|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Körfez savaşı sırasında ABD'nin savunma bakanlığını yürüten Chaney'in Irak'a düzenlenmesi muhtemel bir operasyon öncesi ziyaret ettiği ülkeler listesine kabaca bir göz atılması bile Amerika'nın hangi dengeleri dikkate aldığını göstermeye yetiyor. Irak operasyonunun sadece bu ülkenin komşularıyla ilgili sınırlı, lokal bir sorun olmadığı gibi, başkan yardımcısının gündemine giren "ikna konu başlıkları" da bir o kadar önemli. Bu iki faktör, yani "konu başlıkları ve muhatabı ülkeler"in listesi Irak konusunda hangi unsurların belirleyici olacağını, daha dogrusu Ortadoğu denkleminin hangi zemine oturduğunu bu diplomatik trafiğe bakarak bile çıkartabiliriz. Bu nedenle Chaney'in, Türkiye'ye gelmeden önce yaptığı temaslarda Irak'tan çok Filistin ve İsrail sorununun gündeme gelmiş olması tesadüfi değildir. Irak operasyonunu Irak sorunu olduğu kadar aynı zamanda Filistin ve İsrail sorunu olduğunun bir kez daha altı çizilmiş oldu. Denklemi doğru okuyanlar için, Körfez Savaşının en önemli sonuçlarından birinin aynı zamanda İsrail- Filistin ilişkilerini de yeniden düzenleyen bir operasyon olduğu bir gerçektir. Aradan geçen on yıl sonunda da Filistin'de gerilimin maksimum noktaya tırmanmış olması ile Irak operasyonunun ısrarla gündeme taşınması arasında benzer nedenler bulunmaktadır. Bu nedenle ABD olası bir Irak operasyonu öncesi, operasyondan doğrudan etkilenecek komşu ülkelerin sorunları kadar hatta daha çok Filistin'deki gerilimin bir şekilde çözmek zorunluluğunu hissetmektedir. Arap ülkeleri ABD temsilcisi ile Irak'tan çok Filistin ve İsrail ilişkilerindeki dengesiz durumun halledilmesi için pazarlık yapmaktadır. Ve bu süreç harekat ne şekilde yapılırsa yapılsın devam edecektir. Filistin sorunu belli bir noktaya getirilmeden ABD'nin Irak konusunda rahat hareket etmesi çok kolay olmayacağı ortada.
Mayınlanan arkabahçe
Geniş anlamda Ortadoğu coğrafyasını, dar anlamda komşu olması nedeniyle Türkiye'yi ilgilendiren ırak ve Filistin konusu bir bütün içinde ele alınmadan ne ABD ne de Türkiye'nin istediği sonucu elde etmesi zor görünüyor. Muhtemeldir ki Irak'taki bir düzenleme genel anlamda Ortadoğuyu, özelde Filistin'deki dengeleri doğrudan etkileyecek sonuçlara gebedir. ABD başkan yardımcısı Dick Cheney'in İsrail'den sonra Ankara'da gerçekleştirdiği üst düzeyde görüşme trafiği beklenen frekansta cereyan etti. Türkiye'nin Amerika'yı Irak konusunda izlediği Ortadoğu strateji ile "ikna etmesi"nin mümkün olup olmadığı, Türkiye'nin genelde Ortadoğu sorununa nasıl yaklaştığı sorusuna verilecek cevapta aranmalıdır. Türkiye Irak'ın bütünlüğü, ekonomik zarar gibi statik bir söyleme kilitlenmiş görünüyor. Sanki Irak sorununda Türkiye ile ortak sınırı olmaktan başka faktörler etkili değilmiş, Türkiye'nin ekonomik gerekçelerden başka bölge ve Irak'la ilgisi yokmuş gibi davrandı. Oysa belirttiğimiz gibi, Türkiye Filistin sorununu da sahiplenerek Irak konusunda ABD ile tutarlı bir pazarlığa girebilseydi "iyi niyet" yardımıyla ikna edilmiş bir ülke konumuna düşmezdi. Filistin sorunu Araplar için olduğu kadar hem jeopolitik, hem jeokültürel gerçekler nedeniyle Türkiye'nin stratejik ilgi alanına girmektedir.
Tankların bedeli
Oysa tam bu nokta Türkiye kendi hinterlandını mayınlayarak İsrail'e tank ihalesini vermesinin, bırakınız Filistin davası, Türkiye'nin çıkarları ile açıklanabilir bir yanı yok. Türkiye bu hareketle Irak'tan önce halledilmesi gereken Filistin diye bir meselenin olduğu kozunu yitirmiştir. Batı Şeria ve Gazze'ye giren İsrail tanklarının maliyetini finanse eder duruma düşmüştür. Ekonomik olarak bu ihalenin uzun vadede Türkiye'ye ne büyük zarara yol açtığı daha önce basında tartışıldı (örneğin Fatih Altaylı bu konuda hayli kapsamlı yazılar yazdı). Stratejik açıdan Türkiye'yi bölgeden koparacak, Amerikan politikalarının uzantısı bir misyona itecek her girişimin bize ve gelecek nesillere ağır fatura çıkaracağı kesin. Ekonomik ve stratejik olarak gelecek nesillere kesilen fatura bir yana, bunun siyasal ve kültürel yansıması daha vahim bir manzara arz ediyor. Bu tür ilişkiler geliştikçe Türkiye daha dış müdahalelere açık, daha tepeden inmeci siyasal yapılanmaya doğru gidiyor. "Dış destekle irticayı önledik"lerini söyleyen başbakan yardımcısının dış destekten hangi adresi kastettiği ve sonuçları üzerinde düşünmek gerek... Türkiye'nin, Filistin-İsrail sorunu Irak operasyonundan ayrı tutarak, gerçekçi ve tutarlı bir Ortadoğu stratejisi geliştirmeden ABD'nin savaşa sürüklemesini önlemesi mümkün değildir. Ne tarihi tecrübemiz, ne ahlaki/dini/kültürel sorumluluğumuz ne de çıkarlarımız böylesi bir ilişki biçimine onay vermiyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |