T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Helmut Schmidt'ten kısa ama önemli notlar

Büyük paralarla finanse edilen teknik projelerde yer aldıkları ölçüde maddi imkânlarını genişletebilen bilimadamlarına nisbetle sosyalbilimcilerin Alman üniversitelerinde üvey evlat muamelesi gördükleri günler şimdiden geride kalmışa benziyor; zira 11 Eylül'den sonra bilhassa Doğu ve fakat özellikle İslâmiyât sahasında çalışan, dolayısıyla Arapça, Farsça ve Türkçe bilen genç akademisyenlere rağbetin ziyadesiyle arttığı kimsenin meçhulü değil.

Nedendir bilinmez, bir zamanlar oryantalizmin güçlü kalelerinden olan Almanya'da şimdi her vesileyle "İslâm'ı tanımıyoruz" denip duruyor. Kapatılan Refah Partisinin lideri Necmettin Erbakan'ın son Almanya seyahatinde eski Alman Başbakanı Helmut Kohl'u ziyaret ettiği gazetelerde yer almıştı. Hatırlayabildiğim kadarıyla kendileri eski Alman Başbakanlarından Helmut Schmidt'le de bir görüşme yapmıştı. İlginç olanı şu ki Helmudt Schmidt de bu görüşmede Refah Partisi liderine "Ne yazık ki biz hâlâ İslâm'ı bilmiyoruz" itirafında bulunmuş...

Schmidt her ne kadar fiilen köşesine çekilmiş görünüyorsa da hâlâ Almanya'nın muteber devlet ve siyaset adamlarından biri olarak toplum üzerindeki itibarını ve daha da önemlisi etkisini sürdürüyor. Üzerine basa basa hatırâtını yazmayacağını söylese de hâtıralarını içeren kitaplar yayımlamaya devam ediyor.

En son Sandra Maischberger Helmut Schmidt'le yaptığı uzunca bir söyleşiyi kitaplaştırdı. Kitabın adı: "Hand aufs Herz" "Dobra Dobra" (Hamburg, 2002).

Schmidt bu söyleşide kendisinin değilse bile Batılıların İslâm'ı tanımadıkları gerçeğini üstüne basa basa vurguluyor. Çokkültürlülük adına yapılan propagandaları ciddiye almadığını, hatta yabancıların Almanya'ya dolmasından rahatsızlık duyduğunu saklamamakla birlikte "eşit haklar" (dinî eğitim vs.) gibi meselelerde Batı'da ve bilhassa Almanya'da İslâm'a reva görülen muameleyi tasvib etmediğini belirtmekten çekinmiyor.

Söyleşide yer alan şu pasaj "Ne yazık ki biz hâlâ İslâm'ı bilmiyoruz" ifadesini açıkça doğrulamıyor mu?!

- Batılılar üç tek tanrıcı dinin hepsinin de Hz. İbrahim'e, Hz. Musa'ya ve neredeyse bütün Ahd-i Atik peygamberlerine dayandığını, dahası Kur'an'da Hz. İsa'nın ikinci büyük peygamber olarak zikredildiğini bilmiyorlar. (s. 91-92)

Devlet adamlarının bu tür meselelere alâkalarını salt teolojik nedenlere bağlamak hiç kuşku yok ki büyük safdillik olur. Nitekim Schmidt'in aşağıdaki ifadeleri 11 Eylül sürecinin ('süreç' kelimesini sadece 28 Şubat'a tahsis etmemiz gerekmiyor herhalde?!) nazik bir yorumu, hatta biraz cesaretle söyleyecek olursak Alman siyasetinin reflekslerinden biri olarak kabul edilebilir sanırım.

- Uzun bir zamandan beri İslâm Dini'nin de en az Yahudilik veya Hıristiyanlık kadar haklılık ve geçerliliğe sahip bulunduğu ve biz Avrupalıların bunu iyi kavramamız gerektiği kanaatini taşıyorum. Mısırlı Enver Sedat benim dostumdu. Kendisi bilinçli ve inançlı bir kimseydi. Çeyrek yüzyıl önce beni İslâm'la daha çok ilgilenmeye teşvik eden de oydu. Bugün bir dünya dini olan İslâm'la İslâmcı terörizmin üstünkörü özdeşleştiriliyor olmasının Samuel Huntington'ın "Medeniyetler Çatışması" hakkındaki kehanetine gerçeklik kazandırmasına sebep olabileceğinden fevkalâde endişe duyuyorum. (s. 90)

Son olarak bu kitaptan bir de Almanya'daki Türkleri alâkadar eden bir pasaj aktarmak istiyorum:

- Sayın Erhard işgücüne ihtiyacı olduğuna inandığından bile bile Türkleri Almanya'ya çağırmıştı. Fakat bu çok büyük bir hataydı. Bu yüzden şimdi bizler gayet heterojen ve fiilen çok kültürlü bir toplum olarak yaşıyoruz ve bunu bir türlü hazmedemiyoruz. Almanlar yedi milyon insanı bütünüyle asimile etmek kabiliyetini hâiz değillerdir. Üstelik bunu aslâ istemiyorlar da. Onlar derunlarında büyük ölçüde yabancı düşmanıdırlar.

- Almanlar mı?

- Evet, evet.

- Yani siz Alman halkının yabancı düşmanı olduğunu ve fakat yönetimlerinin yabancı dostu olduğunu mu söylemek istiyorsunuz?!?

- Evet, belki böyle de söylenebilir. Gerçi onlar da yabancı dostu sayılmazlardı ya, anayasal zorunluluklara ittibaen böyle davrandılar. (s. 102-103)

Görüyorsunuz değil mi, dünyada neler oluyor?!?


7 Eylül 2002
Cumartesi
 
DÜCANE CÜNDİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED