|
|
|
|
29 Ekim'de Burhan Felek Salonu'nda güreşler vardı. Tribünlerdeki yerimi aldığımda bir dönemin en iyi hakemlerinden Alp Cilasun yanıma geldi, ABD'den yeni dönmüş "Sana, İrfan Kaplan'dan çok selam getirdim" dedi. İrfan, şu güreş dünyasında belki de benim en iyi arkadaşım olan rahmetli Hamit Kaplan'ın kardeşidir. 30 yıldır ABD'de yaşıyor. Bir anda bu selamla Türk Güreşi'ne eşsiz emekleri geçenleri (Vehbi Emre, Celal Atik, Yaşar Erkan, Nasuh Akar, Mehmet Oktav, Adil Candemir) hatırladım. Bu Türkiye pek garip! İşte örneği: Hayatı boyunca güreşçilerle didişen, 1948 Londra Olimpiyadları'nın 6 altın adamını 1952 Helsinki Olimpiyadları'nda güreştirmeyen Burhan Felek'in adını taşıyan bir salonda güreş yapılıyor, gerçek kahramanlar unutturuluyor. Güreşin lügatini ve tarihini yazdığım için bir dönemin Spor Bakanının beni mahkemeye vermesi de başka bir örnek. Her ne hal ise, orada Bulgaristan Kafilesi Başkanı, Güreş Federasyonu Başkanımız Osman Şansal'la bana (neden bana anlamadım), üstünde Kara Ahmed'in fotoğrafı bulunan birer kupa armağan etti. Ertesi gün Sakarya Akyazı'ya gittim, Kırkpınar'da Deste'den Baş'a kadar güreşen 3 yıl da Ağalık yapan Zülküf Karabulut'un (Aykus) ağabeyi Burhan Aykus rahmetli olmuştu. Cemeat çok kalabalıktı. Kırkpınar Ağalarından Fethi Atan, Dünya Şampiyonu ve Başpehlivan rahmetli Adil Atan'ın oğlu Uğur Atan'ı, Akbalık Güreşleri Ağalarından Yaşar Zimba'yı, Altın Kemerli Ağa Alper Yazoğlu'nu Bomba Kemal'i (Demirsüren) gördüm. Geçen yıl bütün operasyonlara imzasını vuran Tuğgeneral Emin Hoş, yeğeni Kenan Sabay, Albay Vedat Akyurt da bu son görevdeydiler. General Emin Hoş "Kahve içmeden bırakmam" dedi. Her yıl Sarayiçi'ne gelip "Aliciğim Kanarya Adaları'nda yaşıyorum. Övünmek için değil, bilgi için söylüyorum, dünyanın en güzel evine sahibim, konuğum ol" diyen Kenan Sabay israr etti, hep birlikte tepelere çıktık balık yedik. Tıpkı Avusturya Alpleri gibi oralarda ne güzel lokantalar kurmuşlar. 2 Kasım Cumartesi günü ise Zincirlikuyu'daydım. Oktay Kurtböke'yi ölüm yıldönümünde andık. Eşi, kızı, Bakan Erdoğan Toprak, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ü gördüm. Bakan Toprak'a "Önemli işler yaptınız, uğur getirdiniz, dilerim sizi aratmayan bir bakan göreve gelir" dedim. Herkes arabalı, ben yaya idim. Görmesinler diye sağa değil, sola saptım dönüş yolculuğuna çıktım. Öyle bir kulvara gelmişim ki, gazeteci Bülent Dikmener, Ayhan Işık, Sadri Alışık, Muhafız Alayı'nın unutulmaz Komutanı, aynı zamanda Çoban Mehmed'in hamisi General İsmail Hakkı Tekçe, uzaktan yakınım olan Profesör Dr. Ali Eset Birol, Ahmet Bedevi Kuran ve Şevket Rado gibi tanınmış simaların kabirleri başından birer Fatiha okuyup da geçerken: "Şu Türkiye ne entresan, yaşadığı sürece güreşçilerle didişen Burhan Felek'in adı bir güreş salonuna veriliyor, nice emektarlar unutuluyor" diye bir kere daha düşündüm.
ALTIN YILDIZ
İlk mağazaları Sultunahmed'deki Katırcıoğlu İş Hanı'ndaydı. Tezgahta Baki Boyner Bey dururdu. Şimdi 50. yılı kutlandı. Osman Boyner demiş ki (gazetelerde okudum) "Bu müesseseyi biz 5 ekmek parasına 1.5 milyon lira'ya kurduk" Ekonomistler de bu sözleri kuzu-kuzu yazmışlar. 1952 yılındaki 1.5 milyon lira, bugünün 12 milyon Amerikan Doları'dır. Türkiyemizin ekonomisi böyle olursa ekonomi yazarları da işte böyle olur.
NAFİZ KAYALI
8 yıl önce Yozgat'ta görüşmüştük. Sonrasında birbirimizi kaybettik amma muhterem Kayalı'nın Diyarbakır Valiliğiyle hizmetini sürdürdüğünü biliyordum. Dünyanın en güzel evine sahip (?) fakat eşiğinden içeri kimseyi sokmayan Kenan Sabay'ın davetinde Tuğgeneral Engin Hoş, Alper Yazoğlu'na "Sizi fizik olarak Sayın Kayalı'ya benzetiyorum" deyince Yazoğlu: "O da benim gibi Bayburtlu'dur" dedi. Nafiz Kayalı, uzun zamandır Karabük Valisi. Kulaklarını cınlattık böylece Vali Kayalı'nın. Geleneksel Spor Dalları Federasyonu Başkanlığı yapan Alper Yazoğlu da belki birgün hemşehrisi gibi halka hizmet yolunu seçer! Kimbilir...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |