T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Cheney kiminle konuşacağını biliyor

Bazı Ankaralı gazeteciler, ABD Başkan Yardımcısı Cheney'nin, yerleşik protokol kuralları ve siyasi teamüle aykırı olarak Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu ile başbaşa görüşme talebinde bulunmasına çok şaşmış görünüyorlar.

Başbakanın atlanarak genelkurmay başkanı ile görüşülmesinin 'şık' bir talep olmadığı inancındalar.

Oysa Cheney'nin pratik bir politikacı olduğu anlaşılıyor.

Gündemindeki meseleleri, aradan aracıları çıkararak doğrudan görüşmek istemesi Türkiye'nin görünümüne bakılarak normal karşılanmalı.

Herhalde, neredeyse her hafta, generallerin siyasi konularda, ülkenin yönetimi ile ilgili olarak konuştuklarını sadece biz biliyor değiliz.

Bunu bütün dünya izliyor.

Türkiye'deki rejimin nasıl bir rejim olduğunu uluslararası think-tank kuruluşları gayet güzel ifade ediyorlar.

"Türkiye yarı askeri bir cumhuriyettir" diyorlar.

Daha geçen hafta muvazzaf generallerin –ki bunlardan biri Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri idi– Avrupa Birliği ile ilişkiler ve Türkiye'nin yeni dış politika önceliklerinin ne olması gerektiğine ilişkin açıklamalarını dinledik.

Susurlukçu emekli generallerin Susurluk itirafları olmasaydı hala aynı konuyu tartışıyor olacaktık.

Cheney geldi ve nihayet Irak meselesi Türkiye'nin gündemine girebildi..

Susurluk meselesine ve emekli generallerin çarpıcı itirafları ile gelişen sürece ara vermek zorunluluğu ortaya çıktı.

Şimdi, Irak sorununun Türkiye için nasıl hayati bir sorun olduğunu yeniden hatırlıyoruz.

Cheney'nin gidişinin ardından emin olun bunu da en kısa zamanda gündemimizden çıkartacağız.

Çünkü daha Cheney Türkiye'deyken Türkiye'yi yönetenler ve Ankaralı gazeteciler yakınmaya başlamışlardı.

"Irak savaşının söylentisi bile Türkiye'nin turizm gelirlerinden 8-9 milyar doları hemen silip süpürür. Aman, bu mesele hiç olmazsa sonbahara kadar küllenebilse..."

Belki de devlet yetkililerinin Cheney ile yaptıkları görüşmelerde bir tek bu zaman meselesi konuşuldu.

"Aman şu Irak'ı vurma işini sonbaharda yapın. Hiç olmazsa bu yaz şu turizm gelirlerinden olmayalım."

Medyada da bakıyoruz mesele neredeyse bu noktaya indirgenmiş durumda.

Hani, Cheney çıkarıp nakit olarak 9 milyar dolar verse, neredeyse kimsenin gıkı çıkmayacak.

Tabii, Ankaralı gazetecilerin hükümete atfen verdikleri haberlerden, Cheney'e karşı kesin bir tavır takınılarak bazı taleplerde bulunulduğunu öğreniyoruz ama bu taleplerde hem yeni bir unsur göremiyoruz, hem de samimiyet...

Mesele şu:

Türkiye'nin Irak konusundaki asıl derdi Saddam devrilirken Irak'ın toprak bütünlüğünün bozulmaması, Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin kurulmaması ve savaş nedeniyle Türkiye'nin zararlarının karşılanması.

Bu, MGK'da Irak konusunda belirlenmiş 'Milli Mutabakat' olarak zaten biliniyor.

Buna bir de göstermelik olarak, Saddam'ın devrilmesinden sonra Kuzey Irak'taki Türkmenler'in haklarının ve statülerinin korunması maddesi eklenmiş durumda.

Oysa bunların hepsi protokol. Cheney'nin genelkurmay başkanı ile doğrudan görüşmek istemesinin ardında da bu yatıyor.

Türkiye'nin Saddam'ın devrilmesine yönelik ABD operasyonuna ya da Irak'ın işgali planına kesin destek vereceği Ecevit'in ABD'yi ziyareti sırasında Başkan Bush'a ifade edilmişti.

Türkiye, Kuzey Irak'a ilişkin çekincelerini birer ikişer geri çekiyordu. Hele, IMF'nin son 16 milyar dolarlık alışılmadık kredisinden sonra, herhangi bir çekincesinin kalmadığı da muhakkak.

Türkiye, öyle görünüyor ki ABD'nin Irak'a yönelik operasyonunda ona kayıtsız şartsız destek verecek.

İleri sürdüğü şartlar –turizm gelirlerine ilişkin endişeler de dahil– bilinen, beylik talepler.

Kuzey Irak'ta başta Kürtler olmak üzere kimsenin Kürt devleti ilan etmek gibi bir niyeti bulunmuyor.

Irak'ın bölünmesi meselesine gelince: Şartlar gerektirirse ABD, Irak'ın bölünmesine yeşil ışık yakabilir ve Türkiye de buna ses çıkaramaz ama buna da gerek olmadığını sanıyorum.

Son olarak, Saddam'ın devrilmesi operasyonuna Türkiye'nin, Kuzey Iraklı Kürtlerle birlikte katılması senaryosuna ne diyorsunuz?

ABD'nin Irak'a yönelik her türlü faaliyetinde en kilit müttefiki Türkiye...

ABD'nin verdiği destekle Saddam'a karşı korunan, gelişen ve güçlenen Kuzey Irak'taki Kürt yönetimleri için de en belirleyici güç yine Washington.

Cheney Türkiye'de askerlerle belki de bunları konuştu.

O kimlerle ne konuşulması gerektiğini iyi biliyor.


21 Mart 2002
Perşembe
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED