T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

G Ü N D E M

Nazlı Ilıcak: Devlet ağır bir yük altında

TBMM Basın Sorunları Araştırma Komisyonu'nda konuşan Nazlı Ilıcak, medya patronlarının yeni RTÜK Yasası'yla istediklerini elde ettiklerini belirtti ve devletin ağır bir yük altında kaldığını söyledi.

Gazetemiz yazarlarından Nazlı Ilacak, basın hürriyetinin sınırlarını medya patronlarının belirlediğini vurguladı ve devletin ağır bir yük altıda kaldığını savundu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Basın Sorunlarını Araştırma Komisyonu ANAP Milletvekili Aydın Ayaydın başkanlığında Dolmabahçe Sarayı'nda toplanarak gazeteci ve yazarımız Nazlı Ilıcak'ı dinledi. Komisyona bilgi veren gazeteci Nazlı Ilıcak "Basın hürriyetinin sınırlarını medya patronları belirliyor. Medya, siyaset ve ticaret ilişkileri sadece bizim iddiamız değildir. Bu düşünce hem çok sayıda kişi tarafından benimsenmiştir hem de olaylarla teyit edilmiştir" dedi.

'RTÜK Yasası tehlikeli'

1999 seçimlerinden hemen sonra durumu ortaya çıkarmak için bir araştırma önergesi vermiş ve çeşitli belgelerle basındaki kötüye gidişi gözler önüne serdiğini belirten Ilıcak, "Daha o tarihte gazete sahiplerinin aynı zamanda banka sahibi olmasına temas ediyordum. RTÜK Yasası değişikliğinin tehlikelerini sıralıyordum. Promosyon çıkmazına kamu ihalelerine giren gazete patronlarını ele alıyordum. Giderek daha çapraşık bir hal alan menfaat ağından söz ediyordum. Aradan geçen 3 yılda işler düzelmedi. Daha da kötüye gitti. Bazı medya patronlarının bankalarına el konuldu. Devlet ağır bir yük altında kaldı. RTÜK'teki değişiklik patronların istediği istikamette gerçekleşti. Medyanın o çok desteklediği Enerji Bakanı'nın adı yolsuzluk iddialarına karıştı ve istifa etmek zorunda kaldı" dedi.

Nazlı Ilıcak, medyanın iş takipçiliğine de değinerek Mesut Yılmaz'ın 21 Ekim 1995 tarihli "Kırmızı Koltuk" programındaki açıklamasına değindi. Ilıcak, Yılmaz'ın, Star TV'de yayınlanan konuşmasını da değerlendirirken, "Bugün medya halkın menfaatlerini koruyan değildir. Tam tersine bir bölüm medyayı kastediyorum. Örnek veriyorum, Sabah gazetesini özellikle kastediyorum. Halkın sıkıntılarını dile getiren değil, halkın dertlerine tercüman olan değil, tam tersine halkın Türkiye'de olup bitenleri anlamasını engellemeye çalışan, halkın iktidar hakkında gerçekçi sağduyulu bir değerlendirme yapması önünde engel teşkil eden bir unsur haline gelmiştir. Türkiye bu şekilde bu sorunları aşamaz. Demokrasimizin bugün en önemli sorunlarından birisi işte bu bir bölüm medyadır. Satılmış medyadır. Halkın sesi engelleniyor. Halkın sesini yansıtması gereken halkın bu konuda sağlıklı karar vermesine yardımcı olması gereken medya bu görevini bırakmış iktidarla menfaat ortaklığına girmiş. Hep bir bölüm medyayı kastediyorum. Bunun belgeleri var elimizde. Sağlanan menfaatler o kirli pazarlıkların hepsini biliyorum" dedi.

'Doğan'a müdahale edilmedi'

Ilıcak, Basın Kanunu'nun 5. ve 7. maddeleri uyarınca porno yayıncılıktan mahkum olmuş kişilerin mevkute sahibi olamayacağını hatırlatarak, Aydın Doğan'a müdahale edilemediğini söyledi. Konu basın patronu ise siyasetin suskun kaldığını da belirten Ilıcak, araştırma önergesinde bazı telefon kayıtları ile gazetelerin iş takibi için kullanıldığının gözler önüne serildiğini de söyledi. Ilıcak, Turgut Yımaz ile ilgili Sabah Gazetesi'nin Turgat Ciner'le birlikte satın aldığı iddialarının da olduğunu söyledi. Toplantıda konuşan Basın Konseyi Genel Başkanı Oktay Ekşi de seçim kampanyalarında şantaj haline getirilen yerel basının bundan kurtarılması gerektiğini vurguladı.



12 Haziran 2002
Çarşamba
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED