|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
BERLİN (Almanya)- Almanlar için en hassas konuların başında 'Anti-Semitizm' konusu geliyor. Bir tür 'tabu' bu konu. İsrail'i biraz fazlaca eleştirmek, ya da içinde olumsuz bir Musevi tipi bulunan roman yazmak gürültü kopması için yeterli. Seçime giden ülkede, partiler, ülkeyi nasıl yöneteceklerinden çok, 'anti-Semitizm' eksenli tartışmalara taraf oluyorlar... Jamal Karsli, adının hatırlattığı gibi, bize fazla uzak olmayan bir coğrafyadan. Suriye doğumlu Karsli politikaya meraklı bir Alman vatandaşı. Daha önce 'Yeşiller' üyesiyken yakınlarda Hür Demokrat Parti'ye (HDP) geçmiş. Kuzey Rhine-Westphalia eyaleti parlamentosu üyesi. Gürültüyü hafifçe başlatan, İsrail'in Filistin'e saldırıları üzerine, "Şaron Nazi yöntemleri uyguluyor" sözü olmuş Karsli'nin; büyüten ise, parti sorumlusu Juergen Moellemann'ın, Karsli'yi eleştiren Almanya Yahudiler Merkez Komitesi (AYMK) başkan yardımcısı Michel Friedman için, "Friedman, bu sözleriyle anti-Semitizm'e esin kaynağı oluyor" demesi... HDP karışınca Karsli yeni girdiği partiden istifa etti; ancak bölgesinde olağanüstü etkili bir politikacı olan Moellemann yerinde durmaya devam ediyor. Moellemann'ın "Musevi vatandaşlarımızı rencide ettiysem özür dilerim" demesine, AYMK başkanı Paul Spiegel'in, "İstifa ve özür benim için yeterli" açıklamasını yapmasına rağmen, emin olun, Almanya'da yer yerinden oynuyor... Ülkedeki Musevi oyları yanında kaynaklarına da göz diken diğer partiler, 'Karsli Olayı'nı kaşıyıp duruyorlar... Çok itibarlı gazetelerde "Bu kadarı yeter; bunlar yerinde kalması gereken tabuları yıkmaya çalışıyorlar" biçiminde özetlenebilecek başyazılara sebep olan bir başka gelişme de henüz piyasaya çıkmamış bir roman. Almanlar'ın en ünlü romancılarından Martin Wassel, 'Bir Eleştirmenin Ölümü' adlı yeni eserinde, edebiyat dünyası üzerinde egemen bir eleştirmen tipi çiziyor. Hiç de hoş olmayan bu tiplemeye uyan bir eleştirmen, yazarın kendisini öldürme fantazilerini de içeren bu son romanından rahatsız. Musevi asıllı eleştirmen, "Canavarca" bulduğu roman için "Anti-Semitik böğürtü" demekten de çekinmemiş... Eserler piyasaya geniş reklâm kampanyaları eşliğinde çıkıyor artık; bizde de, Almanya'da da... Walser'in adı satış garantisi olsa bile, kopan gürültü romanının satışını daha da artıracaktır. Ancak, gürültü bir reklâm kabuledilebilirliğini çoktan aşmış bulunuyor. Gazetelerde yazılanlara bakılırsa, eleştirmen ve eleştirmeni romanlaştıran, zaten varolan saflaşmanın iki tarafı... Ciddi Frankfurter Allgemeine Zeitung'un yayıncısı, Walser'e bir maktup göndererek, "Romanın anti-Semitik klişelerle dolu; Naziler'in yarım bıraktığını tamamlamaya mı çalışıyorsun?" suçlamasında bulunduğunu açıkladı. Unutmayın: Gürültünün sebebi, öldürülmesi üzerine zihninsel cimnastik yapılan 'roman kahramanı' eleştirmenin gerçek hayatta birine uyması ve onun da Musevi asıllı olması... Muhafazakâr Die Welt, "Maskeler düşüyor, Federal Cumhuriyet'le ilgili savaş-sonrası tanımlar değiştirilmeye çalışılıyor; oysa açık veya gizli anti-Semitizm tabu olmaya devam etmeli" diye yazdı. Daha önceki romanlarından başlayarak ülkesinin Nazi geçmişiyle kişisel yüzleşmesini gerçekleştirmeye çabalayan Walser'in bütün yaptığı, anlaşıldığı kadarıyla, yine kendisinden hareketle bir döneme ayna tutmak. Bu tartışmanın iki tarafını teşkil eden romancı (Martin Walser) 75, eleştirmen (Marcel Reich-Ranicki) 82 yaşında; ikisi de Nazi dönemini hatırlayacak ve değerlendirecek olgunlukta insanlar... Ailesinden Nazi cehennemine uğramaktan kurtulan tek kişi eleştirmenin kendisi; romancı ise Nazilere katılmış bir annenin oğlu. Walser, romanlarında, o 'geçmişi' ile yüzleşiyor zaten... Burada güya bir seçim kampanyası yaşanıyor. Oysa, bir seçimi çok aşan, bir ulusun 'tabu' geçmişinin günümüze taşınması sayılabilecek konular tartışılıyor. Politik hırsa sahip bir göçmen olan Jamal Karsli da, fantazilerle dolu 'Bir Eleştirmenin Ölümü' romanı da bahane aslında... Almanya için ilginç bir dönem.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |