|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Zaman zaman bu sütunlarda, gazete, dergi, kitap ve televizyon kanallarında yapılan Türkçe yanlışlarından örnekler veriyoruz.. Kitap yapacak, devamlı yazacak kadar ustalaşmış yazarların acele yazmaktan yahut dalgınlıktan bu yanlışlara meydan vermeleri pek muhtemeldir.. Aydınları ve kalem erbâbını tereddütte bırakan bazı ifade şekilleri ve cümle klişeleri, bu çeşit yanlışlıkların doğmasına sebeb olabilmektedir. Aslında hatâlı olan bir kullanma şekli, pekçok kişi tarafından doğru zannedilmektedir. Ayrıca dilimiz bir bahriummândır, bir hazînedir.. O sebeble nâtıkamıza ve hâfızamıza galat söyleyişlerin sinmesi ve yapışması da görülmemiş şeylerden değildir.. Bu hususları kaydettikten sonra şunu hemen belirtelim ki, önemli yazarların yanlışlarını bulmak, Türkçe'yi bilen bir kişi için bir mârifet olmaktan ziyâde, yazı yazanları daha dikkatli yazmaya teşvik eden ve bazı genel hatâların, okuyucular ve yeni kuşaklar tarafından tekrarlanmasını önleyen bir hizmet olsa gerektir. Ayrıca; basını, son zamanlarda en ciddî gazete ve mecmuâlarda bile görülen dizgi ve baskı yanlışlarının nasıl en aza indirilebileceğinin tedbirlerini bulmaya sevketmekte bir etki yaratması umulur.. Bundan böyle bu sayfada işaret edeceğimiz Türkçe hatâlarının, bu görüşler dâiresinde değerlendirilmesi gerekir.. Meselâ Doğan Hızlan arkadaşımız, 17 Ağustos 2002 tarihli Hürriyet'te yazısına şöyle başlık atmış: (ben bir dehâ mıyım?) olmadı Sayın Hızlan: "ben bir dâhî miyim?" demeniz gerekirken mecazımürsel yoluyle böyle yazmışsınız.. Ayni şekilde: "ben bir zekâ mıyım?" diyemeyiz, ama (o zât, ülkenin büyük zekâlarından birisidir) cümlesi, doğru bir söyleyiştir.. Çünkü zekâ kelimesi bir deyim haline gelmiştir.. Rıza Tevfik'in "Felsefe dersleri" isimli eserini sâdeleştiren Doç. Dr. Münir Dedeoğlu, Sayfa 18'de (belki bu kadîm üslub, günümüz okuyucusu için alışagelmedik bir durumdu) demiş. doğrusu (... alışılmadık bir durumdu) olacaktır.. Ama bu da hoş bir ifade değil, "üslub, durum olur mu?" Güngör Sayarı, kitabının adına (ne çok güldüğümüz şeyler) demiş. Yani bu adı vermiş.. "Çok güldüğümüz şeyler" demek istiyor.. İstiyor ama, Türkçe'yi bozduğunun farkında değil, veya bunu bir orjinallik sanıyor.. Sabah gazetesi haberlerin üzerine haberi yazanı belirtirken (siyaset muhabiri) demiş. Gazetecilikte bunun adı "siyasî muhabir"dir ve bir terimdir. 13 Ocak 2002 tarihli Hürriyet'te Doğan Uluç'un yazdığı "Newyork-Newyork" başlıklı yazıda (kara haberler gına getirdi) diye bir spot verilmiş.. Haber gına getirmez, gına getirtir. Çünkü deyim böyle.. Yâni doğrusu: (kara haberler gına getirtti) olacaktır. 17 Temmuz 2002 tarihli Milliyet'in sürmanşeti: (Takımı küme düşürmem) Milliyet bu hatâyı nasıl yapar? Takım takım yazı müdürleri, musahhih ve yazarları görmez mi bu hatâyı? Şaşılacak iş!.. Doğrusunun (takıma küme düşürtmem) olması lâzımgelmiyor mu? (takımı düşürmem) sözü doğrudur ve (takımı) kelimesi orada nesnedir. (Takımı küme düşürmem) deyince araya bir başka nesne, yani (küme) kelimesi giriyor.. Binaenaleyh, (takımı küme düşürmem) diyemezsiniz...
|
|
|
|
|
|
|