|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
New York ve Washington'da Amerika'nın küresel hegemonyasının sembollerine yönelik saldırıların üzerinden bir yıl geçti. Saldırının ardından bütün dünyada ilan edilen olağanüstü hale rağmen, ortaya atılan iddialar ve enformasyon dayatmasının ötesinde, saldırılarla ilgili gerçek anlamda hiç bir kanıt ortaya konulmadı. Ancak dünya, bu bir yıl içinde görülmemiş bir hızla ABD'nin siyasi ve askeri denetimi altına girdi. İnanılmaz bir saldırganlık ve açgözlülükle küresel düzeyde istila ve yağma harekatı başlatıldı. En önemlisi, ABD'nin başlattığı savaşla 11 Eylül saldırıları arasındaki bağlantı koptu. Afganistan harekatı ve sonrası dünya, ABD'nin "terörle savaş" kisvesi altında ekonomik, siyasi ve askeri alanda ulusal stratejilerini planlı bir şekilde hayata geçirdiğini ve "terörle savaş" politikasını ulusal çıkarlarına tahvil ettiğini gördü. Bir yıl gibi çok kısa bir sürede en temel insan hakları ve bireysel özgürlükler yok edildi, uluslararası hukuk rafa kaldırıldı, uluslararası kurumlar devre dışı bırakıldı, sivil toplum örgütleri baskı altına alındı, uluslararası sözleşmeler unutuldu, dünyanın her köşesinde insanlar gözaltına alınıp aylarca sorgusuz-sualsiz hapislerde tutuldu, hemen her Amerikan askeri üssü esir kampı haline geldi, katliamlar/toplu mezarlar dönemi başlatıldı, diktatörler güç kazandı, askeri bürokrasi her şeye hakim olmaya başladı. ABD dış politikası uluslararası hukuk normu haline geldi. Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana enteleküel temelleri atılan "İslam tehdidi" kampanyası fiili savaşa dönüştürüldü. Avrupa ve Amerika'dan Singapur'a kadar Müslümanlara karşı korkunç bir nefret körüklendi. İslam'a ve İslami olan her şeye karşı küresel çapta tasfiye harekatı ve kanlı bir savaş başlatıldı. Müslümanlar ekonomik, siyasi, kültürel ve sosyal hayattan kovuldu. Dünya nüfusunun üçte biri düşman ilan edildi. Müslümanlara ABD'nin ve küresel sermayenin önceliklerine göre belirlenmiş bir İslam anlayışı dayatıldı. "İslamcı terör" ve Yeni Petrol Savaşı
"İslamcı terör" palavralarıyla kamufle edilen kirli, ahlaksız ve kanlı bir yağma harekatı başlatıldı. Fas'tan Endonezya'ya kadar bütün İslam dünyası ABD askeri gücü ile kuşatıldı. Orta Afrika'dan Ortadoğu'ya, Kafkaslar ve Orta Asya'dan Güney Asya ve Güneydoğu Asya'ya kadar petrol ve doğal gaz kaynaklarının, bu kaynakları dünyaya ulaştıracak boru hatlarının geçeceği güzergahların ve ünlü su yollarının denetim altına alınması için görülmemiş bir askeri harekata start verildi. 11 Eylül'den önce planlanan Afganistan operasyonuyla Amerika Kafkaslar'a ve Orta Asya'ya yerleşti. Batı Afrika'da ve Basra Körfezi'nde dev askeri üsler kuruldu. Filipinler, Tayland ve Singapur'da da üsler kuruluyor. Orta Asya'dan sonra Irak harekatıyla küresel savaşın Ortadoğu cephesi başlatılacak. Ardından da Endonezya merkezli Güneydoğu Asya cephesi. Bütün bunlar "İslamcı terörle savaş" propagandası altında insanlığa yutturulmaya çalışılıyor. Bugün 140 ülkede Amerikan askeri var ve bu ülkelerin yarısında ABD askeri üsleri bulunuyor. Amerika, birçok ülkenin iç politikasında seçilmiş yönetimlerden çok daha belirleyici. Petrol şirketleri ve silah lobisi Amerikan askeri gücünü kullanarak yepyeni bir dünya sistemi ve dünya haritası şekillendiriyor. Kuveyt'i kullanarak Irak'ı provokasyona getirip Körfez Savaşı'na zemin hazırlayan, Saddam'a Kuveyt'i işgal ederse askeri tepki göstermeyeceğine dair güvence veren, savaş sonrası ayaklanan Kürtler'i ezmesi için Kuzey Irak üzerindeki hava denetimini kaldırıp Saddam'a yol açan ABD, şimdi Kürtler'i yeniden harekete geçiriyor. Orta Asya petrol ve doğal gazından sonra Ortadoğu enerji kaynaklarını da denetime alma amacıyla başlatılacak bu savaş, bizlere, "Irak'ın kimyasal silahları" ve "Saddam rejiminin devrilmesi" palavralarıyla sunuluyor. Çünkü "İslamcı terör" palavrası Irak'ta işe yaramıyor. Hani bu terörle savaştı? Yarın İran, Suriye ve Suudi Arabistan için de bu tür saçma propagandalarla kitlelerin zihni ipotek altına alınacak. Saddam sonrası demokratik Irak yönetimi kurulacakmış, Ortadoğu'da değişim başlayacakmış... Bütün diktatörler ve otoriter yönetimler ABD desteğiyle ayakta. Orta Asya'da, 50 yıldır Ortadoğu'da yapıldığı gibi, otoriter yönetimler ABD desteğiyle iktidarlarını sağlama aldı. Saddam gidecek yerine ülke kaynaklarını ABD'ye sunacak yeni bir diktatör gelecek. "Yeni petrol savaşı" enerji kaynaklarını ulusal refahı için kullanma ve ekonomik bağımlılıktan kurtulma amacıyla kullanmayı planlayan her ülkeyi hedef alacak. Petrol şirketleri için 250 bin kurban
Irak'a saldırının nasıl bir insani felaketle sonuçlanacağını kimse tartışmıyor. 16 Şubat 1991'de başlayan Irak'a yönelik hava saldırıları tam 42 gün sürdü. Sivil-asker ayırımı yapılmadan Irak halkı, kentler ve köyler 42 gün boyunca bombalandı. Sivil-asker ayırımı yapılmadan bütün tesisler, evler, okullar, hastaneler, camiler, sivil araçlar, yollar, barajlar, fabrikalar, tarım arazileri yok edildi. Asker-sivil, kadın-erkek, yaşlı-çocuk ayırımı yapılmadan korkunç bir katliam yapıldı. Sadece sivil hedeflerin bombalanması sonucu 25 bin insan öldü. Hava bombardımanı daha sona ermeden Kızıl Haç 113 bin kişinin öldüğünü açıkladı. Bunların yüzde 60'ı çocuktu. Silahlarını bırakan on binlerce Irak askeri katledildi. ABD birliklerinin komutanı General Norman Schwarzkof, 100 bin Irak askerinin öldürüldüğünü bildirdi. Binlerce Irak askeri canlı canlı çöle gömüldü. On kilometre boyunca her iki yakasında ceset yığınları oluşan Irak-Kuveyt otoyoluna "Ölüm yolu" adı verildi. Her tür yasak silah kullanıldı. Kitlesel imhaya yol açan silahlar Irak halkı üzerinde denendi. Napalm bombalarıyla petrol kuyuları ateşe verildi. Savaş sonrası uygulanan ambargo yüzünden ölen beş yaşın altındaki bebeklerin sayısı 500 bin... Petrol adına, doğal gaz adına, boru hatları adına, Amerikan petrol şirketlerinin trilyonlarca dolarlık zenginliklerini daha da artırma adına, Amerika'nın "eskiyen diktatörleri yenileriyle değiştirme" politikası adına Körfez Savaşı'nda en az 250 bin Müslüman ABD ve müttefikleri tarafından katledildi. Yeni Irak saldırısı, ardından Suudi Arabistan'ı, Suriye'yi, İran'ı hatta Türkiye'yi de içine alacak bölgesel kaos, kaç Müslüman'ın hayatına malolacak? Petrol ve silah lobisinin sözcüleri olan Bush ailesi ve Cheney için bu bedeli ödemeyi vicdanı kabul eden insan olabilir mi? Topyekün bir köleleştirme harekatı ile karşı karşıyayız.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |