|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Güller kokuyor duyuyor musunuz?
Türk-İslam medeniyeti bir gül medeniyeti. Öyle bir medeniyet ki bütün gül bahçelerini ve o bahçelerdeki bütün gülleri Efendiler Efendisi'nin terinden yaratılmış farzeder. Ve O'na yazılmış gül şiirleri, bülbül olmayı güle tazim makamında kendisine iş edinmiş "aşk yazarı" İskender Pala'nın derlediğiyle "Gül Şiirleri"nde. Ramazan ayının bu ilk gününde, kokuyu siz de alıyor musunuz? Gülü tarife ne hacet, ne çiçektir biliriz" mısraı dünyanın her yerinde söylenebilir; ancak hiçbir edebiyatta, sanırız Türk şiirindeki kadar müstesna anlamlar kazanmamıştır. Gül her iklimde yetiştirilebilir, ancak onun has bahçesi yine Türk klasik şiiridir. Orada güllerin binbir çeşidinden, elvan elvan kokusundan, katmer katmer renginden bahisler açmak, bâb bâb tarhlar düzenlemek, deste deste mânâlar devşirmek mümkündür. Eski lügatler güle 'çiçek' anlamı vermiş, gülü çiçeğin cins adı olarak tanımlamıştır. Başka bir ifade ile bütün çiçeklerin adıdır gül. Ama çiçeklerin en gözdesi, en seçkini bizim de bildiğimiz 'gül çiçeği' olduğu için bugün 'gül' denilince yalnızca kırmızısı, pembesiyle; yedivereni, katmerlisiyle o kırmızı çiçeği anlarız. Gülden bir medeniyet Bir gül medeniyeti olan Türk-İslam medeniyeti, öyle bir medeniyet ki; bütün gül bahçelerini ve o bahçelerdeki bütün gülleri Efendiler Efendisi'nin terinden yaratılmış farzeder. Gülün adı anıldıkça O'na salavat getirir. Fuzulî üstadımız O'nu diğer bütün güllerden ayıran şah beytinde şöyle der: "Suya versin bağban gülzarı zahmet çekmesin / Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzare su." (Bahçıvan, gülleri tek tek sulayacağım diye zahmet çekmesin, isterse gül bahçesini baştan başa suya versin. Her ne yaparsa yapsın, dünya denen bahçede senin gibi bir gül daha açılacak değildir; Ey Muhammed!) O Peygamber ki hayâ ve edep timsali olmakla, utanan kişilerin yanakları hâlâ gül gibi kızarır. Allah dostu İbrahim Halilullah ateşe atıldığı za-man orası bir gül bahçesine döndüğüne göre, gül bir cennet çiçeği midir dersiniz? Gül deyince kalem ele yapışıverir, satırlar sayfalara dizilip sökün eder, siz de bilirsiniz. Lâle Devri'nin adı çıkmıştı; oysa Gül Devri'ni yaşamaktaydı dünya dünya olalı ve kâinat Güllerin Efendisi için şifrelenmişti. Meğer bütün şiirler onu anlamak, bütün sözler onu söylemek için dile gelmişti. 'Aşk yazarı'nın gülleri Tarih boyunca yazılmış gül şiir-lerinden yüzlerce antoloji çıkarmak mümkün. Söz 'Gül'e gelince birdenbire güzelleşiyor, renk ve ıtır buluyor çünkü. Bülbül olmayı güle tazim makamında kendisine iş edinmiş bir "aşk yazarı" İskender Pala da, bir derlemeyle iktifa ediyor. L&M Yayınları'ndan çıkan "Gül Şiirleri"nde seçtiği şiirleri tarihten bugüne doğru düzenliyor. Gül gibi bir kitap olan Gül Şiirleri, Divan Şiiri'nden Tekke Şiiri'ne, Saz Şiiri'nden Tanzimat sonrası Türk Şiiri'ne kadar güle adanmış yüzlerce şiiri içeriyor. Ve Hoca'nın Güllerin Efendisi için yazdığı nefis denemeler, gül yazıları aralarına serpiştiriliyor. Deneme ile şiir iç içe, gül ile yaprağı kucak kucağa. Dilek bir şefaat tazarrusu, Güllerin Efendisi'nden bir nihanice gamze.
Leyla ile Mecnun'u hatırlayın, ya da elemi? Prof. Dr. İskender Pala. Nam-ı diğer "Divan edebiyatını sevdiren adam". Son on-on beş yılın birikimi olan bütün eserlerini tek bir yayınevi çatısı altında toplamaya karar veren Pala, kurduğu yayınevinin adını L&M koydu. L&M nedir? diyenlere de şöyle dedi: "Aşkı tanımayan bir okuyucuya L&M'nin ne anlama geldiğini açıklamak haylice zordur. Çünkü bir yazar, aşk konusunda istediği kadar tarih deneyimine sahip olsun, yüzyılları kuşatan öyküler anlatsın, yazdığı kitapların konusu herkesin can sıkıcı bulduğu Divan Edebiyatı ise, elemin ilginç sözler söyleyeceğine kimseyi inandıramaz. İşte o yüzden, elemi tanımlamak yerine aşkı örneklendirmeyi yeğledim ve Leyla ile Mecnun mesnevisini hatırlamalarını istedim." Ve L&M'den peşpeşe pek çok kitap çıkardı. İşte onlardan kimisi: Güldeste, İki Dirhem Bir Çekirdek, Kudemenın Kırk Atlısı, Gözgü, Tavan Arası, Kahve Molası, Âyine, Efsane Güzeller, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü. Gül!..
Şarkın ateş renkli çiçeği!
|
|
|
|
|
|
|
|