|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Gizli kanunla ilgili sözü dün şöyle bağlamıştık: "O kanunun da en geç 2425 yılına kadar ne olduğu anlaşılır." Bir şair "Ohoo..." dedi; çok fazla bulmuştu. Az fazla değil doğrusu. 2425 yılına tamı tamına 423 yıl var. 423 tane yaz geçecek, 423 tane kış ve o kadar ilkbahar, sonbahar. 154395 defa doğup batacak Güneş ve Ay. Dünya'nın yaşına oranla hiçbir şey değilse de bize göre "Ohoo..." dedirtecek ölçüde gerçekten. Bu arada neler olabilir tahmin etmeye çalışalım. İnsanların ortalama ömrü biraz uzayabilir, boy ortalaması biraz artabilir ama, bugün hayatta olanların hiçbirisi bulunmayacak o tarihte. "Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor." Mesut Bey, Devlet Bey, Bülent Bey ve Rahşan Hanım olmayacak. Demirel olmayacak. Ben de, sen de. Oturduğumuz binalar bile yok olacak. Yıkılacak hepsi; ya depremden ya da yerine yenisi yapılmak için. Bugünkülerin yerine yapılanlar bile yok olup, onların yerine yapılanlar da aynı akıbeti paylaşacak. Kalırsa büyük anıtlar kalır ancak. Haritalar değişecek, devletler kurulacak, devletler batacak. 1579 tarihinden günümüze kadar neler yaşandığını bir düşünün, bu tarihten sonrasında olacaklara biraz ışık tutabilir.
Kriz var, benzin yok
Ankara İstanbul karayolu üzerinde bir benzin istasyonuna uğramış geçenlerde çok değer verdiğim bir dostumuz. Dinlenme tesisleri olarak bilinen Düzce yakınlarında bir yer. Lokanta kısmında yemek yerken, tesis sahibiyle sohbet etmişler. "İşler nasıl?" diye soracak olmuş bizimki; adam dertli, bir anlatmaya başlamış ki, bin ah işitmiş masa etrafındakiler. - Otuzbeş kişi çalıştırıyordum, çoğunun işine son vermek zorunda kaldım. Şu anda onaltı personelle idare etmeye çalışıyoruz. Onların da maaşlarını ödemekte zorlanıyorum. Krizin tam göbeğindeyiz sizin anlayacağınız. Müşteri sayısında büyük düşüş olduğunu, nakit sıkıntısı çektiğini uzun uzun anlatmış istasyon patronu. - Çark zor dönüyor Mustafa Bey... Adeta taşıma suyla döndürmeye çalışıyoruz değirmeni. Parasını yatırıp benzin alamıyoruz. Depolarımız boş. - İnanılacak gibi değil, benzin istasyonunda benzin yok. Yani şimdi biz depoyu dolduramayacak mıyız? - Valla durum böyle. Geçenlerde Devlet Bey uğradı... Bizim burayı beğeniyor galiba, daha önce de gelmişti. O gün son gelişinde, biz yine parayı yatırıp benzin almamışız. Depolar boş. Devlet Bey konvoy halinde geldi, yedi-sekiz araba vardı. Benzin olmadığını öğrenince çok şaşırdı. Şimdi biz Mustafa Bey'in yalancısıyız, o da patronun. Doğrusunu Devlet Bey bilir. Ama söylenen doğru ya da yanlış, sonuç farketmiyor; kriz var, benzin yok, çark dönmüyor. DÜNYA ŞİİR GÜNÜ Bugün Dünya Şiir Günü. Uzun bir aradan sonra yazdığım ve Kırklar dergisinde yayımlanan son şiiri görmek ister misiniz? Beyhude
İlkbaharın ilk yaprağıydım geldiğimde
Sözlerimin şifresini kim çözer bilmem
Sabrımı ölçüyordu eminim ki sahibim
SEÇME ZEVKİ
Bernard Şov, bir gün 'seçme zevki' üzerine karısıyla iddialaşıyormuş. Sonunda dayatmış: - Boşuna inat etme hanım, erkeklerin seçme zevki kadınlarınkinden daima üstündür! Karısı bu gerçeği kabul etmiş: - Haklısın Bernard, sen eş olarak beni seçmişsin, bense koca olarak ancak seni seçebildim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |