Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Mesut Yılmaz'a kötü haber

Balıkesir bitti. Çanakkalede'yiz... Gece, otel odasında, televizyonda izledim; dışarıda arabalı vapurun vınıltısı, içeride Mesut Yılmaz'ın o bir türlü terbiye edemediği "metalik" sesi... Eceabat'ın ışıklarına dalıp gitmiştim ki, ses "müddei" olunca uyandım.

Yılmaz, partisinin 3 Kasım'da "beklenmedik bir sıçrama" yapacağını anlatıyordu Fatih Altaylı'ya, tane tane ve son derece kendinden emin.

Oysa, daha bir hafta öncesine kadar Meclis'te kalma hesapları yapıyor, korkulu rüya görmemek için de el altından "küskünler hareketi"ni örgütlüyordu.

Ne oldu ki birdenbire?

Hayata küsmüş ve neredeyse ağzını bıçak açmayan Yılmaz, kısa sürede ne değişti ki partisinin baraj sorunu bulunmadığını, üstelik bu seçimde tek başına iktidarı hedeflediklerini, yüzde 20'nin altına düşerlerse bunu "başarısızlık" sayacaklarını dillendirmeye başladı?

Sahi, ne değişti?

Bu beklenmedik çıkış ve "özgüven hareketi"nin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun açtığı "kapatma davası"yla ilgisi olabilir mi?

Olabilir.

Bence tamamen bununla ilgili.

Yılmaz'ın seçim kampanyasını 28 Şubat hassasiyetleri üzerine bina etmesi de tamamen bununla ilgili.

Çünkü Ak Parti merkez oyları bloke etmiş durumda; mevcut şeraitte "merkez sağ"ın, hatta "merkez sol"un kendini "tahkim" etmesi bu blokajın kırılmasına, mümkünse "ortadan kaldırılması"na bağlı görünüyor.

Örneğin, nüanslarda ayrılan iki sağ partinin, zaman zaman iktidar avantajını da kullanarak, "temsil önceliği"ni almak için giriştikleri amansız sidik yarışı, hem bu iki partinin çözülmesine, hem de ANAP'ın "altın çağı"na gönderme yapan AK Parti'nin güçlenmesine yolaçıyor.

Demek ki AK Parti varken, merkezin iki kanadında da sağlıklı bir "bütünleşme" olmuyor.

Olmayacak da...

Merkezi tahkim çabaları bir "mühendislik girişimi" olduğu için, halktan gerekli desteği bulmuyor.

Bulmayacak da...

Geriye bir tek çözüm (!) kalıyor:

AK Parti'ye giden oyları ürkütüp "asıl kanallarına" (diğer partilere) akmasını sağlamak.

İyi de, nasıl olacak bu iş?

"Kapatma davası" bu blokajın kalkmasını sağlayacak mı?

Yılmaz sağlayacağını düşünüyor belki de.

Ama ona kötü bir haberim var:

Bursa'da, Balıkesir'de, Çanakkale'de, hatta Tekirdağ'da temas ettiğimiz insanlar, kapatma davasına rağmen AK Parti'den vazgeçmeyeceklerini, çünkü 3 Kasım seçiminin bir anlamda "referanduma" dönüştüğünü, bu fırsatı değerlendirip özellikle "yasakçıları" ve Türkiye'nin yerinde saymasına yolaçan partileri tasfiye etmek için sandığa gideceklerini, başka bir partiye oy vermek zorunda kalırlarsa da bunun asla ve kat'a ANAP olmayacağını söylüyorlar.

Çok daha kötü bir haber:

ANAP Marmara, Ege ve Trakya'da DYP'nin hayli gerisinde.

Bu üç bölgedeki sıralama, Türkiye ortalamasını da yansıtıyor: AK Parti uzak ara birinci, CHP ikinci, DYP üçüncü...

Tek başına iktidarı hedefleyen ANAP ise, ilk beşte bile değil...


26 Ekim 2002
Cumartesi
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED