T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

H A Y A T
GRİP MEVSİMİ GELDİ ÇATTI

Sohbahara girdiğimiz şu günler aynı zamanda grip mevsiminin yaklaştığı anlamına da geliyor. Uzmanlar, vatandaşları grip salgınlarına karşı dikkatli olmaya çağırıyorlar. 1918 yılında 'İspanyol gribi'nden yaklaşık 20 milyon kişi hayatını kaybetti.

İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Selim Badur, gribin, 'Influenza' denilen virüsün, solunum yoluyla insan vücuduna girerek, özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında salgınlara yol açan enfeksiyon hastalığı olduğunu söyledi. Prof. Badur, toplumun yüzde 1'ini etkileyen önemli bir sağlık sorunu olan grip enfeksiyonunun, alt ve üst solunum yollarını tutarak, genellikle ateş, baş ağrısı ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterdiğini kaydetti.

Gribin de nezle gibi, hasta kişilerin bulunduğu ortamlarda, hapşırma ve öksürme yoluyla ve virüs bulaşmış ellerle temas (mesela tokalaşma) sonrasında kolaylıkla bulaştığına dikkat çeken Prof. Badur, hastalığını belirtilerini ise şöyle sıraladı: "Ateş, titreme, baş, sırt, kol ve bacaklarda ağrı, boğaz ağrısı ve kuru öksürük, halsizlik, iştah kaybı, kas ve eklem ağrısı, bulantı, gözlerde yanma ve burun akıntısı."

Prof. Badur, sağlıklı insanlarda gribin, bir hafta içerisinde kendiliğinden iyileştiğini, ancak, kronik hastalık sebebiyle vücut direnci zayıf kalanlarda, kalp-akciğer hastalığı olanlarda, yaşlılarda ve şeker hastalarında, zatürree, beyin ve kalp kası iltihabı gibi ciddi ve ağır seyredip ölümle sonuçlanabilecek hastalıklar görülebileceği uyarısında bulundu.

Gribin daha önceden de bilinmesine rağmen, aslında 1918 yılında yol açtığı büyük salgınla gündeme oturmuş bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Selim Badur, 'İspanyol gribi' yüzünden 1918 yılında yaklaşık 20 milyon kişinin öldüğünü bildirdi. Prof. Badur, daha sonra da ufak çapta salgınlar görüldüğünü, mesela, 1957 yılında 'Asya gribi' ve 1968 yılında 'Hong Kong gribi' salgınlarının, oldukça büyük sayıda insan topluluklarını etkilediğini söyledi. Prof. Badur, 1957-1985 yılları arasında ortaya çıkan 16 salgının her birinde ABD'de 10 bin-40 bin arasında ölüm vakası kaydedildiğini sözlerine ekledi.

Aşı tavsiye ediliyor ama...

Son yıllarda gribe karşı aşı olunması gerektiği sık sık gündeme gelmesine rağmen, grip aşısının da bu hastalığa karşı kesin çözüm olmadığı belirtiliyor. Bir defa grip aşısı olanların, bünye aşıya alıştığı için, her yıl aşı yaptırmaları gerekiyor. Bu hastalıkla, geçmişte çeşitli yollarla savaşılmasına rağmen henüz tam anlamıyla tedavi edilmediğini vurgulayan Prof. Dr. Selim Badur, halen gripten korunma yollarının başında ve en etkili yöntem olarak aşılanmanın geldiğini, aşının yararlı olması için, salgın başlamadan önce yapılması gerektiğini kaydetti. Aşı için en uygun başlangıç zamanının eylül-ekim ayları olduğunu belirten Prof. Badur ayrıca, aşıyla kişilerin yıl boyunca korunmuş olacağını, ancak gribe sebep olan virüsler her yıl değiştiği için, her yıl yeniden aşı yaptırmak gerektiğini açıkladı.

Prof. Dr. Selim Badur, küçük çocukların ve 65 yaşından büyük olan kişilerin en önemli risk grubunu oluşturduğunu bildirerek, bunların dışında, özellikle şeker ve böbrek hastaları, astım ve kronik akciğer hastalığı olanlar, transplantasyonlu organ nakli yapılmış hastalar, bakım evlerinde ve huzur evlerinde kalanlar, bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi gören kişiler, anne adayları (gebeliğin 3. ayından sonra), 6 aylık veya daha büyük bebeklere de grip aşısı yaptırılması gerektiğini kaydetti. Prof. Badur, yumurta alerjisi olanlara da grip aşısı yapılamayacağı konusunda uyarıda bulundu.

 
Durmuş'un Bağdat çıkarması
Sağlık Bakanı Osman Durmuş, 100 kişilik bir heyetle birlikte Irak Sağlık Bakanı Ümit Mithat Mübarek'in davetlisi olarak Irak'a gitti.
Sorunu çocukta aramayın!
Eğitim-öğretim yılının başlamasına kısa süre kala, "çocuğum sorunlu" diyerek psikiyatri uzmanlarına başvuranların büyük bölümünde, çocuklardan çok kendilerinin sorunlu oldukları ortaya çıktı. Konya Numune Hastanesi Psikiyatri Servisi'nden Uzm. Dr. İlhan Nazlısöz, özellikle okul çağına gelen çocuklarla ebeveynlerin iyi iletişim kurmasının çocuğun gelecekteki başarısını etkileyen çok önemli bir unsur olduğunu söyledi. Okul öncesi ya da okul çağındaki çocuklarında sosyal uyumsuzluk ve psikolojik sorun olduğunu düşünen anne babaların sık sık kendilerine geldiğini beliten Nazlısöz, şöyle konuştu: "(Çocuğum sorunlu) diyerek bize başvuran ebeveynlerin azımsanmayacak bir kısmının çocuklarının değil, kendilerinin sorunlu olduğunu görüyoruz. Bunlar çok titiz, çocuğunu koruma içgüdüsüyle hareket eden ebeveynler oluyor."
Adana Huzurevi talebi karşılayamıyor
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na (SHÇEK) bağlı olarak hizmet veren ve kapasitesi tamamen dolu olan Adana Huzurevi'nde kalabilmek için çoğunluğu ücretli 96 kişinin sırada beklediği bildirildi. Huzurevi Müdürü Nurdan Kama, 90'ı erkek toplam 163 yaşlının kaldığı, tam kapasiteyle hizmet veren huzurevine girebilmek için 96 kişinin sırada beklediğini, bunlardan 67'sinin ücretli, 29'unun ise ücretsiz kalma talebinde bulunduğunu bildirdi. Sırada bekleyenlerin 44'ünün bayan, 47'sini ise erkek olduğunu belirten Kama, şunları kaydetti: "Gösterilen ilgi, toplumun huzurevlerine artık (düşkünler yurdu) olarak bakmadığını ve bunun artık bir sosyal ihtiyaç haline geldiğinin bilincine varıldığını ortaya koyuyor. Ancak, taleplere cevap verememek bizi üzüyor."
7 Eylül 2002
Cumartesi
 
Künye
Temsilcilikler
Reklam Tarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED