraşıyor. Sizce Batı neden bunda hala ısrar ediyor? İslamı terörizmle bağdaştırmaya çalışanlar zaten daha önceleri de İslam'dan hoşlanmadıklarını dile getiriyorlardı. Bu olay onlar için vazgeçilmez bir şey oldu. İçlerinde gizledikleri tüm düşmanlıkları ve kini dışarı attılar. Bizde bunların kim olduklarını öğrendik. Daha önceleri İslam'a saldırmakta çekinenler, şimdi bütün açıklığıyla kendilerini sergiliyorlar. Hatta olay öyle bir safhaya geldik ki, Batılı bazı yazarlar Peygamberimize (s.a.v)'e dahi haşa terörist dediler. Halbuki Allah'u-Teala onu tüm alemlere rahmet olarak göndermişti. Nasıl olur da alemlere rahmet olarak gönderilen biri böyle isimlendirilir. Çağdaşları olan müşrikler bile onu Muhammud-ul-emin olarak adlandırmışlardı. İslam, hiçbir zaman terörü tasvip etmez. Yıllardır dünyayı kana bulayan ABD'dir. Hiroşima'da, Nagazaki'de, Vietnam'da, Kamboçya'da, Güney Amerika'da ve benzeri daha bir çok yerde milyonlarca masumu öldüren ABD değil mi? Siyasal İslam Batı terimidir
Bazı Batılı yazarlar, siyasal İslam'ın iflas ettiği yönünde kitaplar yazdı. Sizce politik İslam bitti mi? İslam ile siyasal İslam arasında bir ayırım yoktur. İslam sadece bir tanedir. Eğer siyasi İslam kavramını benimsersek, o halde siyasal İslam dışında başka bir İslam olduğu da ortaya çıkar. Sosyal İslam, Eğitim İslamı, Ruhi İslam vs gibi. Batılılar bunu bilerek kullanıyor, bunlara karşı çıkmalıyız. Bununla Müslümanları bölmeyi hedefliyor. Kur'an bizi Müslümanlar olarak isimlendirdi. Bunun dışındaki tüm tanımlamaları reddediyoruz. Ümmetin sorunlarıyla ilgilenen, insanları İslam'a davet eden herkes siyasetle uğraşıyor demektir. Her Müslüman bu yönüyle ister istemez siyaset yapmış oluyor. Siyasal İslam gibi terimler Batı'nın uydurduğu terimleridir. Müslümanlar, bu söylemlerin içeriğini anlamadıklarından hemen üzerine konuyorlar. İslam ümmetinin sorunlarıyla ilgilenen her İslami hareket elbette ki, siyasi bir harekettir de. Aynı zamanda sosyal ve yardımsever bir harekettir. Müslümanlar kuşatıcı olmasını bilmelidirler. Müslümanlar birlik olmalı
Siz İslami hareketin çalışma metoduyla ilgili bir çok kitap kaleme aldınız. Son olaylar çerçevesinde sizce İslami hareketler nasıl bir yol izlemeli? Tüm İslami hareketler kendilerini yeniden gözden geçirmeli ve evrensel bir hareket olmanın yolunu aramalıdırlar. Plan ve programlar yeniden oluşturulmalı. Ancak, tüm bunlara rağmen ferdi tassarruflar daha çok ve bu da Müslümanlara zarar veriyor. Eğer bugün bir cemaat evrensel bir programa sahip değilse, o hareket ferdi bir harekettir. Röportaj: Turan KIŞLAKÇI
|
|
|
|
|
|
|